Sürdürülebilirlik yoksa dijitalleşmenin de bir anlamı yok
Sürdürülebilirlik yoksa dijitalleşmenin de bir anlamı yok
Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Derneği Başkanı Kadir Ceran: Sürdürülebilirlik yoksa dijitalleşmenin de bir anlamı yok.
Haber Giriş Tarihi: 01.05.2026 15:49
Haber Güncellenme Tarihi: 01.05.2026 16:01
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.dijitalhaber.com.tr
Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Derneği Başkanı Kadir Ceran, odmd.org.tr sayfasında yayımlanan söyleşisinde dijitalleşme, sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm konularında soruları cevapladı.
Dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik bugün neredeyse her sektörde konuşuluyor. Sizce bu iki kavram neden artık birlikte ele alınmak zorunda?
Dijital teknolojiler, sürdürülebilirlik hedeflerinin uygulanabilirliğini sağlar. Sürdürülebilirlik ise dijital dönüşümün yönünü belirler. Karbon ayak izini ölçmeden azaltamazsınız. Veri toplamak için nesnelerin interneti ve sensör altyapısı kurmak gerekir. Literatür bu süreci “ikiz dönüşüm” olarak tanımlıyor. Dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm kavramlarını ayırmak metodolojik bir hatadır. Sadece dijitalleşmek yetmez. Dönüşüm enerji tüketimini artırıyor ve kaynak verimsizliği yaratıyorsa, sürdürülebilir bir model kurmuyorsunuz demektir. “Ne kadar dijitaliz?” yerine, “Ne kadar sürdürülebilir dijitaliz?” sorusu daha anlamlıdır. Üzerinde yaşanabilir bir gezegen olmadığı durumda, dijital olmanın bir anlamı yoktur. Özellikle otomotiv sektöründe elektrifikasyon, bağlantılı araçlar ve mobilite platformları bu ikiz dönüşümün merkezinde yer alıyor. Fabrikalarda uç bilişim cihazları ve sensörler kullanıyoruz. Yapay zekâ algoritmaları ile üretim hatlarındaki devasa veriyi işleyip operasyonları optimize ediyoruz. Derin öğrenme modelleri sayesinde makine duruş sürelerini önceden tahmin ediyoruz. Rekabet hiç olmadığı kadar sertleşiyor. Bu iki konsepti entegre etmeyen kurumlar, finansal ve fiziksel kaynaklarını boşa harcar.
Dijital dönüşüm süreçlerinde en sık yapılan hatalar neler? Kurumlar genellikle hangi noktada zorlanıyor?
Dönüşüm teknoloji ile değil, kültür ile başlar. Zihniyet, liderlik yaklaşımı ve karar alma biçimi değişmelidir. Teknoloji sadece hızlandırıcı bir araçtır. Dönüşüm üst yönetim ile başlar, ekipler ile anlam bulur. Güçlü bir liderlik gereklidir.
Kurumlar, yabancı bir yazılım lisansı satın almayı teknoloji yatırımı sanıyor. Bence şirket kültürünü değiştirmek daha önemli. O nedenle uzun zamandır “üçüz dönüşüm” kavramını kullanıyorum.
Bu yolda en çok gördüğüm hatalar şunlar:
• Teknik tarafı doğru anlamamak (örneğin “ikiz dönüşüm” konusu).
• İş modelini değiştirmeden doğrudan otomasyon odaklı yatırımlar yapmak.
• Anlamlandırılmayan devasa verilerle stratejisiz ilerlemek.
• Departmanlar arası bilgi silolarını inatla korumak.
• Değişim yönetimi ve çalışan eğitimini bütçelerde son sıraya atmak.
Eski iş yapış biçimlerini bırakmak, kurumların en çok zorlandığı noktadır. Şirketler, eski performans göstergeleri ile yeni dünyayı yönetmeye çalışıyor. Bugün sıfırdan başlasak, bu işi yine böyle mi yapardık? Bütün paydaşları farklı bir bakış açısı ile aynı masaya oturtmayan kurumlardan inovasyon beklemeyin. Her şeyi bilmekten ziyade, polimat kimliğiyle doğru sorular soran; farklı noktaları ve insanları birbirine bağlayan bir liderlik tipine ihtiyacımız var.
Girişimcilik ekosisteminde dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik farkındalığını nasıl görüyorsunuz?
