Psikiyatrist Prof. Dr. Tarhan'dan inatçılarla ilgili değerlendirme
Psikiyatrist Prof. Dr. Tarhan'dan inatçılarla ilgili değerlendirme
Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yetiştirilme biçiminin inatçılığı desteklediğini belirterek, inatçılığın arka planında korkuların olduğunu söyledi.
Haber Giriş Tarihi: 10.07.2023 19:23
Haber Güncellenme Tarihi: 10.07.2023 19:23
Kaynak:
AA
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yetiştirilme biçiminin inatçılığı desteklediğini belirterek, inatçılığın arka planında korkuların olduğunu söyledi.
Üniversite açıklamasında görüşlerine yer verilen Tarhan, bilinmezlik ve belirsizliğe karşı savunma mekanizması olarak inatçılığın ortaya çıktığını belirterek, baskıcı bir ortamda çocuk nasıl inatçılığa sürükleniyorsa kuralsız bir ortamda da çocuğun kendi doğrularını kendisinin oluşturduğunu ve o doğrularda ısrar ettiğini kaydetti.
İnatçı kişilerin değer yargılarının farklı olduğunu aktaran Tarhan, inatçılığın 'kişinin bir fikirde doğru ve yanlış olduğuna bakmaksızın ısrar etmesi' olarak bilindiğini bildirdi.
Bir kimsenin doğru olan bir fikirde ısrar etmesine 'kararlılık' denildiğini belirten Tarhan, 'Ama genelin kabul ettiği ya da mantık, muhakeme kurallarına, psikoloji kurallarına göre yanlış olduğu bilinen bir konuda ısrar edilmesi 'inatçılık' olarak kabul ediliyor. Kişi bunu kabul etmediği gibi reddediyor, karşı geliyor, direniyor. Karşısında söylenen kanıtları da kabul etmiyor çoğu zaman.' ifadelerini kullandı.
Tarhan, çocuklarda inatçılığın doğal olarak var olduğuna dikkati çekerek, çocuğun yürümeye başlayıp özerklik duygusu gelişmeye başladıktan sonra kendi doğrularında kendini dünyanın merkezinde gördüğünü, buna 'primer narsizm' denildiğini bildirdi.
İnatçı kişilerin dünyanın hep kendi etrafında dönmesini istediklerini aktaran Tarhan, inatçılığın, ben merkezciliğin en önemli davranışsal boyutlarından biri olduğunu, inatçı olarak bilinen kişilere baktıkları zaman o kişilerin ben merkezci olduklarını kaydetti.
Tarhan, inatçı kişilerde düşünce esnekliği olamadığını belirterek, 'Bu durumun psikolojideki karşılığı düşünce katılığıdır. Bir kimsede düşünce katılığı varsa önce neden kaynaklandığına bakılır. Eğer bir hastalıktan kaynaklanıyorsa, bir hezeyansa o zaman tıbbi tedavi gerekir, medikal yaklaşılmalı. Ama bir hezeyan değil, kişilik özelliğiyse kişi bunu bilerek mi bilmeyerek mi yapıyor ona bakılır.' ifadelerini kullandı.
- 'Pasif inatçılar daha tehlikeli'
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, buyurgan yaklaşımların inatçılığı arttırdığına işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
'Kişilerde inatçılığın ortaya çıkmasındaki en büyük etkenin aile ortamı olduğunu görüyoruz. Baskıcı, otoriter, totaliter, ‘hep ben’ ortamlarda yetişen çocuklar, özerklik duyguları da varsa inatçılıkla kendi varlıklarını devam ettirmek isterler. Bazı çocuklar teslim olurlar. Hatta bazen pasif agresiftirler, ‘peki peki’ derler. Aktif inatçılar dürüsttür, karşı çıkarlar, itiraz ederler, fikirlerini savunurlar. Ama pasif inatçılar iyi davranır fakat daha sonra kendi bildiğini okur. Mesela anne çocuğa ‘ders çalış’ der. Çocuk ‘tabi anneciğim çalışacağım’ der ama çalışmaz. Hatta annesini sinirlendirir, zevk alır bundan.
