Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hakan Kavurmacı

Dijital Haber | İş Dünyasının Haber Merkezi - Hakan Kavurmacı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hakan Kavurmacı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ticaret Bakanı Bolat'tan BTSO ve iş dünyasına övgü dolu sözler Haber

Ticaret Bakanı Bolat'tan BTSO ve iş dünyasına övgü dolu sözler

Hakan Kavurmacı - iletisim@dijitalhaber.com.tr Hometex 2026 Fuarı'nda konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye'yi dünyada ilk 10 ekonomiye sokmanın yolunun Bursa ölçeğinde büyümekten geçtiğini söyledi. İstanbul’da düzenlenen Hometex 2026 Ev Tekstili Fuarı’na katılan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Bursa iş dünyasının küresel başarılarını ve ülke ekonomisine olan katkılarını değerlendirdi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay'ın da eşlik ettiği buluşmada Bakan Bolat, Bursa'nın sanayideki öncü rolüne dikkat çekti. "Bursa, Anadolu Coğrafyasında Kök Saldığımız Merkezdir" Bursa'nın Türk tarihi ve ekonomisi için taşıdığı stratejik önemi vurgulayan Bakan Bolat, şehrin çok yönlü bir üretim gücü olduğunu belirtti: "Bursa, Türk tarihimizde çok önemli bir yeri olan ve Anadolu coğrafyasında kök saldığımız merkezlerden biridir. Doğal güzelliği, başarılı müteşebbisleri, tarım sektöründeki bereketi ve zenginliğinin yanı sıra sanayideki büyük başarılarıyla iftihar ettiğimiz bir şehrimizdir. Başta gıda, tekstil, otomotiv, makine yedek parça olmak üzere tüm alanlarda; turizmi ve lojistiğiyle Türkiye ekonomisinin dev bir şehri haline gelmiştir." "Dünyada İlk 10 Hedefinin Anahtarı Bursa Ölçeğinde Büyümek" Bursa'nın ekonomik büyüklüğünün sadece kendi sınırlarını değil, çevre illeri ve tüm Türkiye'yi yukarı taşıdığını ifade eden Bakan Bolat, BTSO'nun vizyoner sloganına atıfta bulundu: "Bursa'nın büyümesi ve civar bölgelere fayda sağlaması ekonomik dinamizmi artırıyor. Türkiye'nin her tarafını Bursa ölçeğinde büyütebilirsek, ülkemizi dünyada ilk 10 büyük ekonomi arasına sokmamız kaçınılmaz olacaktır. Tam da BTSO'nun sloganında belirtildiği gibi: 'Bursa büyürse Türkiye büyür, Türkiye büyürse Bursa da büyür.' Bu büyüme gerçekleştikçe Anadolu da Trakya da zenginleşecek, tüm Türk coğrafyası ve vatandaşlarımız refaha kavuşacaktır. Hükümet olarak halkımız için 7/24 canla başla çalışmaya devam edeceğiz." Ev Tekstilinde Dünya Markası: Bursa ve Denizli Hometex 2026 Fuarı'nın tüm sektöre hayırlı olmasını dileyen Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ev tekstili üreticilerini tebrik ederek konuşmasını tamamladı: "Bursa ve Denizli, ev tekstili alanında sadece ülkemizin değil, tüm dünyanın kabul ettiği birer dünya markasıdır. Ortaya koydukları bu büyük küresel başarı ve performanslarından dolayı tüm sanayicilerimizi, üreticilerimizi yürekten kutluyorum."

