Psikiyatrist Prof. Dr. Tarhan'dan inatçılarla ilgili değerlendirme
Psikiyatrist Prof. Dr. Tarhan'dan inatçılarla ilgili değerlendirme
Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yetiştirilme biçiminin inatçılığı desteklediğini belirterek, inatçılığın arka planında korkuların olduğunu söyledi.
Haber Giriş Tarihi: 10.07.2023 19:23
Haber Güncellenme Tarihi: 10.07.2023 19:23
Kaynak:
AA
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yetiştirilme biçiminin inatçılığı desteklediğini belirterek, inatçılığın arka planında korkuların olduğunu söyledi.
Üniversite açıklamasında görüşlerine yer verilen Tarhan, bilinmezlik ve belirsizliğe karşı savunma mekanizması olarak inatçılığın ortaya çıktığını belirterek, baskıcı bir ortamda çocuk nasıl inatçılığa sürükleniyorsa kuralsız bir ortamda da çocuğun kendi doğrularını kendisinin oluşturduğunu ve o doğrularda ısrar ettiğini kaydetti.
İnatçı kişilerin değer yargılarının farklı olduğunu aktaran Tarhan, inatçılığın 'kişinin bir fikirde doğru ve yanlış olduğuna bakmaksızın ısrar etmesi' olarak bilindiğini bildirdi.
Bir kimsenin doğru olan bir fikirde ısrar etmesine 'kararlılık' denildiğini belirten Tarhan, 'Ama genelin kabul ettiği ya da mantık, muhakeme kurallarına, psikoloji kurallarına göre yanlış olduğu bilinen bir konuda ısrar edilmesi 'inatçılık' olarak kabul ediliyor. Kişi bunu kabul etmediği gibi reddediyor, karşı geliyor, direniyor. Karşısında söylenen kanıtları da kabul etmiyor çoğu zaman.' ifadelerini kullandı.
Tarhan, çocuklarda inatçılığın doğal olarak var olduğuna dikkati çekerek, çocuğun yürümeye başlayıp özerklik duygusu gelişmeye başladıktan sonra kendi doğrularında kendini dünyanın merkezinde gördüğünü, buna 'primer narsizm' denildiğini bildirdi.
İnatçı kişilerin dünyanın hep kendi etrafında dönmesini istediklerini aktaran Tarhan, inatçılığın, ben merkezciliğin en önemli davranışsal boyutlarından biri olduğunu, inatçı olarak bilinen kişilere baktıkları zaman o kişilerin ben merkezci olduklarını kaydetti.
Tarhan, inatçı kişilerde düşünce esnekliği olamadığını belirterek, 'Bu durumun psikolojideki karşılığı düşünce katılığıdır. Bir kimsede düşünce katılığı varsa önce neden kaynaklandığına bakılır. Eğer bir hastalıktan kaynaklanıyorsa, bir hezeyansa o zaman tıbbi tedavi gerekir, medikal yaklaşılmalı. Ama bir hezeyan değil, kişilik özelliğiyse kişi bunu bilerek mi bilmeyerek mi yapıyor ona bakılır.' ifadelerini kullandı.
- 'Pasif inatçılar daha tehlikeli'
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, buyurgan yaklaşımların inatçılığı arttırdığına işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
'Kişilerde inatçılığın ortaya çıkmasındaki en büyük etkenin aile ortamı olduğunu görüyoruz. Baskıcı, otoriter, totaliter, ‘hep ben’ ortamlarda yetişen çocuklar, özerklik duyguları da varsa inatçılıkla kendi varlıklarını devam ettirmek isterler. Bazı çocuklar teslim olurlar. Hatta bazen pasif agresiftirler, ‘peki peki’ derler. Aktif inatçılar dürüsttür, karşı çıkarlar, itiraz ederler, fikirlerini savunurlar. Ama pasif inatçılar iyi davranır fakat daha sonra kendi bildiğini okur. Mesela anne çocuğa ‘ders çalış’ der. Çocuk ‘tabi anneciğim çalışacağım’ der ama çalışmaz. Hatta annesini sinirlendirir, zevk alır bundan.