Açık ve dürüst oldukları için aktif inatçı kişilerle anlaşmak daha kolay. Fikirlerini hakikaten anlaşılmak için söylerler. Bunu ego savaşına çevirirsek iki taraf da kaybeder. Burada amaç, bizim için en iyiyi ve en isabetli doğruyu bulmak. Ancak bunu yaparken, inatçı kişinin onurunu zedelememek gerekiyor. Onurunu zedelerseniz kişilik yapısı olan inatçılığı çözüm olarak görür.'
Herkesin içinde inatçı bir çekirdek olduğunu belirten Tarhan, 'İnatçılık, kişinin kendi psikolojik bütünlüğünü koruması için de gereklidir. Kişinin kendi doğrularını savunması gerekiyor. Karşıt bir delil olmadan, karşıt bir görüş, ikna edici bir bilgi olmadan o doğruları değiştirmemesi isabetlidir. Ancak karşı tarafa ‘ben anneyim böyle yapacaksın, ben babayım böyle yapacaksın’ diyerek anneliği, babalığı veya iş yerinde pozisyonunu kullanarak gerekçelerini söylemeden, ‘ben ne dersem o olur’ diyerek yaklaşılırsa geçici bir sessizlik, sakinlik olur. Böyle durumlarda ihanet beslenir, ilk fırsatta ihanet eder karşı taraf... Bu nedenle baskıcı ortamlarda çok hain çıkar. Baskıcı kültürlerde münafık çok çıkar. Mesela Batı'da niye çıkmıyor? Çünkü insanlar açık ve şeffaf. Orada dürüstlük yüceltiliyor ama burada, doğu toplumlarında itaat yüceltiliyor. Türkiye değil, bütün doğu toplumlarında, itaat ve sadakat yüceltiliyor. Halbuki gelişmiş toplumlarda adalet, açıklık ve şeffaflık yüceltilir.' ifadelerini kullanıldı.
Çocuklarda inatçılığın her şeye karşı koymayla geliştiğini vurgulayan Tarhan, şunları kaydetti:
'Bu çocuklara baktığımız zaman yetiştirilme biçimleri bunu besliyor. Bu genetik bir durum ya da hastalık değil. Baskıcı bir ortamda çocuk nasıl inatçılığa sürükleniyorsa kuralsız bir ortamda da çocuk kendi doğrularını kendi oluşturur ve o doğrularda ısrar eder. Bu inatçılık olarak ortaya çıkar. Mesela, 'dişini fırçalayacaksın, tuvaletten çıkınca elini yıkayacaksın' tarzında genel temel değerleri, temel kuralları olan bir ortam oluşmadıysa çocuk kendi doğrularında ısrar etmeye başlar. Çünkü insan zihnini en çok rahatsız eden şey belirsizliktir, tehlike değildir. Ne olacağını bilememek, bilinmezlik ve belirsizlik en büyük gizli travmadır. İnatçılık, bilinmezlik ve belirsizliğe karşı bir savunma mekanizmasıdır. Kendi doğrularını korumaya çalışır. İnatçı kişiler bu yüzden maalesef yeniliğe de kapalıdırlar. Yenilikçi ve gelişimcilik 21. yüzyıl değerleri biliyorsunuz. Bu zamanda yenilikçi ve gelişimci olmayan kimse bu yüzyılı kaçırır, tarihte yaşar.
‘Niye böyle yapıyorsun’ gibi ‘sen’ dili ile konuşmak inatçılığı artırır. İnatçılık özellikle duygusal boyutu gizler. Mesela, eve gittiniz, ev darmadağın. Bu durumda ‘ne bu evin hali, bütün gün dışarda canım çıktı zaten, eve geldim ortalık darmadağın’ dersiniz. Bu da eşe karşı suçlayıcı ve yargılayıcı konuşmaktır. Yargılayıcı ve suçlayıcı konuşma karşı tarafta savunma duygusu yaratır. ‘Ben’ dili ile ‘ben eve geldiğimde ev dağınık olduğu zaman kendimi çok kötü hissediyorum’ şeklinde kendi duygularını söylese karşı tarafta savunma duygusu yerine yardım etme, anlamaya çalışma duygusu uyanır. Bu nedenle sen dili ile suçlayıcı, yargılayıcı konuşmak inatçılığı besler.'