İş insanı Davut Gürkan: Küresel vize krizleri Türkiye’ye yaradı Haber

İş insanı Davut Gürkan: Küresel vize krizleri Türkiye’ye yaradı

Hakan Kavurmacı - iletisim@dijitalhaber.com.tr İstanbul’da düzenlenen dünyanın en büyük ev tekstili buluşmalarından Hometex 2026 Fuarı, Türk tekstil sektörünün gövde gösterisine sahne oldu. Fuarın en dikkat çeken aktörü ise 600’ü aşkın katılımcı firmanın 200’den fazlasını bünyesinden çıkaran Bursa oldu. Gürkan Brode Üst Yöneticisi ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Ev Tekstili Komitesi Başkanı Davut Gürkan, İstanbul Hometex 2026 Fuarında Dijital Haber'in sorularını yanıtladı. Davut Gürkan, fuarda yaptığı stratejik açıklamalarda küresel krizlerin Türkiye için nasıl büyük bir avantaja dönüştüğünü, sanayinin üretim gücünü ve sektörün geleceğini detaylarıyla paylaştı. Küresel Vize Krizleri Türkiye’ye Yaradı: Avrupa ülkelerinde son dönemde baş gösteren vize krizlerinin Hometex’i tam anlamıyla küresel bir merkeze dönüştürdüğünü belirten Gürkan, şu ifadeleri kullandı: "Avrupa'da yaşanan vize sorunları nedeniyle Ortadoğu ülkeleri ve Rusya coğrafyasına bağlı Türki Cumhuriyetler oraya gitmekte zorlanıyor. Bu durum alıcıların Türkiye'yi çok daha fazla önemsemesini sağladı. 3,5 saatlik uçuş mesafesiyle yaklaşık 2 milyar insana ulaşabilen bir ülkeyiz. Bu lojistik güç; kalite, fiyat dengesi ve inovatif ürünlerle birleştiğinde Türkiye’yi dünyanın en cazip pazar alternatifi yapıyor." Bursa, İhracat Kilogram Değerinde Türkiye'yi Katladı: Sanayicilerin katma değerli üretim gücüne dikkat çeken Davut Gürkan, Bursa'nın ihracat performansındaki çarpıcı rakamları paylaştı: Türkiye Geneli Ortalaması: 1.48 $ / Kg Bursa Geneli Ortalaması: 8 $ / Kg seviyelerine yakın. Gürkan, "Artan maliyetler karşısında bu kilogram değerine ulaşmak, dünyada bizi farklılaştıran inovatif işler yaptığımızın en büyük kanıtıdır. 60 bin üyeli, 70'ten fazla komiteye sahip BTSO çatısı altında her yıl yaklaşık 4.000 firmamız ilk defa ihracatla tanışıyor," dedi. Ayrıca Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ihracat primleri, kapasite artırımı, yeşil pasaport ve istihdam destekleriyle her zaman sanayicinin yanında olduğunu vurguladı. İran-Amerika-İsrail savaşına da değinen Gürkan şunları söyledi: "Son dönemdeki İran'da oluşan kargaşalara, İsrail'in yapmış olduğu zulümlere, işkencelere, artık ne diyeyim talanlara... Amerika'yı arkasına alıp yapmış olduğu bu zulümlerle hepimiz biliyoruz; İran tarafı karışık, Lübnan karışık, nereye giderseniz gidin biz bu endişeyi yaşamıyoruz ülke olarak Allah'a çok şükür. Güçlü bir hükümet var, güçlü bir iktidar var, bunun nimetlerinden hepimiz istifade ediyoruz." Etiyopya ve Çin Çıkarmalarıyla Küresel Tanıtım: BTSO’nun sadece fuarlarla yetinmediğini, her ay dünyada mekik dokuduğunu belirten Gürkan, "Geçtiğimiz hafta Etiyopya’ya bebe konfeksiyonu, inşaat ve ev tekstilinden oluşan 160 kişilik dev bir yatırımcı heyeti götürdük. B2B görüşmelerle, büyükelçimiz ve ticaret müşavirlerimizle pazar aradık. Ondan birkaç hafta önce Çin’deydik. Sanayicimizi dünyaya açmak için durmaksızın çalışıyoruz," şeklinde konuştu. "Çevre Ülkeler Ateş Çemberiyken Güven İçindeyiz" Gürkan, pandemiden depreme, Amerika, İsrail ve İran savaşları ve bölgesel savaşlara kadar uzanan kriz ortamına yönelik Türkiye’nin güvenli liman duruşuna vurgu yaptı: "Etrafımız ateş çemberi olmasına rağmen ülkemizde en ufak bir güvenlik endişesi taşımıyoruz. Bu, güçlü bir irade ve vizyonun sonucudur. Dünyanın dev ekonomileri pandeminin etkisinden çıkamamışken, biz 130 milyar dolarlık yıkıma yol açan 6 Şubat depreminin üstesinden geliyoruz; saatte 23 konut teslim eden muazzam bir devlet gücümüz var. İki hafta önce Etiyopya'da şahit olduk; Savaş etkisiyle ülkede 45 kilometrelik mazot kuyrukları vardı, para olsa da akaryakıt alınamıyordu. Keza Dubai gibi refah seviyesi yüksek yerlerde bile güvenlik endişesiyle turizm ve fiyatlar çakıldı. Türkiye ise tam tersine istihdam ve üretimle büyüyor." Bursa’nın Sorunu İşsizlik Değil, "Aranan" Elemanı Bulamamak: Davut Gürkan, sanayicinin en büyük dertlerinden birinin teknik ara eleman eksikliği olduğunu belirtti: "Dün Cumhurbaşkanımız tek haneli işsizlik rakamlarını açıkladı. Ancak sanayici olarak biz çalıştıracak eleman bulmakta zorlanıyoruz. İŞKUR’a baksanız bir tarafta iş arayanlar var, diğer tarafta sanayicinin beklediği binlerce kişilik kontenjanlar boş duruyor. Bu tezatı çözmek adına BTSO bünyesindeki BUTGEM eğitim merkezimizle mesleki tecrübe kazandırıyor, teknik eğitimler veriyoruz." Yerel yönetimlerin rolüne de değinen Gürkan, bir önceki dönem Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen BİKO (Büyükşehir İstihdam ve Kariyer Ofisi) platformunun sanayici ile branş uzmanı iş arayanları buluşturmada önemli bir köprü olduğunu, Bursa'nın geleceği için bu iş gücü eşleşmesi sorununu acilen tamamen çözmek zorunda olduklarını belirterek sözlerini noktaladı.