İTÜ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi (Ginova) Danışma Kurulu Üyesi olarak ekosisteme baktığımızda, girişimlerin dijital ve yeşil dönüşümü büyük kurumlardan çok daha hızlı içselleştirdiğini görüyoruz. Özellikle iklim teknolojileri, mobilite ve yapay zekâ tabanlı verimlilik çözümleri son dönemde ciddi bir ivme kazanmış durumda. Bu girişimler adeta doğuştan dijital ve doğuştan sürdürülebilir bir bakış açısıyla yola çıkıyor. Genç girişimcilerdeki farkındalık seviyesi oldukça yüksek. Ancak iş modeli derinliği ve ölçeklenebilirlik konusunda hâlâ gelişim alanları bulunuyor. Sürdürülebilirliği yalnızca bir pazarlama unsuru olarak konumlandıran girişimler ise etki ölçümü tarafında zayıf kalıyor. Ayrıca sadece yazılım geliştirmek ya da mobil uygulamalar üretmek, büyük ölçekli endüstriyel iklim sorunlarını çözmek için yeterli değil. Özellikle donanım odaklı girişimlerde “ölüm vadisi” olarak adlandırılan kritik geçiş sürecini aşmak çok daha zorlu bir yolculuk gerektiriyor. Bu noktada odaklanmamız gereken temel başlıklar net. Problemi merkeze alan ve gerçek dünyaya dokunan donanım prototipleri geliştirmek, robotik, ileri malzeme bilimi ve yapay zekâyı bir araya getiren derin teknoloji girişimlerine yönelmek kritik önem taşıyor. İTÜ’de bu vizyonla hareket ederek üniversite, sanayi ve yatırım dünyasını aynı masada buluşturan bir yapı kuruyoruz. Açık inovasyon modelleriyle, kurumsal firmalar, girişimler ve akademi arasında gerçek bir iş birliği zemini oluşturmayı hedefliyoruz. Buradaki temel soru şu: Bu ekosistemde yalnızca yatırım mı yapıyoruz, yoksa birlikte dönüşüyor muyuz? Bu yaklaşım doğrultusunda İTÜ bünyesinde iki yeni programı da hayata geçirdik. Özellikle proje takımlarına odaklanan bu yapılarla, girişimciliği sadece bir fikir aşamasından çıkarıp, somut ve ölçeklenebilir çözümlere dönüştürmeyi amaçlıyoruz.
Önümüzdeki 5–10 yıl için baktığınızda, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik alanında hangi eğilimler daha belirleyici olacak?
Önümüzdeki 5–10 yılı “verimlilik” ve “dayanıklılık” yılları olarak tanımlıyorum. Bu dönemin en kritik kazanımı ise karar kalitesinin artması olacak. Artık sezgiyle değil, veriyle hareket eden bir iş dünyasından söz ediyoruz. Asıl farkı yaratacak olan ise sadece hızlı olmak değil, doğru yönü bulabilme yeteneği. Bu dönüşümün merkezinde birkaç temel teknoloji başlığı öne çıkıyor. Yapay zekâ destekli tahmine dayalı bakım ve enerji optimizasyonu çözümleri, operasyonel verimliliği ciddi ölçüde artıracak. Dijital ikizler ve simülasyon teknolojileri, fiziksel prototip maliyetlerini neredeyse sıfıra indirerek Ar-Ge süreçlerini hızlandıracak. Blokzincir tabanlı sistemler, tedarik zincirinde şeffaflık sağlayarak döngüsel ekonomi modellerini güçlendirecek. Endüstriyel robotik ve humanoid robotlar ise insan gücünü tehlikeli ve tekrarlı işlerden kurtararak hem verimliliği hem de iş güvenliğini yeniden tanımlayacak.
Dijital dönüşümün sürdürülebilirliğe katkısı ise üç somut başlıkta ortaya çıkıyor. İlki görünürlük. Emisyon, enerji, su ve atık verileri artık gerçek zamanlı izlenebilir hale geliyor. Bu, yönetilemeyen hiçbir alanın kalmaması anlamına geliyor. İkincisi optimizasyon. İleri analitik sayesinde aynı çıktıyı daha az kaynakla üretmek mümkün hale geliyor. Üçüncüsü ise katılım. Tedarikçilerden müşterilere kadar tüm paydaşların sürece dahil edilmesi, sürdürülebilirliğin sadece bir şirket hedefi olmaktan çıkıp ekosistem yaklaşımına dönüşmesini sağlıyor. Bu noktada en kritik yatırım alanlarından biri de insan kaynağı. İş gücünün teknolojik yetkinliklerle yeniden eğitilmesi, dönüşümün sürdürülebilirliği açısından belirleyici olacak. Aynı zamanda yapay zekânın tükettiği enerji ile ürettiği değer daha fazla sorgulanacak ve “yeşil yapay zekâ” kavramı önümüzdeki dönemin önemli başlıklarından biri haline gelecek. Bugün dijital dönüşümü hızlandırıyoruz. Ancak asıl soru şu: Yönümüz doğru mu? Çünkü hız, yön doğru değilse yalnızca daha hızlı hata yapmanızı sağlar.