- 'Herkes kendi duygularından sorumludur'
Herkesin kendi duygularından sorumlu olduğunu aktaran Tarhan, insanın eşinin duygu ve davranışlarından sorumlu olmadığını, eşini yönetmeye, hükmetmeye kalktığı zaman karşı tarafın özgürlük duygusunun zarar gördüğünü belirtti.
'Ev; kadının krallığıdır, erkeğin de evde kadına o krallığı hissettirmesi lazım' ifadesini kullanan Tarhan, aksi halde kadının kendini kötü hissedeceğine ve evi sahiplenmekte zorlanacağına işaret etti.
Erkeğin evdeki kararları kadına bıraktığı durumlarda kadının evi daha çok sevdiğini, çocuklarla daha çok ilgilendiğini ve eşine de daha iyi ortam hazırladığını aktaran Tarhan, 'Evde son sözü eşin söylemesini erkek kabul ederse ego savaşları olmaz. O zaman niye inatçılık olsun ki... İnatçılığın arka planında, onun görünmeyen nedeni buz dağı gibidir. Arka planda, beni sevmiyor, bana değer vermiyor yahut da sahip olduğu bir şeyi kaybetme korkuları vardır. Parasız kalma, sevilmeme, yalnız kalma korkusu vardır. Bir nevi ‘benim farkıma var, bana da önem ver’ diye dolaylı bir mesaj vardır arkasında. Bilinenin aksine inatçı kişiler güveni düşük kişilerdir. Erkeklerin zulmü var maalesef, kadınlar sessiz kalıyor, içine atıyor, onun için hekim hekim dolaşıyorlar. Mide hastalığı, bayılma hastalığı... Hep arka planda duyguları ifade edememe zorluğu var. Duygular üzerinde konuşulabilse bu olmayacak. Bu konuşulamadığı için inatçılık şeklinde veya bedensel hastalık şeklinde çıkıyor.' değerlendirmesinde bulundu.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Psikiyatrist Prof. Dr. Tarhan'dan inatçılarla ilgili değerlendirme
Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yetiştirilme biçiminin inatçılığı desteklediğini belirterek, inatçılığın arka planında korkuların olduğunu söyledi.
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yetiştirilme biçiminin inatçılığı desteklediğini belirterek, inatçılığın arka planında korkuların olduğunu söyledi.
Üniversite açıklamasında görüşlerine yer verilen Tarhan, bilinmezlik ve belirsizliğe karşı savunma mekanizması olarak inatçılığın ortaya çıktığını belirterek, baskıcı bir ortamda çocuk nasıl inatçılığa sürükleniyorsa kuralsız bir ortamda da çocuğun kendi doğrularını kendisinin oluşturduğunu ve o doğrularda ısrar ettiğini kaydetti.
İnatçı kişilerin değer yargılarının farklı olduğunu aktaran Tarhan, inatçılığın 'kişinin bir fikirde doğru ve yanlış olduğuna bakmaksızın ısrar etmesi' olarak bilindiğini bildirdi.
Bir kimsenin doğru olan bir fikirde ısrar etmesine 'kararlılık' denildiğini belirten Tarhan, 'Ama genelin kabul ettiği ya da mantık, muhakeme kurallarına, psikoloji kurallarına göre yanlış olduğu bilinen bir konuda ısrar edilmesi 'inatçılık' olarak kabul ediliyor. Kişi bunu kabul etmediği gibi reddediyor, karşı geliyor, direniyor. Karşısında söylenen kanıtları da kabul etmiyor çoğu zaman.' ifadelerini kullandı.
Tarhan, çocuklarda inatçılığın doğal olarak var olduğuna dikkati çekerek, çocuğun yürümeye başlayıp özerklik duygusu gelişmeye başladıktan sonra kendi doğrularında kendini dünyanın merkezinde gördüğünü, buna 'primer narsizm' denildiğini bildirdi.
İnatçı kişilerin dünyanın hep kendi etrafında dönmesini istediklerini aktaran Tarhan, inatçılığın, ben merkezciliğin en önemli davranışsal boyutlarından biri olduğunu, inatçı olarak bilinen kişilere baktıkları zaman o kişilerin ben merkezci olduklarını kaydetti.