Açık ve dürüst oldukları için aktif inatçı kişilerle anlaşmak daha kolay. Fikirlerini hakikaten anlaşılmak için söylerler. Bunu ego savaşına çevirirsek iki taraf da kaybeder. Burada amaç, bizim için en iyiyi ve en isabetli doğruyu bulmak. Ancak bunu yaparken, inatçı kişinin onurunu zedelememek gerekiyor. Onurunu zedelerseniz kişilik yapısı olan inatçılığı çözüm olarak görür.'
Herkesin içinde inatçı bir çekirdek olduğunu belirten Tarhan, 'İnatçılık, kişinin kendi psikolojik bütünlüğünü koruması için de gereklidir. Kişinin kendi doğrularını savunması gerekiyor. Karşıt bir delil olmadan, karşıt bir görüş, ikna edici bir bilgi olmadan o doğruları değiştirmemesi isabetlidir. Ancak karşı tarafa ‘ben anneyim böyle yapacaksın, ben babayım böyle yapacaksın’ diyerek anneliği, babalığı veya iş yerinde pozisyonunu kullanarak gerekçelerini söylemeden, ‘ben ne dersem o olur’ diyerek yaklaşılırsa geçici bir sessizlik, sakinlik olur. Böyle durumlarda ihanet beslenir, ilk fırsatta ihanet eder karşı taraf... Bu nedenle baskıcı ortamlarda çok hain çıkar. Baskıcı kültürlerde münafık çok çıkar. Mesela Batı'da niye çıkmıyor? Çünkü insanlar açık ve şeffaf. Orada dürüstlük yüceltiliyor ama burada, doğu toplumlarında itaat yüceltiliyor. Türkiye değil, bütün doğu toplumlarında, itaat ve sadakat yüceltiliyor. Halbuki gelişmiş toplumlarda adalet, açıklık ve şeffaflık yüceltilir.' ifadelerini kullanıldı.
Çocuklarda inatçılığın her şeye karşı koymayla geliştiğini vurgulayan Tarhan, şunları kaydetti:
'Bu çocuklara baktığımız zaman yetiştirilme biçimleri bunu besliyor. Bu genetik bir durum ya da hastalık değil. Baskıcı bir ortamda çocuk nasıl inatçılığa sürükleniyorsa kuralsız bir ortamda da çocuk kendi doğrularını kendi oluşturur ve o doğrularda ısrar eder. Bu inatçılık olarak ortaya çıkar. Mesela, 'dişini fırçalayacaksın, tuvaletten çıkınca elini yıkayacaksın' tarzında genel temel değerleri, temel kuralları olan bir ortam oluşmadıysa çocuk kendi doğrularında ısrar etmeye başlar. Çünkü insan zihnini en çok rahatsız eden şey belirsizliktir, tehlike değildir. Ne olacağını bilememek, bilinmezlik ve belirsizlik en büyük gizli travmadır. İnatçılık, bilinmezlik ve belirsizliğe karşı bir savunma mekanizmasıdır. Kendi doğrularını korumaya çalışır. İnatçı kişiler bu yüzden maalesef yeniliğe de kapalıdırlar. Yenilikçi ve gelişimcilik 21. yüzyıl değerleri biliyorsunuz. Bu zamanda yenilikçi ve gelişimci olmayan kimse bu yüzyılı kaçırır, tarihte yaşar.
‘Niye böyle yapıyorsun’ gibi ‘sen’ dili ile konuşmak inatçılığı artırır. İnatçılık özellikle duygusal boyutu gizler. Mesela, eve gittiniz, ev darmadağın. Bu durumda ‘ne bu evin hali, bütün gün dışarda canım çıktı zaten, eve geldim ortalık darmadağın’ dersiniz. Bu da eşe karşı suçlayıcı ve yargılayıcı konuşmaktır. Yargılayıcı ve suçlayıcı konuşma karşı tarafta savunma duygusu yaratır. ‘Ben’ dili ile ‘ben eve geldiğimde ev dağınık olduğu zaman kendimi çok kötü hissediyorum’ şeklinde kendi duygularını söylese karşı tarafta savunma duygusu yerine yardım etme, anlamaya çalışma duygusu uyanır. Bu nedenle sen dili ile suçlayıcı, yargılayıcı konuşmak inatçılığı besler.'