Otomotiv sektörü bugün nerede ve geleceğini nasıl öngörüyorsunuz? Bu alandaki çalışmalarınızdan da bahseder misiniz?
Otomotiv sektörü artık klasik bir donanım üreticisi kimliğinin ötesine geçerek uçtan uca hizmet sunan bir mobilite ekosistemine dönüşüyor. Rekabetin ekseni de köklü bir şekilde değişmiş durumda. Bugün üstünlük, yalnızca motor gücüyle değil; yazılım kabiliyeti, veri yönetimi ve bağlantılı sistemler üzerinden belirleniyor. Araçlar artık sadece bir ulaşım aracı değil, sürekli internete bağlı, veri üreten yüksek performanslı bilgisayarlar haline geldi. Türkiye açısından bakıldığında güçlü üretim altyapısı ve tedarik zinciri önemli bir fırsat sunuyor. Ancak bu avantajın sürdürülebilir olması için Tier 1 ve Tier 2 tedarikçilerin dijital ve yeşil dönüşümü hızla tamamlaması gerekiyor. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, karbon ayak izini ölçemeyen ve yönetemeyen tedarikçileri doğrudan rekabet dışı bırakacak. Bu noktada yan sanayi hiç olmadığı kadar kritik bir rol üstleniyor. OEM’lerin odağında kusursuz üretim yer alırken, asıl rekabet avantajı alt sistemlerin entegrasyonundaki bilgi birikimiyle şekilleniyor. Bu dönüşümün sağlıklı ilerleyebilmesi için öncelikle yan sanayide dijital olgunluk seviyesinin yükseltilmesi gerekiyor. TÜBİTAK TÜSSİDE’nin DDX+ modeli bu alanda önemli bir referans noktası sunuyor. Bununla birlikte otonom sürüş algılayıcıları ve gelişmiş batarya yönetim sistemleri gibi yüksek katma değerli teknolojilerin yerli olarak geliştirilmesi kritik öneme sahip.
Elektrikli araçların yalnızca bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda mobil enerji depolama birimleri olarak kurgulanması da dönüşümün önemli bir parçası. Araçtan şebekeye teknolojileri bu anlamda yeni bir enerji ekosisteminin kapılarını aralıyor. Döngüsel ekonomi perspektifinde ise lityum iyon bataryaların ikinci ömür kullanımı hem maliyet hem de sürdürülebilirlik açısından stratejik bir alan olarak öne çıkıyor. Bu dönüşümün başarısı, KOBİ’lerin de sürece dahil edilmesiyle mümkün. Dijital, yeşil ve insan odaklı dönüşümün birlikte tasarlanması, ekosistemin bütünsel olarak güçlenmesini sağlayacaktır. Bugün otomotiv markalarının dev yazılım şirketleriyle kurduğu iş birlikleri, sektörün yönünü açıkça gösteriyor. Gelecek; kusursuz mekanik tasarımı, yapay zekâ ve temiz enerji ile entegre edebilenlerin olacak. Sosyo-ekonomik açıdan bakıldığında ise bayi ağlarının dönüşümü ve şarj altyapısının yaygınlaştırılması, bu değişimin vazgeçilmez unsurları arasında yer alıyor. Aynı şekilde finansman modellerinin de bu yeni mobilite dünyasına uyum sağlaması gerekiyor. Sonuç olarak bu dönüşümü yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil; kültürel ve stratejik bir yolculuk olarak gören kurumlar, önümüzdeki on yılın kazananları olacak.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sürdürülebilirlik yoksa dijitalleşmenin de bir anlamı yok
Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Derneği Başkanı Kadir Ceran: Sürdürülebilirlik yoksa dijitalleşmenin de bir anlamı yok.
Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Derneği Başkanı Kadir Ceran, odmd.org.tr sayfasında yayımlanan söyleşisinde dijitalleşme, sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm konularında soruları cevapladı.
Dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik bugün neredeyse her sektörde konuşuluyor. Sizce bu iki kavram neden artık birlikte ele alınmak zorunda?
Dijital teknolojiler, sürdürülebilirlik hedeflerinin uygulanabilirliğini sağlar. Sürdürülebilirlik ise dijital dönüşümün yönünü belirler. Karbon ayak izini ölçmeden azaltamazsınız. Veri toplamak için nesnelerin interneti ve sensör altyapısı kurmak gerekir. Literatür bu süreci “ikiz dönüşüm” olarak tanımlıyor. Dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm kavramlarını ayırmak metodolojik bir hatadır. Sadece dijitalleşmek yetmez. Dönüşüm enerji tüketimini artırıyor ve kaynak verimsizliği yaratıyorsa, sürdürülebilir bir model kurmuyorsunuz demektir. “Ne kadar dijitaliz?” yerine, “Ne kadar sürdürülebilir dijitaliz?” sorusu daha anlamlıdır. Üzerinde yaşanabilir bir gezegen olmadığı durumda, dijital olmanın bir anlamı yoktur. Özellikle otomotiv sektöründe elektrifikasyon, bağlantılı araçlar ve mobilite platformları bu ikiz dönüşümün merkezinde yer alıyor. Fabrikalarda uç bilişim cihazları ve sensörler kullanıyoruz. Yapay zekâ algoritmaları ile üretim hatlarındaki devasa veriyi işleyip operasyonları optimize ediyoruz. Derin öğrenme modelleri sayesinde makine duruş sürelerini önceden tahmin ediyoruz. Rekabet hiç olmadığı kadar sertleşiyor. Bu iki konsepti entegre etmeyen kurumlar, finansal ve fiziksel kaynaklarını boşa harcar.
Dijital dönüşüm süreçlerinde en sık yapılan hatalar neler? Kurumlar genellikle hangi noktada zorlanıyor?
Dönüşüm teknoloji ile değil, kültür ile başlar. Zihniyet, liderlik yaklaşımı ve karar alma biçimi değişmelidir. Teknoloji sadece hızlandırıcı bir araçtır. Dönüşüm üst yönetim ile başlar, ekipler ile anlam bulur. Güçlü bir liderlik gereklidir.
Kurumlar, yabancı bir yazılım lisansı satın almayı teknoloji yatırımı sanıyor. Bence şirket kültürünü değiştirmek daha önemli. O nedenle uzun zamandır “üçüz dönüşüm” kavramını kullanıyorum.
Bu yolda en çok gördüğüm hatalar şunlar:
• Teknik tarafı doğru anlamamak (örneğin “ikiz dönüşüm” konusu).
• İş modelini değiştirmeden doğrudan otomasyon odaklı yatırımlar yapmak.
• Anlamlandırılmayan devasa verilerle stratejisiz ilerlemek.
• Departmanlar arası bilgi silolarını inatla korumak.
• Değişim yönetimi ve çalışan eğitimini bütçelerde son sıraya atmak.
Eski iş yapış biçimlerini bırakmak, kurumların en çok zorlandığı noktadır. Şirketler, eski performans göstergeleri ile yeni dünyayı yönetmeye çalışıyor. Bugün sıfırdan başlasak, bu işi yine böyle mi yapardık? Bütün paydaşları farklı bir bakış açısı ile aynı masaya oturtmayan kurumlardan inovasyon beklemeyin. Her şeyi bilmekten ziyade, polimat kimliğiyle doğru sorular soran; farklı noktaları ve insanları birbirine bağlayan bir liderlik tipine ihtiyacımız var.
Girişimcilik ekosisteminde dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik farkındalığını nasıl görüyorsunuz?