Tarhan, inatçı kişilerde düşünce esnekliği olamadığını belirterek, 'Bu durumun psikolojideki karşılığı düşünce katılığıdır. Bir kimsede düşünce katılığı varsa önce neden kaynaklandığına bakılır. Eğer bir hastalıktan kaynaklanıyorsa, bir hezeyansa o zaman tıbbi tedavi gerekir, medikal yaklaşılmalı. Ama bir hezeyan değil, kişilik özelliğiyse kişi bunu bilerek mi bilmeyerek mi yapıyor ona bakılır.' ifadelerini kullandı.
- 'Pasif inatçılar daha tehlikeli'
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, buyurgan yaklaşımların inatçılığı arttırdığına işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
'Kişilerde inatçılığın ortaya çıkmasındaki en büyük etkenin aile ortamı olduğunu görüyoruz. Baskıcı, otoriter, totaliter, ‘hep ben’ ortamlarda yetişen çocuklar, özerklik duyguları da varsa inatçılıkla kendi varlıklarını devam ettirmek isterler. Bazı çocuklar teslim olurlar. Hatta bazen pasif agresiftirler, ‘peki peki’ derler. Aktif inatçılar dürüsttür, karşı çıkarlar, itiraz ederler, fikirlerini savunurlar. Ama pasif inatçılar iyi davranır fakat daha sonra kendi bildiğini okur. Mesela anne çocuğa ‘ders çalış’ der. Çocuk ‘tabi anneciğim çalışacağım’ der ama çalışmaz. Hatta annesini sinirlendirir, zevk alır bundan.
Açık ve dürüst oldukları için aktif inatçı kişilerle anlaşmak daha kolay. Fikirlerini hakikaten anlaşılmak için söylerler. Bunu ego savaşına çevirirsek iki taraf da kaybeder. Burada amaç, bizim için en iyiyi ve en isabetli doğruyu bulmak. Ancak bunu yaparken, inatçı kişinin onurunu zedelememek gerekiyor. Onurunu zedelerseniz kişilik yapısı olan inatçılığı çözüm olarak görür.'
Herkesin içinde inatçı bir çekirdek olduğunu belirten Tarhan, 'İnatçılık, kişinin kendi psikolojik bütünlüğünü koruması için de gereklidir. Kişinin kendi doğrularını savunması gerekiyor. Karşıt bir delil olmadan, karşıt bir görüş, ikna edici bir bilgi olmadan o doğruları değiştirmemesi isabetlidir. Ancak karşı tarafa ‘ben anneyim böyle yapacaksın, ben babayım böyle yapacaksın’ diyerek anneliği, babalığı veya iş yerinde pozisyonunu kullanarak gerekçelerini söylemeden, ‘ben ne dersem o olur’ diyerek yaklaşılırsa geçici bir sessizlik, sakinlik olur. Böyle durumlarda ihanet beslenir, ilk fırsatta ihanet eder karşı taraf... Bu nedenle baskıcı ortamlarda çok hain çıkar. Baskıcı kültürlerde münafık çok çıkar. Mesela Batı'da niye çıkmıyor? Çünkü insanlar açık ve şeffaf. Orada dürüstlük yüceltiliyor ama burada, doğu toplumlarında itaat yüceltiliyor. Türkiye değil, bütün doğu toplumlarında, itaat ve sadakat yüceltiliyor. Halbuki gelişmiş toplumlarda adalet, açıklık ve şeffaflık yüceltilir.' ifadelerini kullanıldı.
Çocuklarda inatçılığın her şeye karşı koymayla geliştiğini vurgulayan Tarhan, şunları kaydetti:
'Bu çocuklara baktığımız zaman yetiştirilme biçimleri bunu besliyor. Bu genetik bir durum ya da hastalık değil. Baskıcı bir ortamda çocuk nasıl inatçılığa sürükleniyorsa kuralsız bir ortamda da çocuk kendi doğrularını kendi oluşturur ve o doğrularda ısrar eder. Bu inatçılık olarak ortaya çıkar. Mesela, 'dişini fırçalayacaksın, tuvaletten çıkınca elini yıkayacaksın' tarzında genel temel değerleri, temel kuralları olan bir ortam oluşmadıysa çocuk kendi doğrularında ısrar etmeye başlar. Çünkü insan zihnini en çok rahatsız eden şey belirsizliktir, tehlike değildir. Ne olacağını bilememek, bilinmezlik ve belirsizlik en büyük gizli travmadır. İnatçılık, bilinmezlik ve belirsizliğe karşı bir savunma mekanizmasıdır. Kendi doğrularını korumaya çalışır. İnatçı kişiler bu yüzden maalesef yeniliğe de kapalıdırlar. Yenilikçi ve gelişimcilik 21. yüzyıl değerleri biliyorsunuz. Bu zamanda yenilikçi ve gelişimci olmayan kimse bu yüzyılı kaçırır, tarihte yaşar.
