ASO/Seyit Ardıç: Biz sanayiciler nefes almakta zorlanıyoruz
ASO/Seyit Ardıç: Biz sanayiciler nefes almakta zorlanıyoruz
Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç: “Enflasyonla mücadele üretimi boğmadan, sanayiyi zayıflatmadan yürütülmelidir.”
Haber Giriş Tarihi: 04.05.2026 16:03
Haber Güncellenme Tarihi: 04.05.2026 16:08
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.dijitalhaber.com.tr
Ankara Sanayi Odası toplantısında konuşan ASO Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç, küresel gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkilerini değerlendirerek, Türk sanayisinin karşı karşıya olduğu riskleri, fırsatları ve çözüm önerilerini aktardı. “Sanayi ekonominin akciğeridir. Sanayinin nefesi kesilirse yatırım iştahı düşer, üretim yavaşlar, büyümenin temeli zayıflar. Enflasyonla mücadele elbette sürecektir ama bu mücadele üretimi boğmadan, sanayiyi zayıflatmadan yürütülmelidir.” diyen Başkan Ardıç, üretimi güçlendirecek politika önerilerini ve stratejik öncelikleri de paylaştı.
Başkan Ardıç, sanayicinin bugünkü gündeminin sadece üretim yapmak olmadığını, üretimi rekabetçi maliyetlerle sürdürebilmek, finansmana erişebilmek, nitelikli iş gücünü bulabilmek ve önünü görebilmek olduğunu belirtti. “Fabrikalarımızda üretim zor koşullarda da olsa devam ediyor; ama şartlar her geçen gün daha da ağırlaşıyor” değerlendirmesinde bulundu.
“OYUNUN KURALI DEĞİŞMİŞTİR” Küresel ekonominin kalıcı bir türbülans içinde yol aldığına dikkat çeken Başkan Ardıç, jeoekonomik çatışmanın, kısa vadede en ağır risklerden biri olarak öne çıktığını belirtti. Başkan Ardıç, “Bu çağda kazanan, sadece üreten ülkeler değil; tedarik güvenliğini kuran, hızla uyum sağlayan, yeteneği mıknatıs gibi çeken ve teknolojiyi üreten ülkeler olacaktır. Böyle bir dünyada şoklarla birlikte yaşamayı, belirsizliği yönetmeyi, dayanıklılığı artırmayı ve stratejik konumumuzu avantaja çevirmeyi öğrenmek zorundayız. Çünkü oyunun kuralı değişmiştir” dedi.
“TÜRKİYE ÖNE ÇIKABİLECEK ÜLKELERDEN BİRİDİR” ASO Başkanı Ardıç, Türkiye açısından bu dönemin yalnızca riskler barındırmadığını, aynı zamanda önemli fırsatlar sunduğunu belirterek şunları söyledi:
“Bölgesel çatışmaların yoğunlaştığı coğrafyalarda sermaye güvenli liman arayışına girer, tedarik zincirleri yeniden kurulur, yatırım akımları yön değiştirir. Türkiye; coğrafi konumu, güçlü üretim altyapısı, geniş pazar erişimi ve yetişmiş insan kaynağıyla bu yeni dönemde öne çıkabilecek ülkelerden biridir.
Bu potansiyelimizin kalıcı avantaja dönüşebilmesi; yapısal reformların hızla hayata geçirilmesi, uluslararası alandaki etkinliğimiz, görünürlüğümüz ve diplomatik gücümüzle de doğrudan ilişkilidir.”
“DİPLOMASİ GÜCÜ DE TİCARETİN YÖNÜNÜ BELİRLEMEKTEDİR” Türkiye’nin diplomasi sahnesinde daha etkin ve oyun kurucu bir rol üstlendiğini belirten Başkan Ardıç, “5. Antalya Diplomasi Forumu’nun bunun somut bir göstergesi olduğunu ifade etti. Forumun “Yarını tasarlamak ve belirsizliklerle baş etmek” temasının sanayi gündemiyle aynı zemine oturduğunu vurgulayan Başkan Ardıç, şöyle devam etti:
“Artık dünyada yalnızca üretim gücü değil, diplomasi gücü de ticaretin yönünü belirlemektedir. Diplomasi sahnesinde güçlü olan ülkeler, küresel ticaretin kurallarını yazabilmekte ve akışını yönlendirebilmektedir. Antalya Diplomasi Forumu’nun yıldan yıla güçlenerek dünya gündemine taşınmasına öncülük eden Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan’a ve değerli diplomatlarımıza sanayicilerimiz adına şükranlarımızı sunuyorum. Güçlü bir sanayi, güçlü bir dış politikayı besler; güçlü bir dış politika da sanayicinin küresel pazarlarda elini kuvvetlendirir.”
Başkan Ardıç, sermayenin güvenini ispat etmiş coğrafyalara yöneldiğini belirterek, Türkiye’nin de bölgesinde bu güveni en kurumsal biçimde sağlayan ülke olduğunu vurguladı. “Güçlü üretim altyapımız, sanayi birikimimiz ve yetişmiş insan kaynağımız; ülkemizi en cazip yatırım alanı haline getirmektedir” dedi.
“ANKARA, AVRASYA’NIN EN GÜVENİLİR YATIRIM MERKEZLERİNDEN BİRİDİR” Ankara’nın; üretim, bilgi ve teknolojinin iç içe örüldüğü stratejik bir şehir olarak öne çıktığını belirten Başkan Ardıç, “Güçlü organize sanayi bölgelerimiz ve teknoparklarımız, köklü üniversitelerimiz ve araştırma altyapılarımız etkin bir ekosistem oluşturmaktadır. Savunma sanayiinden bilişime, ileri makine teknolojilerinden sağlık teknolojilerine kadar yüksek katma değerli Ar-Ge ve ürün geliştirme kapasitesi Ankara’da yoğunlaşmaktadır. Esenboğa’nın giderek genişleyen uçuş ağıyla birlikte, potansiyelimiz harekete geçmiştir. Bütün bunlar bir araya geldiğinde Ankara’mız; yalnızca ülkemizin değil, Avrasya’nın en güvenilir yatırım merkezlerinden biridir” değerlendirmesinde bulundu.