İTÜ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi (Ginova) Danışma Kurulu Üyesi olarak ekosisteme baktığımızda, girişimlerin dijital ve yeşil dönüşümü büyük kurumlardan çok daha hızlı içselleştirdiğini görüyoruz. Özellikle iklim teknolojileri, mobilite ve yapay zekâ tabanlı verimlilik çözümleri son dönemde ciddi bir ivme kazanmış durumda. Bu girişimler adeta doğuştan dijital ve doğuştan sürdürülebilir bir bakış açısıyla yola çıkıyor. Genç girişimcilerdeki farkındalık seviyesi oldukça yüksek. Ancak iş modeli derinliği ve ölçeklenebilirlik konusunda hâlâ gelişim alanları bulunuyor. Sürdürülebilirliği yalnızca bir pazarlama unsuru olarak konumlandıran girişimler ise etki ölçümü tarafında zayıf kalıyor. Ayrıca sadece yazılım geliştirmek ya da mobil uygulamalar üretmek, büyük ölçekli endüstriyel iklim sorunlarını çözmek için yeterli değil. Özellikle donanım odaklı girişimlerde “ölüm vadisi” olarak adlandırılan kritik geçiş sürecini aşmak çok daha zorlu bir yolculuk gerektiriyor. Bu noktada odaklanmamız gereken temel başlıklar net. Problemi merkeze alan ve gerçek dünyaya dokunan donanım prototipleri geliştirmek, robotik, ileri malzeme bilimi ve yapay zekâyı bir araya getiren derin teknoloji girişimlerine yönelmek kritik önem taşıyor. İTÜ’de bu vizyonla hareket ederek üniversite, sanayi ve yatırım dünyasını aynı masada buluşturan bir yapı kuruyoruz. Açık inovasyon modelleriyle, kurumsal firmalar, girişimler ve akademi arasında gerçek bir iş birliği zemini oluşturmayı hedefliyoruz. Buradaki temel soru şu: Bu ekosistemde yalnızca yatırım mı yapıyoruz, yoksa birlikte dönüşüyor muyuz? Bu yaklaşım doğrultusunda İTÜ bünyesinde iki yeni programı da hayata geçirdik. Özellikle proje takımlarına odaklanan bu yapılarla, girişimciliği sadece bir fikir aşamasından çıkarıp, somut ve ölçeklenebilir çözümlere dönüştürmeyi amaçlıyoruz.
Önümüzdeki 5–10 yıl için baktığınızda, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik alanında hangi eğilimler daha belirleyici olacak?
Önümüzdeki 5–10 yılı “verimlilik” ve “dayanıklılık” yılları olarak tanımlıyorum. Bu dönemin en kritik kazanımı ise karar kalitesinin artması olacak. Artık sezgiyle değil, veriyle hareket eden bir iş dünyasından söz ediyoruz. Asıl farkı yaratacak olan ise sadece hızlı olmak değil, doğru yönü bulabilme yeteneği. Bu dönüşümün merkezinde birkaç temel teknoloji başlığı öne çıkıyor. Yapay zekâ destekli tahmine dayalı bakım ve enerji optimizasyonu çözümleri, operasyonel verimliliği ciddi ölçüde artıracak. Dijital ikizler ve simülasyon teknolojileri, fiziksel prototip maliyetlerini neredeyse sıfıra indirerek Ar-Ge süreçlerini hızlandıracak. Blokzincir tabanlı sistemler, tedarik zincirinde şeffaflık sağlayarak döngüsel ekonomi modellerini güçlendirecek. Endüstriyel robotik ve humanoid robotlar ise insan gücünü tehlikeli ve tekrarlı işlerden kurtararak hem verimliliği hem de iş güvenliğini yeniden tanımlayacak.
Dijital dönüşümün sürdürülebilirliğe katkısı ise üç somut başlıkta ortaya çıkıyor. İlki görünürlük. Emisyon, enerji, su ve atık verileri artık gerçek zamanlı izlenebilir hale geliyor. Bu, yönetilemeyen hiçbir alanın kalmaması anlamına geliyor. İkincisi optimizasyon. İleri analitik sayesinde aynı çıktıyı daha az kaynakla üretmek mümkün hale geliyor. Üçüncüsü ise katılım. Tedarikçilerden müşterilere kadar tüm paydaşların sürece dahil edilmesi, sürdürülebilirliğin sadece bir şirket hedefi olmaktan çıkıp ekosistem yaklaşımına dönüşmesini sağlıyor. Bu noktada en kritik yatırım alanlarından biri de insan kaynağı. İş gücünün teknolojik yetkinliklerle yeniden eğitilmesi, dönüşümün sürdürülebilirliği açısından belirleyici olacak. Aynı zamanda yapay zekânın tükettiği enerji ile ürettiği değer daha fazla sorgulanacak ve “yeşil yapay zekâ” kavramı önümüzdeki dönemin önemli başlıklarından biri haline gelecek. Bugün dijital dönüşümü hızlandırıyoruz. Ancak asıl soru şu: Yönümüz doğru mu? Çünkü hız, yön doğru değilse yalnızca daha hızlı hata yapmanızı sağlar.