‘Niye böyle yapıyorsun’ gibi ‘sen’ dili ile konuşmak inatçılığı artırır. İnatçılık özellikle duygusal boyutu gizler. Mesela, eve gittiniz, ev darmadağın. Bu durumda ‘ne bu evin hali, bütün gün dışarda canım çıktı zaten, eve geldim ortalık darmadağın’ dersiniz. Bu da eşe karşı suçlayıcı ve yargılayıcı konuşmaktır. Yargılayıcı ve suçlayıcı konuşma karşı tarafta savunma duygusu yaratır. ‘Ben’ dili ile ‘ben eve geldiğimde ev dağınık olduğu zaman kendimi çok kötü hissediyorum’ şeklinde kendi duygularını söylese karşı tarafta savunma duygusu yerine yardım etme, anlamaya çalışma duygusu uyanır. Bu nedenle sen dili ile suçlayıcı, yargılayıcı konuşmak inatçılığı besler.'
- 'Herkes kendi duygularından sorumludur'
Herkesin kendi duygularından sorumlu olduğunu aktaran Tarhan, insanın eşinin duygu ve davranışlarından sorumlu olmadığını, eşini yönetmeye, hükmetmeye kalktığı zaman karşı tarafın özgürlük duygusunun zarar gördüğünü belirtti.
'Ev; kadının krallığıdır, erkeğin de evde kadına o krallığı hissettirmesi lazım' ifadesini kullanan Tarhan, aksi halde kadının kendini kötü hissedeceğine ve evi sahiplenmekte zorlanacağına işaret etti.
Erkeğin evdeki kararları kadına bıraktığı durumlarda kadının evi daha çok sevdiğini, çocuklarla daha çok ilgilendiğini ve eşine de daha iyi ortam hazırladığını aktaran Tarhan, 'Evde son sözü eşin söylemesini erkek kabul ederse ego savaşları olmaz. O zaman niye inatçılık olsun ki... İnatçılığın arka planında, onun görünmeyen nedeni buz dağı gibidir. Arka planda, beni sevmiyor, bana değer vermiyor yahut da sahip olduğu bir şeyi kaybetme korkuları vardır. Parasız kalma, sevilmeme, yalnız kalma korkusu vardır. Bir nevi ‘benim farkıma var, bana da önem ver’ diye dolaylı bir mesaj vardır arkasında. Bilinenin aksine inatçı kişiler güveni düşük kişilerdir. Erkeklerin zulmü var maalesef, kadınlar sessiz kalıyor, içine atıyor, onun için hekim hekim dolaşıyorlar. Mide hastalığı, bayılma hastalığı... Hep arka planda duyguları ifade edememe zorluğu var. Duygular üzerinde konuşulabilse bu olmayacak. Bu konuşulamadığı için inatçılık şeklinde veya bedensel hastalık şeklinde çıkıyor.' değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak: AA
Haftanın popüler haberleri
Trump: Bugün İran ile savaşı bitirdik
ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın nükleer silah sahibi olmama konusunda mutabık kaldığını belirterek, "Bugün İran ile savaşı bitirdik." dedi.
İstanbul Havalimanı'ndan küresel rekor
İstanbul Havalimanı günlük 1491 uçuşla Avrupa'nın en yoğun havalimanı oldu.
Pfizer Türkiye ve TÜSEB’den iş birliği
Pfizer Türkiye ve TÜSEB’den klinik araştırmalar alanında stratejik iş birliği
Amerikalı şeflerden Türk lezzetlerini yapma yarışı
EİB, Chicago NRA Show Fuarı'ndaki Turkish Tastes standında Türk gıdalarıyla tadım yarışmaları düzenledi. Amerikalı şefler Türk lezzetleri için yarıştı.