Uluslararası yatırımcılara çağrıda bulunan Başkan Ardıç, “Riskin en yoğun olduğu coğrafyada, güvenin en yüksek olduğu ülke Türkiye’dir; Türkiye’de de bu güvenin kalbi Ankara’dır” dedi.
Başkan Ardıç, fırsatların ve potansiyelin gerçeğe dönüşmesi için güçlü bir hazırlık gerektiğini vurgulayarak, “Üretim ortamını iyileştiren, yatırımcı güvenini artıran, finansmana erişimi kolaylaştıran, lojistik altyapıyı güçlendiren ve sanayiyi yeni dönemin rekabet şartlarına hazırlayan bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç vardır” ifadelerini kullandı.
“BİZ SANAYİCİLER NEFES ALMAKTA ZORLANIYORUZ” Türkiye’de bugün sanayinin geldiği durumu değerlendiren Başkan Ardıç, “Ortada çok açık bir gerçek var. Maalesef biz sanayiciler nefes almakta zorlanıyoruz” dedi.
Haziran 2023’te yüzde 38,21 olan yıllık enflasyonun Mart 2026 itibarıyla yüzde 30,87’ye gerilediğini, bunun 7,3 puanlık bir düşüşe karşılık geldiğini belirten Başkan Ardıç, “Aynı dönemde reel sektör üzerindeki baskı hafiflemedi; tersine birçok alanda daha da sert hissedilmeye başlandı” diye konuştu.
Başkan Ardıç, sözlerine şöyle devam etti: “Göstergeler bu gerçeği açıkça söylüyor. Sanayi üretimine bakıyoruz, ivme zayıf.
İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi’ne bakıyoruz, eşik değerin altında. Kapasite kullanım oranına bakıyoruz, arzu edilen seviyenin gerisinde. Reel kesim güven endeksine bakıyoruz, hâlâ temkinli. Hangi göstergeye baksak aynı cevap geliyor: Bazı makroekonomik göstergelerde toparlanma görülürken, üretim tarafı henüz nefes alabilmiş değildir. Daha da önemlisi, bu süreç reel sektörün omuzlarına taşıyabileceğinden çok daha ağır bir yük bindirmiştir. Sanayi ekonominin akciğeridir. Sanayinin nefesi kesilirse yatırım iştahı düşer, üretim yavaşlar, büyümenin temeli zayıflar. Bizim gibi petrolü, doğalgazı, enerji kaynakları sınırlı bir ülkenin kalkınmak için üretim yapmaktan başka çaresi yoktur. Biz üretimle büyümeyi başarmış bir ülkeyiz. Bundan sonra da aynı kararlılıkla üretmek zorundayız.”
“ENFLASYONLA MÜCADELE ÜRETİMİ BOĞMADAN, SANAYİYİ ZAYIFLATMADAN YÜRÜTÜLMELİDİR” Sanayi açısından enflasyonun düşmesi kadar, enflasyonun hangi maliyetle düştüğünün de aynı derecede önemli olduğunu vurgulayan Başkan Ardıç, “Bu düşüş; yüksek faiz, sıkı kredi koşulları, iç talep yavaşlaması ve finansman maliyetlerindeki artış eşliğinde gerçekleşmekte, sanayi katma değeri sınırlı kalmaktadır. Yüksek enflasyonun bedelini yüksek faizle, yüksek faizin bedelini ise üretim kaybıyla ödüyoruz. Reel sektörün omzundaki yük ağırlaştıkça ekonominin taşıyıcı kolonları da yıpranıyor. Üretimi güçlendirmeden fiyat istikrarını sağlamak mümkün değildir” ifadelerini kullandı.
Fiyat istikrarına doğru yavaş da olsa bir ilerleme sağlandığını, ancak bu iyileşmenin henüz reel sektöre yansımadığını belirten Başkan Ardıç, “Bu noktada bizim duruşumuz nettir: Enflasyonla mücadele elbette sürecektir. Ama bu mücadele üretimi boğmadan, sanayiyi zayıflatmadan yürütülmelidir. Çünkü Türkiye’nin gerçek gücü, üretimin yeniden ayağa kalkmasından geçer” dedi.
Sanayide elektrik, doğal gaz, hammadde ve ara malı maliyetlerindeki artışa da dikkat çeken Başkan Ardıç, “Üretim yapımızın ithal enerjiye ve ithal ara malına olan yapısal bağımlılığı, kurdaki her oynaklığı katlayarak maliyet şokuna dönüştürmektedir. Yani mesele sadece enerji fiyatlarının yükselmesi değildir. Bu artışın sanayicinin rekabet gücünü aşındırması, ihracatçının elini zayıflatması ve enflasyonla mücadeleyi daha da zorlaştırmasıdır. Enerji maliyetlerindeki her yükseliş, sadece bir fatura artışı değil; üretim gücümüze, yatırım iştahımıza ve ekonomik dayanıklılığımıza yönelen çok boyutlu bir baskıdır” değerlendirmesinde bulundu.