Otomotiv sektörü bugün nerede ve geleceğini nasıl öngörüyorsunuz? Bu alandaki çalışmalarınızdan da bahseder misiniz?
Otomotiv sektörü artık klasik bir donanım üreticisi kimliğinin ötesine geçerek uçtan uca hizmet sunan bir mobilite ekosistemine dönüşüyor. Rekabetin ekseni de köklü bir şekilde değişmiş durumda. Bugün üstünlük, yalnızca motor gücüyle değil; yazılım kabiliyeti, veri yönetimi ve bağlantılı sistemler üzerinden belirleniyor. Araçlar artık sadece bir ulaşım aracı değil, sürekli internete bağlı, veri üreten yüksek performanslı bilgisayarlar haline geldi. Türkiye açısından bakıldığında güçlü üretim altyapısı ve tedarik zinciri önemli bir fırsat sunuyor. Ancak bu avantajın sürdürülebilir olması için Tier 1 ve Tier 2 tedarikçilerin dijital ve yeşil dönüşümü hızla tamamlaması gerekiyor. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, karbon ayak izini ölçemeyen ve yönetemeyen tedarikçileri doğrudan rekabet dışı bırakacak. Bu noktada yan sanayi hiç olmadığı kadar kritik bir rol üstleniyor. OEM’lerin odağında kusursuz üretim yer alırken, asıl rekabet avantajı alt sistemlerin entegrasyonundaki bilgi birikimiyle şekilleniyor. Bu dönüşümün sağlıklı ilerleyebilmesi için öncelikle yan sanayide dijital olgunluk seviyesinin yükseltilmesi gerekiyor. TÜBİTAK TÜSSİDE’nin DDX+ modeli bu alanda önemli bir referans noktası sunuyor. Bununla birlikte otonom sürüş algılayıcıları ve gelişmiş batarya yönetim sistemleri gibi yüksek katma değerli teknolojilerin yerli olarak geliştirilmesi kritik öneme sahip.
Elektrikli araçların yalnızca bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda mobil enerji depolama birimleri olarak kurgulanması da dönüşümün önemli bir parçası. Araçtan şebekeye teknolojileri bu anlamda yeni bir enerji ekosisteminin kapılarını aralıyor. Döngüsel ekonomi perspektifinde ise lityum iyon bataryaların ikinci ömür kullanımı hem maliyet hem de sürdürülebilirlik açısından stratejik bir alan olarak öne çıkıyor. Bu dönüşümün başarısı, KOBİ’lerin de sürece dahil edilmesiyle mümkün. Dijital, yeşil ve insan odaklı dönüşümün birlikte tasarlanması, ekosistemin bütünsel olarak güçlenmesini sağlayacaktır. Bugün otomotiv markalarının dev yazılım şirketleriyle kurduğu iş birlikleri, sektörün yönünü açıkça gösteriyor. Gelecek; kusursuz mekanik tasarımı, yapay zekâ ve temiz enerji ile entegre edebilenlerin olacak. Sosyo-ekonomik açıdan bakıldığında ise bayi ağlarının dönüşümü ve şarj altyapısının yaygınlaştırılması, bu değişimin vazgeçilmez unsurları arasında yer alıyor. Aynı şekilde finansman modellerinin de bu yeni mobilite dünyasına uyum sağlaması gerekiyor. Sonuç olarak bu dönüşümü yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil; kültürel ve stratejik bir yolculuk olarak gören kurumlar, önümüzdeki on yılın kazananları olacak.
Haftanın popüler haberleri
Yapay zekada deney devri bitiyor: Kurumsal kimliğin merkezi olacak
YZTD Başkanı Barış Karakullukçu: Yapay zekayı sadece kullanmak yetmiyor; kurumsal başarı için AI-First stratejisi, veri kalitesi ve liderlik sorumluluğu şart.
İstanbul Moda Akademisinden profesyonel portfolyo eğitimi
İstanbul Moda Akademisi'nin hızlandırılmış portfolyo programı ile 7 haftada profesyonel moda tasarımlarınızı hazırlayın, yurt içi ve dışı okullara kabul alın.