- 'Herkes kendi duygularından sorumludur'
Herkesin kendi duygularından sorumlu olduğunu aktaran Tarhan, insanın eşinin duygu ve davranışlarından sorumlu olmadığını, eşini yönetmeye, hükmetmeye kalktığı zaman karşı tarafın özgürlük duygusunun zarar gördüğünü belirtti.
'Ev; kadının krallığıdır, erkeğin de evde kadına o krallığı hissettirmesi lazım' ifadesini kullanan Tarhan, aksi halde kadının kendini kötü hissedeceğine ve evi sahiplenmekte zorlanacağına işaret etti.
Erkeğin evdeki kararları kadına bıraktığı durumlarda kadının evi daha çok sevdiğini, çocuklarla daha çok ilgilendiğini ve eşine de daha iyi ortam hazırladığını aktaran Tarhan, 'Evde son sözü eşin söylemesini erkek kabul ederse ego savaşları olmaz. O zaman niye inatçılık olsun ki... İnatçılığın arka planında, onun görünmeyen nedeni buz dağı gibidir. Arka planda, beni sevmiyor, bana değer vermiyor yahut da sahip olduğu bir şeyi kaybetme korkuları vardır. Parasız kalma, sevilmeme, yalnız kalma korkusu vardır. Bir nevi ‘benim farkıma var, bana da önem ver’ diye dolaylı bir mesaj vardır arkasında. Bilinenin aksine inatçı kişiler güveni düşük kişilerdir. Erkeklerin zulmü var maalesef, kadınlar sessiz kalıyor, içine atıyor, onun için hekim hekim dolaşıyorlar. Mide hastalığı, bayılma hastalığı... Hep arka planda duyguları ifade edememe zorluğu var. Duygular üzerinde konuşulabilse bu olmayacak. Bu konuşulamadığı için inatçılık şeklinde veya bedensel hastalık şeklinde çıkıyor.' değerlendirmesinde bulundu.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Psikiyatrist Prof. Dr. Tarhan'dan inatçılarla ilgili değerlendirme
Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yetiştirilme biçiminin inatçılığı desteklediğini belirterek, inatçılığın arka planında korkuların olduğunu söyledi.
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yetiştirilme biçiminin inatçılığı desteklediğini belirterek, inatçılığın arka planında korkuların olduğunu söyledi.
Üniversite açıklamasında görüşlerine yer verilen Tarhan, bilinmezlik ve belirsizliğe karşı savunma mekanizması olarak inatçılığın ortaya çıktığını belirterek, baskıcı bir ortamda çocuk nasıl inatçılığa sürükleniyorsa kuralsız bir ortamda da çocuğun kendi doğrularını kendisinin oluşturduğunu ve o doğrularda ısrar ettiğini kaydetti.
İnatçı kişilerin değer yargılarının farklı olduğunu aktaran Tarhan, inatçılığın 'kişinin bir fikirde doğru ve yanlış olduğuna bakmaksızın ısrar etmesi' olarak bilindiğini bildirdi.
Bir kimsenin doğru olan bir fikirde ısrar etmesine 'kararlılık' denildiğini belirten Tarhan, 'Ama genelin kabul ettiği ya da mantık, muhakeme kurallarına, psikoloji kurallarına göre yanlış olduğu bilinen bir konuda ısrar edilmesi 'inatçılık' olarak kabul ediliyor. Kişi bunu kabul etmediği gibi reddediyor, karşı geliyor, direniyor. Karşısında söylenen kanıtları da kabul etmiyor çoğu zaman.' ifadelerini kullandı.
Tarhan, çocuklarda inatçılığın doğal olarak var olduğuna dikkati çekerek, çocuğun yürümeye başlayıp özerklik duygusu gelişmeye başladıktan sonra kendi doğrularında kendini dünyanın merkezinde gördüğünü, buna 'primer narsizm' denildiğini bildirdi.
İnatçı kişilerin dünyanın hep kendi etrafında dönmesini istediklerini aktaran Tarhan, inatçılığın, ben merkezciliğin en önemli davranışsal boyutlarından biri olduğunu, inatçı olarak bilinen kişilere baktıkları zaman o kişilerin ben merkezci olduklarını kaydetti.