“OYUNUN KURALI MAÇ BAŞLADIKTAN SONRA DEĞİŞMEMELİDİR” Sanayicilerin yenilenebilir enerji yatırımlarına güçlü bir ilgi gösterdiğini, güneş enerjisi alanında önemli adımlar attığını belirten Başkan Ardıç, bu yatırımların elektrik üretim kapasitesine de olumlu şekilde yansıttığını ifade etti. Ancak uygulanan politikalarda yaşanan ani ve öngörülmeyen değişikliklerin, bu olumlu ivmeyi sekteye uğratma riski taşıdığına dikkat çekti. Özellikle lisanssız elektrik üretiminde “saatlik mahsuplaşma” uygulamasına geçişin mevcut yatırımların fizibilitesini zayıflattığını, yatırımcı güvenini sarstığını ve sanayicilerin geleceğe dönük planlarını belirsizliğe sürüklediğini belirten Başkan Ardıç, şunları söyledi:
“Bu durum yalnızca bireysel yatırım kararlarını değil, aynı zamanda üretim sürekliliğini, istihdamı ve uluslararası rekabet gücümüzü de doğrudan etkilemektedir.
Daha da önemlisi, bu tür düzenlemeler, ülke olarak ortaya koyduğumuz stratejik hedeflerle çelişme riski taşımaktadır. Yenilenebilir enerji yatırımlarını teşvik ederken, bu yatırımların ekonomik sürdürülebilirliğini zedeleyebilecek adımlar atılması; politika tutarlılığı açısından ciddi bir soru işareti yaratmaktadır. Oyunun kuralı maç başladıktan sonra değişmemelidir.
Özellikle vurgulamak isterim ki; saatlik mahsuplaşmaya yönelik mevcut mevzuatın, sanayimizin ihtiyaçları, ülke hedefleri ve yatırım güvenliği perspektifinden yeniden ele alınması ve bütüncül bir bakış açısıyla gözden geçirilmesi gerektiğine inanıyoruz.”
Başkan Ardıç, sanayinin karşı karşıya olduğu bir diğer kritik risk alanının da finansman yapısındaki bozulma olduğuna değindi. Dezenflasyon sürecinde uygulanan sıkı para politikası ve yüksek TL faizlerinin, firmaları daha erişilebilir gördükleri döviz cinsi finansmana yönlendirdiğine dikkat çeken Başkan Ardıç, “Haziran 2023’te 74 milyar dolar seviyesinde olan Şirketlerin Döviz Pozisyon Açığı, Mart itibarıyla 200 milyar dolara ulaşmıştır. Bu durum son üç yılda reel sektörün daha fazla dövizle borçlanmak zorunda kaldığını göstermektedir” dedi.
“SANAYİCİ DÖVİZ BORCUYLA DEĞİL, ÜRETİM GÜCÜYLE BÜYÜMELİDİR” Sanayicilerin bugün maliyet baskısı altında, yarın ise ihracat pazarlarının daralması ve döviz gelirlerinin ani azalması halinde kur şoku riskiyle karşı karşıya kalabileceğine dikkat çeken Başkan Ardıç, “Sanayici döviz borcuyla değil, üretim gücüyle büyümelidir. Kur riskine teslim olmuş bir bilanço, ne yatırımı taşır ne de üretimi büyütebilir. Çözüm; sanayicimizi döviz borcuna mecbur bırakmayan bir finansman ve üretim yapısı kurmaktır” ifadelerini kullandı.
Uygun maliyetli ve erişilebilir Türk Lirası kredi imkânları genişletilmesinin önemine vurgu yapan Başkan Ardıç, “Kur riskinden korunma araçları daha etkin hale getirilmelidir. İthal ara malı bağımlılığını azaltacak üretim politikaları güçlendirilmelidir” dedi.
“BİRÇOK FİRMA, PAZARINI KAYBETMEMEK ADINA NEREDEYSE KÂRSIZ İHRACAT YAPMAK ZORUNDA KALIYOR” Kur hareketleri üretim maliyetlerindeki artışa ayak uyduramaması durumunda ihracatçının kâr marjının hızla daraldığını belirten Başkan Ardıç, şunları söyledi:
“Bugün öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, ihracatçımız artık kazanç sağlamayı değil, dış pazarlardaki varlığını korumayı öncelemektedir. Geldiğimiz noktada birçok firma, mevcut pazarını kaybetmemek adına neredeyse kârsız ihracat yapmak zorunda kalmaktadır.
Buna Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, yeni sürdürülebilirlik raporlama yükümlülükleri ve tedarik zinciri denetim düzenlemeleri de eklendiğinde tablo daha da ağırlaşıyor. Artık ihracat yapmak yalnızca üretmek değil; kurala uyum, karbon ayak izi ve izlenebilir tedarik zinciri sınavından geçmek anlamına gelmektedir.
Yani bugünün ihracatçısı yalnızca rakibiyle değil; kurallarla, koridorlarla ve iklim politikalarıyla da yarışmaktadır. Güçlü bir yeşil dönüşüm altyapısı, erişilebilir ihracat finansmanı ve daha etkili bir dış ticaret politikası, bu yarışta sanayimizi ayakta tutacaktır. Çünkü bugün ihracat yapmak, yalnızca ürünü yola çıkarmak değildir; üretimin her aşamasını şeffaflık, belge ve ölçüm zemininde savunabilmektir.”
Sanayicilerin yatırım gücünü artırma amacıyla hükümet tarafından atılan adımları da yakından takip ettiklerini belirten Başkan Ardıç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı”nın Türkiye’nin yatırım, üretim, ticaret ve finans merkezi olma hedefi açısından son derece stratejik bir adım olduğunu söyledi. Başkan Ardıç; sanayiciye, ihracatçıya, girişimciye ve yatırımcılara sağlanan destekler için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür ederek, “Açıklanan düzenlemelerin ülkemiz ekonomisine, sanayimize ve ihracatımıza hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
“YALNIZCA BUGÜNÜ KURTARMAYALIM, GELECEĞİN REKABET GÜCÜNÜ BUGÜNDEN İNŞA EDELİM” Başkan Ardıç, sanayinin, yalnızca mevcut sorunlarını tespit etmekle yetinilemeyeceğini belirterek, Ankara Sanayi Odası olarak politika yapıcı ve uygulayıcılara dört temel talebini şöyle sıraladı:
“Birincisi; üretim ve ihracatı koruyan bir dezenflasyon süreci.