Yusuf Gabay'a Ege İhracatçı Birliklerinde bölüm koordinatörlüğü
Ege İhracatçı Birlikleri Eib’de Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörlüğü görevine Yusuf Gabay seçildi.
Özgün Yanaz'a Mastercard Türkiye'de stratejik görev
Özgün Yanaz, Mastercard Danışmanlık ve Müşteri Hizmetleri ekibine Yönetici Müşteri Ortağı olarak atandı.
Merkez Bankası, politika faizinde değişiklik yapmadı
TCMB Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37'de sabit tuttu.
Bursa Erkek Lisesi’nden küresel başarı! Furkan Süzen İtalya'ya gidiyor
Bursa'nın köklü eğitim çınarı Bursa Erkek Lisesi, bir öğrencisini daha dünya arenasının prestijli kürsülerine yolcu etmenin gururunu yaşıyor.
KalTek CUP 2026 birincilik ödülü Roboscope ekibine verildi
KalTek CUP 2026 Teknolojik İyi Uygulamalar Etkinliği ve Ödül Töreni, BTSO Eğitim ve Teknoloji Kampüsü’nde gerçekleşti.
37 kast ve menajerlik şirketine rekor ceza! Kimler var?
Rekabet Kurulu, kast ajansları ve menajerlik sektöründe faaliyet gösteren 37 teşebbüse toplam 42,1 milyon TL idari para cezası verdi. Para cezası kesilen şirketler listesi haberimizde...
BTSO/Burkay: Gayrimenkul sektörü binalardan ibaret değildir
Burkay: Gayrimenkul sektörünü binalardan ibaret görmüyoruz. Bizim için gayrimenkul, medeniyet inşasının, ekonomik istikrarın ve toplumsal refahın temel taşıdır.
TÜMKAD'dan dev zirve: "Mühendislik Zekâsının Yükselişi"
Ufuk Tarhan, Özlem Kestioğlu ve Zafer Küçükşabanoğlu gibi dev isimlerin katılacağı zirvede, yapay zekâ çağında dönüşüm ve 5G deneyimi katılımcılarla buluşacak.
Orta Avrupa'da E-ticarette istikrarlı büyüme
Orta Avrupa'da çevrimiçi harcamaların bu yıl yüzde 8 oranında artması bekleniyor.Bu artışın temel nedeni, mevcut çevrimiçi alışveriş yapanların daha sık sipariş vermesi.
Maydonoz Döner Grubu şirketleri 1.95 milyar TL'ye satılıyor
TMSF, Maydonoz Döner Grubu'na ait 5 şirketin hisselerini ihale ile satışa çıkardı. 1.95 milyar TL muhammen bedelli ihalenin detayları ve takvimi haberimizde.
ÖSYM duyurdu: YKS giriş belgeleri erişime açıldı
ÖSYM, 20-21 Haziran'da yapılacak Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (2026-YKS) giriş belgelerini erişime açtı.
Özge İlhan Acar: Startup yatırımlarında ciddi bir artış var
Türkiye'deki startup yatırımları, 2026'nın 1. çeyreğinde, işlem hacmi bazında ciddi bir artış göstererek 559,2 milyon ABD doları seviyesine ulaştı.
ALES başvuruları başladı
ÖSYM Başkanlığınca uygulanacak 2026-Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (2026-ALES/2) başvuruları başladı.
Dezenformasyonla Mücadele Merkezinden yalanlama
DMM, "e-Devlet Kapısı'na siber saldırı gerçekleştirildiği" iddiasını yalanladı.
ETİ'nin kurumsal iletişimi ve müşteri ilişkileri Dilge Berktaş'a emanet
ETİ’nin Kurumsal İletişim ve Müşteri İlişkileri Kıdemli Direktörü Dilge Berktaş oldu.
Aktif Portföy’ün yeni Genel Müdürü Burcu Atar Sönmez oldu
Aktif Bank’ın iştiraki Aktif Portföy’ün Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapan Burcu Atar Sönmez, şirketin Genel Müdürü oldu.
Türkiye bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü 2,1 trilyona ulaştı
TÜBİSAD, Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörünün 2 trilyon 100 milyar TL'lik büyüklüğe ulaştığını duyurdu.
TeklifimGelsin, Deloitte EMEA Technology Fast 500 listesinde
Deloitte'un 2025 EMEA Technology Fast 500 listesinde yer alan TeklifimGelsin, fintek sektörü içinde 20'nci sırada konumlandı.