Goodyear Vector All Season 4 ile dört mevsim lastik konforu
Goodyear, Vector All Season 4'ü tanıttı.
Yeşilaydan dijital oyun bağımlılığına yönelik açıklama
Yeşilay, dijital oyun bağımlılığının özellikle ergenlerde öfke ve saldırganlıklara neden olabileceğini bu nedenle sağlıklı ebeveyn ilişkisi ve dengeli denetimin önemini vurguladı.
Yaşar Üniversitesi öğrencilerinden “ThinkPack" etkinliği
Yaşar Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi ve 4.12 Design Hub iş birliğiyle ThinkPack Ambalajın Geleceği Panelinde öğrenciler çalışmalarını sergiledi.
Egeli modacılar ABD ve İngiltere’ye çıkarma yaptı
Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, Londra’da Fashion SVP Fuarı’na, ABD Los Angeles’te B2B görüşmeleri yaptı.
Ege Maden İhracatçıları Birliği başkanı brahim Alimoğlu oldu
Ege Maden İhracatçıları Birliği İbrahim Alimoğlu Başkanlığındaki ilk toplantısında Başkan Yardımcılıklarına; İbrahim Altınpınar ve Faik Tokatlıoğlu seçildi.
Yandex Türkiye, Yandex 360 çevrimiçi ofisini kullanıma sundu
Yandex Türkiye, kurumsal iletişim ve görev yönetimini tek bir ekosistemde toplayan kapsamlı iş platformu Yandex 360'ı Türkiye pazarında kullanıma sundu.
Citroën'in 2CV Spot modeli 50 yaşında
1974 yılında Serge Gevin tarafından tasarlanan ve Orange Ténéré ile beyaz Blanc Meije renklerini buluşturan model, 1976'da yalnızca 1.800 adetle satışa sunuldu.
VitrA Karo’dan yüzde 100 geri dönüştürülmüş porselen karo
VitrA Karo, Türkiye’nin ilk ve tek yüzde 100 geri dönüştürülmüş içerikli porselen karo üretimine imza attı.
THY'nin Şam, Beyrut ve Amman seferleri yeniden başlıyor
THY, hava sahasındaki güvenlik sorunları sebebiyle ara verdiği Şam, Beyrut ve Amman seferlerinin 1 Mayıs'ta yeniden başlayacağını duyurdu.
Tam Finans Uşak şubesi açıldı
Tam Finans, 51. şubesini Uşak'ta açtı.
Yeni vergi avantajları Resmi Gazete'de yayımlandı
Bazı vergi istisnaları ve teşviklerinin kapsamı genişletildi.
Aselsan'dan yurt dışı alıcılara 125,1 milyon dolarlık satış
Aselsan, 125,1 milyon dolarlık satış sözleşmeleri imzaladı.
Türkiye'nin ihracatı Mart'ta 21,8 milyar dolar oldu
Türkiye'nin ihracatı martta 21 milyar 899 milyon dolar oldu.
Önemli atamalar! Resmi Gazete'de yayımlandı
Emniyet Genel Müdürlüğüne Ali Fidan getirildi, Ankara Valiliğine Yakup Canbolat atandı. Valilik ve Emniyet'te üst düzey atamalar Resmi Gazete'de yayımlandı.
Kale Seyahat konkordato talep etti
Türkiye’nin köklü karayolu yolcu taşımacılıklarından Kale Seyahat, yaşadığı finansal darboğaz nedeniyle konkordato talebinde bulundu.
Deniz Yıldırım: Değişime ayak diremek felaket getirir
Deniz Yıldırım’ın konuşmacı olarak katıldığı Balkantürksiad etkinliğinde ‘belirsizliği fırsata çeviren liderlik yaklaşımı’ ele alındı.
Palandöken: Kira stopajında çifte vergilendirme kaldırılmalı
TESK Başkanı Bendevi Palandöken, kira stopajında indirim, yeni bir kamu borcu yapılandırması taleplerini yineledi.
Ticaret Bakanı Bolat'tan Bursa esnafına müjde!
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Bursa esnafına kredi müjdesi verdi.
Esra Tapban, Reklam Özdenetim Kurulu Başkanı olarak atandı
Reklam Özdenetim Kurulu’nda yeni dönem: Başkanlığa Esra Tapban atandı.
Emlakjet ve Endeksa CFO’su Tansel Sözer oldu
Emlakjet ve Endeksa’nın CFO’su Tansel Sözer oldu.