İkincisi; döviz riskini büyütmeyen, erişilebilir ve öngörülebilir finansman.
Üçüncüsü; Ar-Ge’yi ürüne, ürünü üretime, üretimi ihracata bağlayan tutarlı bir teknoloji politikası.
Dördüncüsü ise; yapay zekâyı, yeşil dönüşümü ve ileri teknolojiyi Ankara sanayisinin yeni sıçrama alanları haline getirecek kararlı bir eylem programı.
Çünkü bu çağın meselesi yalnızca büyümek değil, dayanıklı ve istikrarlı büyümektir. Katma değeri yüksek, teknolojik ve sürdürülebilir biçimde üretim yapmaktır. Yalnızca bugünü kurtarmayalım, geleceğin rekabet gücünü bugünden inşa edelim.
Bu Meclis, Ankara sanayisinin ortak aklıdır. Bu salonda yalnızca sektörler değil; tecrübe, emek, hafıza ve gelecek iddiası da bir aradadır. Bizim görevimiz sadece günü yönetmek değil, istikameti de belirlemektir.”
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ASO/Seyit Ardıç: Biz sanayiciler nefes almakta zorlanıyoruz
Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç: “Enflasyonla mücadele üretimi boğmadan, sanayiyi zayıflatmadan yürütülmelidir.”
Ankara Sanayi Odası toplantısında konuşan ASO Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç, küresel gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkilerini değerlendirerek, Türk sanayisinin karşı karşıya olduğu riskleri, fırsatları ve çözüm önerilerini aktardı. “Sanayi ekonominin akciğeridir. Sanayinin nefesi kesilirse yatırım iştahı düşer, üretim yavaşlar, büyümenin temeli zayıflar. Enflasyonla mücadele elbette sürecektir ama bu mücadele üretimi boğmadan, sanayiyi zayıflatmadan yürütülmelidir.” diyen Başkan Ardıç, üretimi güçlendirecek politika önerilerini ve stratejik öncelikleri de paylaştı.
Başkan Ardıç, sanayicinin bugünkü gündeminin sadece üretim yapmak olmadığını, üretimi rekabetçi maliyetlerle sürdürebilmek, finansmana erişebilmek, nitelikli iş gücünü bulabilmek ve önünü görebilmek olduğunu belirtti. “Fabrikalarımızda üretim zor koşullarda da olsa devam ediyor; ama şartlar her geçen gün daha da ağırlaşıyor” değerlendirmesinde bulundu.
“OYUNUN KURALI DEĞİŞMİŞTİR” Küresel ekonominin kalıcı bir türbülans içinde yol aldığına dikkat çeken Başkan Ardıç, jeoekonomik çatışmanın, kısa vadede en ağır risklerden biri olarak öne çıktığını belirtti. Başkan Ardıç, “Bu çağda kazanan, sadece üreten ülkeler değil; tedarik güvenliğini kuran, hızla uyum sağlayan, yeteneği mıknatıs gibi çeken ve teknolojiyi üreten ülkeler olacaktır. Böyle bir dünyada şoklarla birlikte yaşamayı, belirsizliği yönetmeyi, dayanıklılığı artırmayı ve stratejik konumumuzu avantaja çevirmeyi öğrenmek zorundayız. Çünkü oyunun kuralı değişmiştir” dedi.
“TÜRKİYE ÖNE ÇIKABİLECEK ÜLKELERDEN BİRİDİR” ASO Başkanı Ardıç, Türkiye açısından bu dönemin yalnızca riskler barındırmadığını, aynı zamanda önemli fırsatlar sunduğunu belirterek şunları söyledi:
“Bölgesel çatışmaların yoğunlaştığı coğrafyalarda sermaye güvenli liman arayışına girer, tedarik zincirleri yeniden kurulur, yatırım akımları yön değiştirir. Türkiye; coğrafi konumu, güçlü üretim altyapısı, geniş pazar erişimi ve yetişmiş insan kaynağıyla bu yeni dönemde öne çıkabilecek ülkelerden biridir.
Bu potansiyelimizin kalıcı avantaja dönüşebilmesi; yapısal reformların hızla hayata geçirilmesi, uluslararası alandaki etkinliğimiz, görünürlüğümüz ve diplomatik gücümüzle de doğrudan ilişkilidir.”
“DİPLOMASİ GÜCÜ DE TİCARETİN YÖNÜNÜ BELİRLEMEKTEDİR” Türkiye’nin diplomasi sahnesinde daha etkin ve oyun kurucu bir rol üstlendiğini belirten Başkan Ardıç, “5. Antalya Diplomasi Forumu’nun bunun somut bir göstergesi olduğunu ifade etti. Forumun “Yarını tasarlamak ve belirsizliklerle baş etmek” temasının sanayi gündemiyle aynı zemine oturduğunu vurgulayan Başkan Ardıç, şöyle devam etti:
“Artık dünyada yalnızca üretim gücü değil, diplomasi gücü de ticaretin yönünü belirlemektedir. Diplomasi sahnesinde güçlü olan ülkeler, küresel ticaretin kurallarını yazabilmekte ve akışını yönlendirebilmektedir. Antalya Diplomasi Forumu’nun yıldan yıla güçlenerek dünya gündemine taşınmasına öncülük eden Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan’a ve değerli diplomatlarımıza sanayicilerimiz adına şükranlarımızı sunuyorum. Güçlü bir sanayi, güçlü bir dış politikayı besler; güçlü bir dış politika da sanayicinin küresel pazarlarda elini kuvvetlendirir.”