Tarhan, inatçı kişilerde düşünce esnekliği olamadığını belirterek, 'Bu durumun psikolojideki karşılığı düşünce katılığıdır. Bir kimsede düşünce katılığı varsa önce neden kaynaklandığına bakılır. Eğer bir hastalıktan kaynaklanıyorsa, bir hezeyansa o zaman tıbbi tedavi gerekir, medikal yaklaşılmalı. Ama bir hezeyan değil, kişilik özelliğiyse kişi bunu bilerek mi bilmeyerek mi yapıyor ona bakılır.' ifadelerini kullandı.
- 'Pasif inatçılar daha tehlikeli'
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, buyurgan yaklaşımların inatçılığı arttırdığına işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
'Kişilerde inatçılığın ortaya çıkmasındaki en büyük etkenin aile ortamı olduğunu görüyoruz. Baskıcı, otoriter, totaliter, ‘hep ben’ ortamlarda yetişen çocuklar, özerklik duyguları da varsa inatçılıkla kendi varlıklarını devam ettirmek isterler. Bazı çocuklar teslim olurlar. Hatta bazen pasif agresiftirler, ‘peki peki’ derler. Aktif inatçılar dürüsttür, karşı çıkarlar, itiraz ederler, fikirlerini savunurlar. Ama pasif inatçılar iyi davranır fakat daha sonra kendi bildiğini okur. Mesela anne çocuğa ‘ders çalış’ der. Çocuk ‘tabi anneciğim çalışacağım’ der ama çalışmaz. Hatta annesini sinirlendirir, zevk alır bundan.
Açık ve dürüst oldukları için aktif inatçı kişilerle anlaşmak daha kolay. Fikirlerini hakikaten anlaşılmak için söylerler. Bunu ego savaşına çevirirsek iki taraf da kaybeder. Burada amaç, bizim için en iyiyi ve en isabetli doğruyu bulmak. Ancak bunu yaparken, inatçı kişinin onurunu zedelememek gerekiyor. Onurunu zedelerseniz kişilik yapısı olan inatçılığı çözüm olarak görür.'
Herkesin içinde inatçı bir çekirdek olduğunu belirten Tarhan, 'İnatçılık, kişinin kendi psikolojik bütünlüğünü koruması için de gereklidir. Kişinin kendi doğrularını savunması gerekiyor. Karşıt bir delil olmadan, karşıt bir görüş, ikna edici bir bilgi olmadan o doğruları değiştirmemesi isabetlidir. Ancak karşı tarafa ‘ben anneyim böyle yapacaksın, ben babayım böyle yapacaksın’ diyerek anneliği, babalığı veya iş yerinde pozisyonunu kullanarak gerekçelerini söylemeden, ‘ben ne dersem o olur’ diyerek yaklaşılırsa geçici bir sessizlik, sakinlik olur. Böyle durumlarda ihanet beslenir, ilk fırsatta ihanet eder karşı taraf... Bu nedenle baskıcı ortamlarda çok hain çıkar. Baskıcı kültürlerde münafık çok çıkar. Mesela Batı'da niye çıkmıyor? Çünkü insanlar açık ve şeffaf. Orada dürüstlük yüceltiliyor ama burada, doğu toplumlarında itaat yüceltiliyor. Türkiye değil, bütün doğu toplumlarında, itaat ve sadakat yüceltiliyor. Halbuki gelişmiş toplumlarda adalet, açıklık ve şeffaflık yüceltilir.' ifadelerini kullanıldı.
Çocuklarda inatçılığın her şeye karşı koymayla geliştiğini vurgulayan Tarhan, şunları kaydetti:
'Bu çocuklara baktığımız zaman yetiştirilme biçimleri bunu besliyor. Bu genetik bir durum ya da hastalık değil. Baskıcı bir ortamda çocuk nasıl inatçılığa sürükleniyorsa kuralsız bir ortamda da çocuk kendi doğrularını kendi oluşturur ve o doğrularda ısrar eder. Bu inatçılık olarak ortaya çıkar. Mesela, 'dişini fırçalayacaksın, tuvaletten çıkınca elini yıkayacaksın' tarzında genel temel değerleri, temel kuralları olan bir ortam oluşmadıysa çocuk kendi doğrularında ısrar etmeye başlar. Çünkü insan zihnini en çok rahatsız eden şey belirsizliktir, tehlike değildir. Ne olacağını bilememek, bilinmezlik ve belirsizlik en büyük gizli travmadır. İnatçılık, bilinmezlik ve belirsizliğe karşı bir savunma mekanizmasıdır. Kendi doğrularını korumaya çalışır. İnatçı kişiler bu yüzden maalesef yeniliğe de kapalıdırlar. Yenilikçi ve gelişimcilik 21. yüzyıl değerleri biliyorsunuz. Bu zamanda yenilikçi ve gelişimci olmayan kimse bu yüzyılı kaçırır, tarihte yaşar.