Enflasyon bu sene yüzde 20'nin altında ya da üstünde olabilir
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, dış şok olmasaydı enflasyonun bu sene yüzde 20'nin altında ya da üstünde olma olasılığının yüksek olduğunu belirtti.
Esnaf ve sanatkarlara rekor destek
Esnaf ve sanatkarlara 2003'ten bu yana 803 milyar lira hazine destekli finansman sağlandı.
Trump, İran'la anlaşabileceklerini duyurdu
Trump, İran ile olası anlaşmanın 2 veya 3 gün içinde imzalanabileceğini söyledi.
Blend 1601’e İtalya’dan tasarım ödülü
İzmir merkezli butik kahve markası Blend 1601, Ambalaj Tasarımı kategorisinde verilen Iron A’ Design Award ödülüne layık görüldü.
EKK'de ekonomiyi rahatlatacak OVP hedefleri masaya yatırıldı
EKK açıklamasında, rekabet gücünü kalıcı olarak artıracak ve küresel değer zincirlerindeki konumu güçlendirecek politikaların kararlılıkla sürdürüleceği belirtildi.
18. EGD Ekonomi Basını Başarı Ödülleri sahiplerini buldu
Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) tarafından bu yıl 18’incisi düzenlenen Ekonomi Basını Başarı Ödülleri, AKM'de gerçekleştirilen törenle sahiplerini buldu.
Reklam Yaratıcıları Derneği başkanlığına Çağlar Gözüaçık seçildi
Reklam Yaratıcıları Derneği 19. Genel Kurulu gerçekleştirildi: Çağlar Gözüaçık yeniden başkan seçildi.
Bayer Türkiye'nin kurumsal iletişimi Senem Görel'e emanet
Bayer Türkiye Kurumsal İlişkiler Direktörü Senem Görel oldu.
Yapay zeka şirketi Anthropic'in piyasa değeri 1 trilyon dolara yaklaştı
Yapay zeka devi Anthropic piyasa değeri 1 trilyon dolara yaklaşırken ABD'de hisse satmayı planlıyor.
Macron, Fransız AI veri merkezi ağına büyük yatırımı duyurdu
SoftBank, Fransız yapay zeka veri merkezi ağına 87 milyar dolar yatırım yapacak.
TCL Communication'da Serhan Tunca'ya küresel görev
TCL Communication Orta Doğu, Türkiye ve Afrika Genel Müdürü Serhan TUNCA oldu.
TOBB Çimento Meclisi başkanlığına Sani Konukoğlu seçildi
TOBB Türkiye Çimento ve Çimento Ürünleri Meclisi Başkanlık Divanı Seçiminde başkanlığa Adil Sani Konukoğlu, Başkan Yardımcılığına Volkan Bozay seçildi.
TOBB Nefes Kredisi'nde başvurular başladı
KOBİ’lere uygun şartlarda finans imkânı sağlayan TOBB Nefes Kredisi’nde yeni dönem başvuruları 8 Haziran 2026 (Pazartesi) tarihi itibariyle başladı.
Palandöken'den sitem: Araba fiyatına sigorta olamaz
TESK Başkanı Bendevi Palandöken, trafik sigortası ve kasko fiyatlarının çok yüksek seviyelere çıktığını buna acilen bir çözüm getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Elgiz Henden cevapladı: Yapay zeka ayrımcılık yapar mı?
Yapay zeka kaynaklı mikroagresyonlar iş dünyasında kapsayıcılık ve psikolojik güvenlik açısından yeni riskler yaratıyor.
Girişimcilik, teknoloji ve yatırım dünyasının liderleri buluştu
2. GEV Gelecek Zirvesi gerçekleşti: Girişimcilik, teknoloji ve yatırım dünyasının liderleri bir araya geldi.
Sağlık ve Eğitim Vakfı’nın ajansı Marjinal Porter Novelli oldu
Sağlık ve Eğitim Vakfı’nın yeni iletişim ajansı Marjinal Porter Novelli oldu.
TÜSİAD sanayinin net sıfır dönüşümünü masaya yatırdı
TÜSİAD sanayinin net sıfır dönüşümü sürecinde teknolojinin rolünü ele aldı.