Başkan Ardıç, sermayenin güvenini ispat etmiş coğrafyalara yöneldiğini belirterek, Türkiye’nin de bölgesinde bu güveni en kurumsal biçimde sağlayan ülke olduğunu vurguladı. “Güçlü üretim altyapımız, sanayi birikimimiz ve yetişmiş insan kaynağımız; ülkemizi en cazip yatırım alanı haline getirmektedir” dedi.
“ANKARA, AVRASYA’NIN EN GÜVENİLİR YATIRIM MERKEZLERİNDEN BİRİDİR” Ankara’nın; üretim, bilgi ve teknolojinin iç içe örüldüğü stratejik bir şehir olarak öne çıktığını belirten Başkan Ardıç, “Güçlü organize sanayi bölgelerimiz ve teknoparklarımız, köklü üniversitelerimiz ve araştırma altyapılarımız etkin bir ekosistem oluşturmaktadır. Savunma sanayiinden bilişime, ileri makine teknolojilerinden sağlık teknolojilerine kadar yüksek katma değerli Ar-Ge ve ürün geliştirme kapasitesi Ankara’da yoğunlaşmaktadır. Esenboğa’nın giderek genişleyen uçuş ağıyla birlikte, potansiyelimiz harekete geçmiştir. Bütün bunlar bir araya geldiğinde Ankara’mız; yalnızca ülkemizin değil, Avrasya’nın en güvenilir yatırım merkezlerinden biridir” değerlendirmesinde bulundu.
Uluslararası yatırımcılara çağrıda bulunan Başkan Ardıç, “Riskin en yoğun olduğu coğrafyada, güvenin en yüksek olduğu ülke Türkiye’dir; Türkiye’de de bu güvenin kalbi Ankara’dır” dedi.
Başkan Ardıç, fırsatların ve potansiyelin gerçeğe dönüşmesi için güçlü bir hazırlık gerektiğini vurgulayarak, “Üretim ortamını iyileştiren, yatırımcı güvenini artıran, finansmana erişimi kolaylaştıran, lojistik altyapıyı güçlendiren ve sanayiyi yeni dönemin rekabet şartlarına hazırlayan bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç vardır” ifadelerini kullandı.
“BİZ SANAYİCİLER NEFES ALMAKTA ZORLANIYORUZ” Türkiye’de bugün sanayinin geldiği durumu değerlendiren Başkan Ardıç, “Ortada çok açık bir gerçek var. Maalesef biz sanayiciler nefes almakta zorlanıyoruz” dedi.
Haziran 2023’te yüzde 38,21 olan yıllık enflasyonun Mart 2026 itibarıyla yüzde 30,87’ye gerilediğini, bunun 7,3 puanlık bir düşüşe karşılık geldiğini belirten Başkan Ardıç, “Aynı dönemde reel sektör üzerindeki baskı hafiflemedi; tersine birçok alanda daha da sert hissedilmeye başlandı” diye konuştu.
Başkan Ardıç, sözlerine şöyle devam etti: “Göstergeler bu gerçeği açıkça söylüyor. Sanayi üretimine bakıyoruz, ivme zayıf.
İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi’ne bakıyoruz, eşik değerin altında. Kapasite kullanım oranına bakıyoruz, arzu edilen seviyenin gerisinde. Reel kesim güven endeksine bakıyoruz, hâlâ temkinli. Hangi göstergeye baksak aynı cevap geliyor: Bazı makroekonomik göstergelerde toparlanma görülürken, üretim tarafı henüz nefes alabilmiş değildir. Daha da önemlisi, bu süreç reel sektörün omuzlarına taşıyabileceğinden çok daha ağır bir yük bindirmiştir. Sanayi ekonominin akciğeridir. Sanayinin nefesi kesilirse yatırım iştahı düşer, üretim yavaşlar, büyümenin temeli zayıflar. Bizim gibi petrolü, doğalgazı, enerji kaynakları sınırlı bir ülkenin kalkınmak için üretim yapmaktan başka çaresi yoktur. Biz üretimle büyümeyi başarmış bir ülkeyiz. Bundan sonra da aynı kararlılıkla üretmek zorundayız.”
“ENFLASYONLA MÜCADELE ÜRETİMİ BOĞMADAN, SANAYİYİ ZAYIFLATMADAN YÜRÜTÜLMELİDİR” Sanayi açısından enflasyonun düşmesi kadar, enflasyonun hangi maliyetle düştüğünün de aynı derecede önemli olduğunu vurgulayan Başkan Ardıç, “Bu düşüş; yüksek faiz, sıkı kredi koşulları, iç talep yavaşlaması ve finansman maliyetlerindeki artış eşliğinde gerçekleşmekte, sanayi katma değeri sınırlı kalmaktadır. Yüksek enflasyonun bedelini yüksek faizle, yüksek faizin bedelini ise üretim kaybıyla ödüyoruz. Reel sektörün omzundaki yük ağırlaştıkça ekonominin taşıyıcı kolonları da yıpranıyor. Üretimi güçlendirmeden fiyat istikrarını sağlamak mümkün değildir” ifadelerini kullandı.
Fiyat istikrarına doğru yavaş da olsa bir ilerleme sağlandığını, ancak bu iyileşmenin henüz reel sektöre yansımadığını belirten Başkan Ardıç, “Bu noktada bizim duruşumuz nettir: Enflasyonla mücadele elbette sürecektir. Ama bu mücadele üretimi boğmadan, sanayiyi zayıflatmadan yürütülmelidir. Çünkü Türkiye’nin gerçek gücü, üretimin yeniden ayağa kalkmasından geçer” dedi.