‘Niye böyle yapıyorsun’ gibi ‘sen’ dili ile konuşmak inatçılığı artırır. İnatçılık özellikle duygusal boyutu gizler. Mesela, eve gittiniz, ev darmadağın. Bu durumda ‘ne bu evin hali, bütün gün dışarda canım çıktı zaten, eve geldim ortalık darmadağın’ dersiniz. Bu da eşe karşı suçlayıcı ve yargılayıcı konuşmaktır. Yargılayıcı ve suçlayıcı konuşma karşı tarafta savunma duygusu yaratır. ‘Ben’ dili ile ‘ben eve geldiğimde ev dağınık olduğu zaman kendimi çok kötü hissediyorum’ şeklinde kendi duygularını söylese karşı tarafta savunma duygusu yerine yardım etme, anlamaya çalışma duygusu uyanır. Bu nedenle sen dili ile suçlayıcı, yargılayıcı konuşmak inatçılığı besler.'
- 'Herkes kendi duygularından sorumludur'
Herkesin kendi duygularından sorumlu olduğunu aktaran Tarhan, insanın eşinin duygu ve davranışlarından sorumlu olmadığını, eşini yönetmeye, hükmetmeye kalktığı zaman karşı tarafın özgürlük duygusunun zarar gördüğünü belirtti.
'Ev; kadının krallığıdır, erkeğin de evde kadına o krallığı hissettirmesi lazım' ifadesini kullanan Tarhan, aksi halde kadının kendini kötü hissedeceğine ve evi sahiplenmekte zorlanacağına işaret etti.
Erkeğin evdeki kararları kadına bıraktığı durumlarda kadının evi daha çok sevdiğini, çocuklarla daha çok ilgilendiğini ve eşine de daha iyi ortam hazırladığını aktaran Tarhan, 'Evde son sözü eşin söylemesini erkek kabul ederse ego savaşları olmaz. O zaman niye inatçılık olsun ki... İnatçılığın arka planında, onun görünmeyen nedeni buz dağı gibidir. Arka planda, beni sevmiyor, bana değer vermiyor yahut da sahip olduğu bir şeyi kaybetme korkuları vardır. Parasız kalma, sevilmeme, yalnız kalma korkusu vardır. Bir nevi ‘benim farkıma var, bana da önem ver’ diye dolaylı bir mesaj vardır arkasında. Bilinenin aksine inatçı kişiler güveni düşük kişilerdir. Erkeklerin zulmü var maalesef, kadınlar sessiz kalıyor, içine atıyor, onun için hekim hekim dolaşıyorlar. Mide hastalığı, bayılma hastalığı... Hep arka planda duyguları ifade edememe zorluğu var. Duygular üzerinde konuşulabilse bu olmayacak. Bu konuşulamadığı için inatçılık şeklinde veya bedensel hastalık şeklinde çıkıyor.' değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak: AA
Haftanın popüler haberleri
Yandex Ads Boost'un AI hayatı kolaylaştırıyor
Yandex Ads Boost'un AI Asistanı, yayıncıların mobil oyun ve uygulamalarının büyümesini kolaylaştırıyor.
Palandöken, “Eşel mobil kararı piyasayı rahatlatacak”
TESK Başkanı Bendevi Palandöken, akaryakıt fiyatlarında eşel mobil sisteminin yeniden devreye alınmasının piyasalar açısından olumlu bir adım olduğunu söyledi.
İngiltere’de büyüme tahminleri geriledi
OBR, 2026 için beklenen büyüme oranı tahminini yüzde 1,4'ten yüzde 1,1'e düşürmekle birlikte sonraki yıllar için tahminlerini yükseltti.