Türkiye’nin Kadın Girişimcileri ödüllerini aldı
Garanti BBVA, Ekonomist Dergisi ve KAGİDER işbirliğiyle düzenlenen Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması ödülleri sahiplerini buldu.
Fatih Kölmek, Kalyon Enerji CEO'su oldu
Kalyon Enerji’ye yeni CEO olarak Fatih Kölmek atandı.
Türkiye'nin kritik ham madde ihracatı kısıtlanıyor
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Kritik ham maddelere yönelik ihracat kısıtlamaları 2009 yılından bu yana 5 kat artmıştır." dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığında sıfır atığa imza atıldı
Ulaşım projelerinde geri dönüşümlü malzeme kullanımı ve tam sürdürülebilirlik dönemi başlıyor.
Sigorta şirketlerinde çalışan sayısı 27 bini aştı
Türkiye Sigorta Birliğinden (TSB) duyurdu: Sigorta şirketlerinin toplam çalışan sayısı 2025 yılı itibarıyla 27 bin 757 kişiye ulaştı.
İstanbul Finans Merkezi'nde yeni teşvik dönemi başlıyor
İstanbul Finans Merkezi'nde yeni teşvik döneminde avantajlar genişletiliyor.
TÜİK duyurdu: İşsizlik oranı yüzde 8,1'e geriledi
Türkiye'de işsizlik oranı, martta bir önceki aya göre 0,3 puan azalarak yüzde 8,1 oldu.
Anayasa Mahkemesinin 64. kuruluş yıl dönümü töreni yapıldı
Anayasa Mahkemesinin 64. kuruluş yıl dönümü için tören düzenlendi. Törene Cumhurbaşkanı Erdoğan, kabine üyeleri ve yüksek yargı mensupları katıldı.
Taşınmaz satışları yüzde yüz dijital sistemden yapılacak
Taşınmaz satışlarında "ödeme sistemi" kullanılacağına dair yönetmelik Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Sistemin kayıt dışılığı azaltması bekleniyor
Lidio'nun Stratejik Büyüme Danışmanı Mete Ertan oldu
Stratejik planlama, ödeme sistemleri ve finansal hizmetler alanlarında tecrübesi bulunan Mete Ertan, Lidio'nun Stratejik Büyüme Danışmanı olarak atandı.
“Modern Ceviz Yetiştiriciliği Rehberi” satışta
Ceviz Üreticileri Derneği (CÜD) tarafından yayımlanan, Zeynep Ergüder ve Ömer Ergüder'in kaleme aldığı “Modern Ceviz Yetiştiriciliği Rehberi” satışa çıktı.
Mühendislik istihdamı yeniden yapılanma sürecinde
Küresel yetenek açığı, eğitimde dönüşüm ve yapay zeka etkisi mühendislik istihdamını değiştiriyor; şirketler esnek ve uzman odaklı modele yöneliyor.
Manpower: Çalışanlar yüksek stres altında
ManpowerGroup: Çalışanların yüzde 60'ı aktif iş arayışında, yüzde 49'u yüksek stres altında!
Bolat: Zengezur Koridoru'nun açılışına az bir süre kaldı
Bakan Bolat, dünyanın en önemli ulaştırma koridorlarının başında gelen "Orta Koridor"un Ağrı'dan geçtiğini söyledi.
Hollanda'dan yapay zeka denetimi için öneri
Hollanda, AI yasası için 10 otoriteli hibrit denetim modeli kuruyor; veri koruma kurumu merkezde yer alacak, şirketlere yeni yükümlülükler geliyor.
TOBB Sağlık Hizmetleri Meclisi yeni yönetimini seçti
TOBB Türkiye Sağlık Hizmetleri Meclisi yeni dönem başkanlık divanını seçti. Meclis Başkanlığına Genel Müdürü Gülçin Türkmen Sarıyıldız seçildi.
Yapay zeka evreni çözmede yeni çağ başlattı
JWST verileriyle erken evren inceleniyor; yapay zeka ve GPU’lar yüz binlerce galaksiyi analiz ederek keşifleri hızlandırıyor, yeni bulgular ortaya çıkarıyor.
ABD'deki silahlı saldırının şüphelisinin kimliği tespit edildi
ABD'de Beyaz Saray Muhabirleri Derneği tarafından düzenlenen yemekteki silahlı saldırının şüphelisinin Cole Tomas Allen olduğu belirlendi.