Sanayide elektrik, doğal gaz, hammadde ve ara malı maliyetlerindeki artışa da dikkat çeken Başkan Ardıç, “Üretim yapımızın ithal enerjiye ve ithal ara malına olan yapısal bağımlılığı, kurdaki her oynaklığı katlayarak maliyet şokuna dönüştürmektedir. Yani mesele sadece enerji fiyatlarının yükselmesi değildir. Bu artışın sanayicinin rekabet gücünü aşındırması, ihracatçının elini zayıflatması ve enflasyonla mücadeleyi daha da zorlaştırmasıdır. Enerji maliyetlerindeki her yükseliş, sadece bir fatura artışı değil; üretim gücümüze, yatırım iştahımıza ve ekonomik dayanıklılığımıza yönelen çok boyutlu bir baskıdır” değerlendirmesinde bulundu.
“OYUNUN KURALI MAÇ BAŞLADIKTAN SONRA DEĞİŞMEMELİDİR” Sanayicilerin yenilenebilir enerji yatırımlarına güçlü bir ilgi gösterdiğini, güneş enerjisi alanında önemli adımlar attığını belirten Başkan Ardıç, bu yatırımların elektrik üretim kapasitesine de olumlu şekilde yansıttığını ifade etti. Ancak uygulanan politikalarda yaşanan ani ve öngörülmeyen değişikliklerin, bu olumlu ivmeyi sekteye uğratma riski taşıdığına dikkat çekti. Özellikle lisanssız elektrik üretiminde “saatlik mahsuplaşma” uygulamasına geçişin mevcut yatırımların fizibilitesini zayıflattığını, yatırımcı güvenini sarstığını ve sanayicilerin geleceğe dönük planlarını belirsizliğe sürüklediğini belirten Başkan Ardıç, şunları söyledi:
“Bu durum yalnızca bireysel yatırım kararlarını değil, aynı zamanda üretim sürekliliğini, istihdamı ve uluslararası rekabet gücümüzü de doğrudan etkilemektedir.
Daha da önemlisi, bu tür düzenlemeler, ülke olarak ortaya koyduğumuz stratejik hedeflerle çelişme riski taşımaktadır. Yenilenebilir enerji yatırımlarını teşvik ederken, bu yatırımların ekonomik sürdürülebilirliğini zedeleyebilecek adımlar atılması; politika tutarlılığı açısından ciddi bir soru işareti yaratmaktadır. Oyunun kuralı maç başladıktan sonra değişmemelidir.
Özellikle vurgulamak isterim ki; saatlik mahsuplaşmaya yönelik mevcut mevzuatın, sanayimizin ihtiyaçları, ülke hedefleri ve yatırım güvenliği perspektifinden yeniden ele alınması ve bütüncül bir bakış açısıyla gözden geçirilmesi gerektiğine inanıyoruz.”
Başkan Ardıç, sanayinin karşı karşıya olduğu bir diğer kritik risk alanının da finansman yapısındaki bozulma olduğuna değindi. Dezenflasyon sürecinde uygulanan sıkı para politikası ve yüksek TL faizlerinin, firmaları daha erişilebilir gördükleri döviz cinsi finansmana yönlendirdiğine dikkat çeken Başkan Ardıç, “Haziran 2023’te 74 milyar dolar seviyesinde olan Şirketlerin Döviz Pozisyon Açığı, Mart itibarıyla 200 milyar dolara ulaşmıştır. Bu durum son üç yılda reel sektörün daha fazla dövizle borçlanmak zorunda kaldığını göstermektedir” dedi.
“SANAYİCİ DÖVİZ BORCUYLA DEĞİL, ÜRETİM GÜCÜYLE BÜYÜMELİDİR” Sanayicilerin bugün maliyet baskısı altında, yarın ise ihracat pazarlarının daralması ve döviz gelirlerinin ani azalması halinde kur şoku riskiyle karşı karşıya kalabileceğine dikkat çeken Başkan Ardıç, “Sanayici döviz borcuyla değil, üretim gücüyle büyümelidir. Kur riskine teslim olmuş bir bilanço, ne yatırımı taşır ne de üretimi büyütebilir. Çözüm; sanayicimizi döviz borcuna mecbur bırakmayan bir finansman ve üretim yapısı kurmaktır” ifadelerini kullandı.
Uygun maliyetli ve erişilebilir Türk Lirası kredi imkânları genişletilmesinin önemine vurgu yapan Başkan Ardıç, “Kur riskinden korunma araçları daha etkin hale getirilmelidir. İthal ara malı bağımlılığını azaltacak üretim politikaları güçlendirilmelidir” dedi.
“BİRÇOK FİRMA, PAZARINI KAYBETMEMEK ADINA NEREDEYSE KÂRSIZ İHRACAT YAPMAK ZORUNDA KALIYOR” Kur hareketleri üretim maliyetlerindeki artışa ayak uyduramaması durumunda ihracatçının kâr marjının hızla daraldığını belirten Başkan Ardıç, şunları söyledi:
“Bugün öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, ihracatçımız artık kazanç sağlamayı değil, dış pazarlardaki varlığını korumayı öncelemektedir. Geldiğimiz noktada birçok firma, mevcut pazarını kaybetmemek adına neredeyse kârsız ihracat yapmak zorunda kalmaktadır.
Buna Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, yeni sürdürülebilirlik raporlama yükümlülükleri ve tedarik zinciri denetim düzenlemeleri de eklendiğinde tablo daha da ağırlaşıyor. Artık ihracat yapmak yalnızca üretmek değil; kurala uyum, karbon ayak izi ve izlenebilir tedarik zinciri sınavından geçmek anlamına gelmektedir.
Yani bugünün ihracatçısı yalnızca rakibiyle değil; kurallarla, koridorlarla ve iklim politikalarıyla da yarışmaktadır. Güçlü bir yeşil dönüşüm altyapısı, erişilebilir ihracat finansmanı ve daha etkili bir dış ticaret politikası, bu yarışta sanayimizi ayakta tutacaktır. Çünkü bugün ihracat yapmak, yalnızca ürünü yola çıkarmak değildir; üretimin her aşamasını şeffaflık, belge ve ölçüm zemininde savunabilmektir.”