Roche, Güney Kore biyoteknoloji sektörüne yatırım yapacak
Roche, Güney Kore biyoteknoloji sektörüne 481 milyon dolarlık yatırım yapacağını duyurdu.
Türkiye 1,6 trilyon dolar milli gelirle dünyada 16. büyük ekonomi
Ticaret Bakanı Ömer Bolat: "Türkiye 1,6 trilyon dolar milli gelirle dünyada 16. büyük ekonomi"
Luxera GYO, Borsa'da LXGYO koduyla işlem görmeye başladı
Borsa İstanbul'da gong Luxera GYO için çaldı.
İstanbul Havalimanı Avrupa'da rekor kırıyor
İstanbul Havalimanı 23 Şubat-1 Mart döneminde günlük ortalama 1303 uçuşla bir kez daha Avrupa'daki en yoğun havalimanı oldu.
TROY kartla Biletinial’da çocuk etkinlikleri indirimli
TROY kartla Biletinial’da çocuk etkinlikleri yüzde 25 indirimli olacak.
Bu Gençlikte İŞ Var!'da girişimler belirlendi
TÜSİAD'ın girişimcilik programı Bu Gençlikte İŞ Var!'da TÜSİAD üyelerinin rehberlik yapacağı girişimler belirlendi.
BEEV: Kadınlar bilişime erişimde daha fazla engelle karşılaşıyor
Bilişime ve Eğitime Erişim Vakfı (BEEV) Genel Müdürü Neyran Akyıldız: "Kadınlar bilişime erişimde daha fazla engelle karşılaşıyor."
Pizza girişimcisi Serpil Yurtseven kadınlara ilham veriyor
Sampi Pizza Portivo’nun ilk kadın girişimcisi Serpil Yurtseven kadınlara ilham veriyor.
Yandex Türkiye, Yapay Zekâ Politikaları Derneği'ne katıldı
Yandex Türkiye, Yapay Zekâ Politikaları Derneği'ne (AIPA) katıldı.
vivo V70 Türkiye'deki kullanıcılarla buluştu
vivo V70, güçlendirilmiş ZEISS kamera teknolojisi ve yeni OriginOS arayüzüyle Türkiye'deki kullanıcılarla buluştu.
TCL, MWC 2026'da yeni tablet serisini tanıttı
TCL, Mobil Dünya Kongresi'nde (MWC) modern dijital yaşamın farklı ihtiyaçlarına hitap edecek şekilde tasarladığı kapsamlı tablet serisini tanıttı.
Philips, Lumea ile kadınların yanında olmaya devam ediyor
Philips, Lumea ile kendi ışığını cesurca yansıtan kadınların yanında olmaya devam ediyor.
Dijital para birimleri ve yapay zekâ ödeme dünyasını değiştiriyor
KPMG'den Sinem Cantürk “Ödeme sistemleri bugün dijital para birimleri, yapay zekâ ve açık ekosistemlerin etkisiyle yeniden şekilleniyor." dedi.
Canray, METS 225 projesinde tüm iç mekân sistemlerini üstlendi
METS 225 projesinde, trenin tüm iç mekân sistemlerinin tasarım, mühendislik, üretim ve montaj süreçleri Canray Ulaşım tarafından gerçekleştirildi.
Havas Engage’in Kreatif Direktörü Can Bilginer oldu
Havas Engage, Can Bilginer’i Kreatif Direktör olarak kadrosuna kattı.
Derya Özbalcı Yeşilyurt’a iki önemli otelde iki önemli görev
Derya Özbalcı Yeşilyurt Fairmont Quasar İstanbul ve The Grand Tarabya’nın Pazarlama ve İletişim Direktörlüğü görevine atandı.
Mr Usta’nın yeni CEO’su Ayşe Pehlivaner Güney oldu
Mr Usta’nın yeni CEO’su Ayşe Pehlivaner Güney oldu.
Maxion İnci Jant Grubunda Gülçin Tekin'e yeni görev
Maxion İnci Jant Grubu Operasyonlarının Başına Gülçin Tekin getirildi.
Karnaval’ın Kurumsal İlişkiler Başkanı Olcay Akay oldu
Karnaval, medya ve yayıncılık alanında 30 yılı aşkın deneyime sahip olan Olcay Akay’ı Kurumsal İlişkiler Başkanı olarak görevlendirdi.