Sanayicilerin yatırım gücünü artırma amacıyla hükümet tarafından atılan adımları da yakından takip ettiklerini belirten Başkan Ardıç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı”nın Türkiye’nin yatırım, üretim, ticaret ve finans merkezi olma hedefi açısından son derece stratejik bir adım olduğunu söyledi. Başkan Ardıç; sanayiciye, ihracatçıya, girişimciye ve yatırımcılara sağlanan destekler için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür ederek, “Açıklanan düzenlemelerin ülkemiz ekonomisine, sanayimize ve ihracatımıza hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
“YALNIZCA BUGÜNÜ KURTARMAYALIM, GELECEĞİN REKABET GÜCÜNÜ BUGÜNDEN İNŞA EDELİM” Başkan Ardıç, sanayinin, yalnızca mevcut sorunlarını tespit etmekle yetinilemeyeceğini belirterek, Ankara Sanayi Odası olarak politika yapıcı ve uygulayıcılara dört temel talebini şöyle sıraladı:
“Birincisi; üretim ve ihracatı koruyan bir dezenflasyon süreci.
İkincisi; döviz riskini büyütmeyen, erişilebilir ve öngörülebilir finansman.
Üçüncüsü; Ar-Ge’yi ürüne, ürünü üretime, üretimi ihracata bağlayan tutarlı bir teknoloji politikası.
Dördüncüsü ise; yapay zekâyı, yeşil dönüşümü ve ileri teknolojiyi Ankara sanayisinin yeni sıçrama alanları haline getirecek kararlı bir eylem programı.
Çünkü bu çağın meselesi yalnızca büyümek değil, dayanıklı ve istikrarlı büyümektir. Katma değeri yüksek, teknolojik ve sürdürülebilir biçimde üretim yapmaktır. Yalnızca bugünü kurtarmayalım, geleceğin rekabet gücünü bugünden inşa edelim.
Bu Meclis, Ankara sanayisinin ortak aklıdır. Bu salonda yalnızca sektörler değil; tecrübe, emek, hafıza ve gelecek iddiası da bir aradadır. Bizim görevimiz sadece günü yönetmek değil, istikameti de belirlemektir.”
Haftanın popüler haberleri
Sezin Erken, ING Türkiye Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı
Sezin Erken, ING Türkiye Özel Bankacılık ve Yatırım Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı.
Egeli ihracatçılardan yeni rota: Çin
Çin Endüstri ve Ticaret Bankası (ICBC) ile düzenlenen toplantıda ticaret hacminin geliştirilmesi, finansmana erişim, yeni iş birliği fırsatları ele alındı.
TMSF'den otel satışı
TMSF, Babylon Town Turizm'e ait Antalya’daki oteli satışa çıkardı.
Erdoğan’dan Türk dünyasına dijital vizyonda birlik çağrısı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TDT Türkistan Zirvesi'nde konuştu: "Gaspıralı’nın şiarına 115 yıl sonra 'Dijital vizyonda birlik' ifadesini ekleme zamanı gelmiştir."
Google ve SpaceX’ten Uzay Veri Merkezi: Project Suncatcher
Google, Project Suncatcher ile yörüngede TPU tabanlı yapay zekâ bulutu kurmak için SpaceX ile görüşüyor. İlk fırlatmanın 2027'de yapılması planlanıyor.
Borsa İstanbul'da kariyer fırsatı: BİST Yetenek 2026 başvuruları başladı
Borsa İstanbul, geleceğin finans ve teknoloji liderlerini yetiştirmek üzere kapılarını üniversite öğrencilerine açıyor. Son başvuru tarihi: 7 Haziran 2026
Panasonic TOUGHBOOK'tan savunma çözümleri
Panasonic TOUGHBOOK savunma çözümleri yeni ürün ve hizmetlerle güçlendi.
Roche, PathAI ile anlaşma imzaladı
Roche, yapay zekâ destekli tanı çözümleri alanında PathAI ile satın alım anlaşması imzaladı.
Prof.Dr. Hülya Çiçekçioğlu: Hipertansiyon küresel bir tehdit
Prof. Dr. Hülya Çiçekçioğlu, 1,4 milyar kişiyi etkileyen hipertansiyonla mücadelede yedi derneğin hazırladığı 2025 Uzlaşı Raporu’nun önemine dikkat çekti.
Sedat Öztürk, Yandex Türkiye, Arama ve Yapay Zekâ Genel Müdürü oldu
Yandex Türkiye, Arama ve Yapay Zekâ biriminin Genel Müdürlüğü görevine Sedat Öztürk'ü atadı.
Amazon Türkiye, 2026 VNL Türkiye etabının isim sponsoru oldu
Amazon Türkiye, 2026 Voleybol Milletler Ligi (VNL) Türkiye etabının isim sponsoru oldu.
TCMB Başkanı Karahan’dan enflasyon tahmini: 2028’de yüzde 9
TCMB Başkanı Fatih Karahan, enflasyonun 2026 sonunda yüzde 26’ya gerileyeceğini, 2028 itibarıyla ise tek haneli rakamların görüleceğini öngördüklerini açıkladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Kazakistan'da
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan'ın başkenti Astana'da Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev tarafından resmî törenle karşılandı.
"Made in Europe'un Türkiye'yi de kapsaması gerekiyor"
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu Türkiye-Belçika Ekonomi Forumunda konuştu. "Made in Europe'un Türkiye'yi de kapsaması gerekiyor"
BTSO, Uludağ'da Çevre Forumu gerçekleştirdi
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi öncülüğünde düzenlenen 3. Uludağ Çevre Forumu Bursa Business School’da başladı.
vivo, yeni nesil teknolojilerini akademisyenlerle buluşturdu
vivo Türkiye, İTÜ’deki "Çin Günü" etkinliğinde yeni nesil teknolojilerini akademisyen ve gençlerle buluşturdu.