Gençlere IBAN kiralama tuzağına düşmeyin uyarısı
Muş Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Kantar, gençlere "IBAN kiralama" tuzağına karşı dikkatli olmaları yönünde uyarılarda bulundu.
Bankacılık sektöründe kadın çalışan oranı yüzde 51'e ulaştı
TBB'nin üye bankalarından derlediği verilere göre bankacılık sektöründe kadın çalışan oranı yüzde 51’e yükseldi.
Bakan Uraloğlu açıkladı: YHT Bursa Osmaneli hattı ne zaman bitecek?
Bakan Uraloğlu "Bursa-Osmaneli kesimi çalışmalarında önemli bir aşamaya geldik, bu kesimi yılın ikinci yarısında tamamlamayı planlıyoruz." dedi.
TÜİK, en fazla aylık reel getiri şampiyonunu açıkladı
TÜİK, Şubat ayına ilişkin "finansal yatırım araçlarının reel getiri oranları"nı açıkladı. Şubat'ta en fazla aylık reel getiri BIST 100 endeksinde oldu.
vivo, X300 Ultra'yı Mobil Dünya Kongresi’nde tanıtacak
vivo, yeni amiral gemisi X300 Ultra telefonunu Mobil Dünya Kongresi’nde tanıtacak.
Pfizer Türkiye’de Ticari Mükemmeliyet ve İnovasyon Liderliği’ne atama
Pfizer Türkiye’de Ticari Mükemmeliyet ve İnovasyon Liderliği’ne Utku Dilaver atandı.
Anadolu Hackathon için başvurular başladı
Anadolu Hackathon için başvurular başladı: Yandex Türkiye ve SBTÜ, öğrencileri Türkiye için Yapay Zeka çözümleri geliştirmeye davet ediyor.
Güney Afrika e-ticaret pazarında yükselme bekliyor
Güney Afrika e-ticaret pazarının büyüklüğünün 2033 yılına kadar yüzde 27,9'luk yıllık büyümeyle 2,2 trilyon doları aşması bekleniyor.
Çimentaş’ta üst düzey atamalar
Çimentaş CEO’su Cenker Mirzaoğlu, mevcut görevinin yanı sıra Cementir Grup’un Stratejik Gelişimden Sorumlu Üst Düzey Yönetici, Gürol Özer ise Çimentaş Genel Müdürü oldu.
A101'in PR hizmetlerini SOBRAZ yönetecek
A101, iletişim çalışmaları için SOBRAZ ile işbirliğine gitti.
sahibinden.com, Türkiye Basketbol Milli Takımlar ana sponsoru oldu
sahibinden.com, Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) ile imzalanan sponsorluk anlaşması ile Türkiye Basketbol Milli Takımlarının ana sponsoru oldu.
Cannes Young Lions 2026’da Türkiye’den kimler yarışacak?
Cannes Young Lions 2026’da Türkiye’yi temsil edecek genç profesyoneller ve yaratıcılar belli oldu.
Hopi’de Reklam Teknolojileri Direktörlüğü ataması
Hopi’de Reklam Teknolojileri Direktörlüğü görevine Murat Altuntaş atandı.
DOME’da Burak Oruç CFO ve CGO olarak atandı
DOME’da stratejik yapılanma: Burak Oruç CFO ve Chief Growth Officer olarak atandı.
Nurçin Koçoğlu, Beymen Group’ta
Nurçin Koçoğlu, Own Brands Pazarlama ve Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak göreve başladı.
Palandöken'den sitem: Ekim alanları beton yığınları ile doldu
Palandöken: Bilindiği üzere bir meyve ağacı verimlilik haline alıncaya kadar en az altı yıl geçecek. Şehrin en güzel ekim alanları artık beton yığınları ile doldu.
Hisarcıklıoğlu: Spekülatif haberlere itibar edilmemelidir
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu: Piyasalarda sağlıklı işleyişi zedeleyebilecek spekülatif haberlere itibar edilmemelidir.
TOBB Otomotiv Tedarik Sanayi Meclisinde Alper Kanca dönemi
TOBB Otomotiv Tedarik Sanayi Meclisi Başkanlık Divanı seçiminde Alper Kanca oy birliğiyle Başkan, Albert Saydam Meclis Başkan Yardımcısı olarak seçildi.