Bilim dünyasında zirve! Prof. Dr. Hotamışlıgil, NAS üyesi seçildi
Harvard Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Gökhan S. Hotamışlıgil, ABD Ulusal Bilimler Akademisi'nin (NAS) üyeliğine seçildi.
Tam Finans'tan 53'üncü şube
Tam Finans 53'üncü şubesini Düzce'de açtı.
Anadolu Grubundan yeni marka: Praticar
Anadolu Grubu, mobilite alanındaki operasyonlarını genişleterek yeni nesil araç kiralama markası Praticar’ı Rixos Tersane’de düzenlenen lansmanla tanıttı.
TCDD'den Kurban Bayramında 18 bin 644 kişilik ek kapasite müjdesi
Bakan Uraloğlu, Kurban Bayramı’nda YHT, anahat ve bölgesel trenlerinde toplam 18 bin 644 kişilik ek kapasite artışı sağlayacaklarını duyurdu.
Ünlü model Hailey Bieber, Mango’nun yeni yüzü oldu
Mango’nun 2026 Yaz kampanyasının yüzü dünyaca ünlü model Hailey Bieber oldu.
Burak Şen'e Abdi İbrahim’de üst düzey atama
Abdi İbrahim Uluslararası Pazarlar Pazarlama Direktörü Burak Şen oldu.
Watsons Türkiye'de Mete Yurddaş'a üst düzey atama
Mete Yurddaş, Watsons Türkiye ve GCC (Körfez Ülkeleri) Geliştirme Genel Müdürü olarak atandı.
Ziraat Bankası'ndan ilk çeyrekte 43,5 milyar lira net kar
Ziraat Bankası bu yılın ilk çeyreğine ilişkin finansal verilerini paylaştı. Şirket ilk çeyrekte 43,5 milyar lira net kar elde etti.
Dış ticarette birim değer sıçraması: İhracat endeksi yüzde 12,3 arttı
TÜİK duyurdu: İhracat birim değer endeksi martta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,3, ithalat birim değer endeksi yüzde 6,3 arttı.
GençBizz Lise Girişimcilik Programı ödülleri sahiplerini buldu
GençBizz Lise Girişimcilik programında birinciliği Quareka GençBizz Şirketi, ikinciliği Navita GençBizz Şirketi, üçüncülüğü Oilsorb GençBizz Şirketi kazandı.
Togg yönetiminde dev yapılanma: Liderlik kadrosu yenilendi
Togg, mobilite ekosistemini güçlendirmek amacıyla liderlik kadrosunda stratejik bir değişime gitti. Yeni yapıda kritik görevlere deneyimli isimler atandı.
Pfizer ve Bilkent Şehir Hastanesi’nden stratejik iş birliği
Pfizer Türkiye ve Ankara Bilkent Şehir Hastanesi klinik araştırmalar için stratejik iş birliğine imza attı.
BCTR’den Staking ve Lending Raporu
Blockchain Türkiye Platformu, kripto varlık ekosisteminin teknik, finansal ve hukuki geleceğine ışık tutan “Staking, Lending ve Borrowing” raporunu Paribu ev sahipliğinde tanıttı.
İzmir'de yaşayan Konya'lılar İzmir Konsiad'ın sofrasında buluştu
İzmir Konsiad, İzmir'de yaşayan Konya'lıları gönül sofrasında misafir etti.
Global AI Alliance for Climate Action projesine TBV'den destek
Yarının Denkleminde Çağdaş Ergin ve Ceren Zeytinoğlu Atıcı, TBV'nın Kanada merkezli Vector Institute ile birlikte yürüttüğü Global AI Alliance for Climate Action projesini konuştu.
ABD'de yıllık enflasyon Nisan'da yükseldi
ABD'de Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), nisanda aylık bazda yüzde 0,6, yıllık bazda yüzde 3,8 arttı.
Küresel elektrikli araç satışlarında artış
Küresel elektrikli araç satışları nisanda yüzde 6 artışla 1,6 milyon oldu.
Galatasaray, şampiyonluğu 15 Mayıs Cuma günü kutlayacak
Galatasaray, Trendyol Süper Lig'de 2025-26 sezonu şampiyonluğunu 15 Mayıs Cuma günü saat 19.05'te RAMS Park'ta taraftarıyla kutlayacak.
Bayram ikramiyeleri 17-22 Mayıs tarihlerinde ödenecek
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca emeklilerin aylık ödemeleri ile Kurban Bayramı ikramiyelerinin 17-22 Mayıs tarihleri arasında ödeneceği duyuruldu.
Kardelen Dergisinden çarpıcı gündem: "Helâl Ekonomi"
Kardelen dergisinin 128. sayısı "Helâl Ekonomi" gündemiyle çıktı. Ali Erdal, Kadir Bayrak ve Doç. Dr. M. Fatih Canbaz'ın güncel bakış açıları Kardelen'de.
e-Ticaret harcamalarının yüzde 56'sını kadınlar yapıyor
Bakan Bolat, "e-Ticaret harcamalarına adet bazında baktığımızda harcamaların yüzde 75'ini kadınlar, yüzde 25'ini erkekler gerçekleştiriyor."
Türkiye'de e-ticaret hacmi 2025'te 4,6 trilyon liraya ulaştı
Türkiye'de e-ticaret hacmi 2025'te yıllık bazda yüzde 52,2 artarak 4 trilyon 567 milyar liraya ulaştı.
eBay'den GameStop'ın satın alma teklifine ret
eBay'den GameStop'ın 55,5 milyar dolarlık satın alma teklifine ret!
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gıda arz güvenliği sorunumuz yoktur
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya Çiftçiler Günü Programı'nda konuştu. "Gıda arz güvenliği sorunumuz yoktur" dedi.