Dünyanın gözü İNRES 2026’da olacak Haber

Dünyanın gözü İNRES 2026’da olacak

Hakan Kavurmacı - iletisim@dijitalhaber.com.tr Hürmüz krizi başta olmak üzere küresel enerji dengelerini etkileyen bölgesel gerilimlerin arttığı kritik bir dönemde, dünyanın doğal kaynak gündemi İstanbul’da şekillenecek. 2’nci İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi (İNRES 2026), 22 Mayıs’ta Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın ev sahipliğinde düzenlenecek zirvenin açılışını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yapması bekleniyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından yapılan yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı: Geçtiğimiz yıl 9 ülkeden 10 bakanın katılımıyla uluslararası ölçekte büyük yankı uyandıran İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi, bu yıl da enerji güvenliği, yatırım ve küresel iş birlikleri açısından kritik mesajların verileceği önemli bir platform olacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın ev sahipliğinde düzenlenecek zirve; enerji ve doğal kaynaklar alanında karar vericileri, yatırımcıları, kamu temsilcilerini ve uluslararası kuruluşları İstanbul’da buluşturacak. Zirveye Avrupa, Asya ve Afrika’dan çok sayıda ülkenin bakan ve bakan yardımcılarının katılması bekleniyor. Ana Gündem Enerji Güvenliği: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın da katılacağı Bakanlar Oturumu’nda enerji güvenliği ana gündem maddesi olacak. Hürmüz krizi gibi küresel gelişmelerin yanı sıra petrol, doğal gaz, madencilik ve kritik mineraller alanındaki son durum değerlendirilecek. Zirveye katılan bakanlar, küresel enerji piyasalarına ilişkin öngörülerini paylaşacak. Devletlerin Enerji Politikalarındaki Rolü Tartışılacak: Konuk bakan yardımcılarının katılacağı oturumda ise enerji ve yatırım politikalarında devletlerin üstlenmesi gereken roller masaya yatırılacak. Katılımcılar, enerji dönüşümü sürecinde kamu politikalarının önemini ve ülkeler arası iş birliği imkanlarını ele alacak. Finans ve Yatırım Masada Olacak: Kamu şirketlerinin yöneticileri, uluslararası enerji şirketlerinin CEO’ları ve finans kuruluşlarının temsilcilerinin bir araya geleceği oturumda enerji ve maden sektöründeki yatırım fırsatları, finansman modelleri ve küresel ekonomik gelişmeler değerlendirilecek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, İNRES 2026’ya iştirak eden konuk bakanlar ile ikili görüşmeler de gerçekleştirecek. Bu görüşmelerde, ülkeler arasındaki mevcut ve potansiyel iş birliği konularının masada olması planlanıyor. Zirve marjında bazı anlaşmalara da imza atılması bekleniyor.

İklimlendirme Meclis Başkanlığına Mehmet Hakkı Şanal seçildi Haber

İklimlendirme Meclis Başkanlığına Mehmet Hakkı Şanal seçildi

Hakan Kavurmacı - iletisim@dijitalhaber.com.tr Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye İklimlendirme Meclisi Toplantısı yoğun gündemle İstanbul’da gerçekleştirildi.​ 2006-2026 yılları arasında gerçekleştirilen meclis çalışmaları hakkında bilgilendirme ile başlayan toplantı, yeni dönem Başkanlık Divanı seçimi ile devam etti. Yapılan seçim sonucunda Üntes Isıtma Soğutma San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdürü Mehmet Hakkı Şanal meclis başkanlığına, AFS Boru Sanayi A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Poyraz başkan yardımcılığına seçildi. Gerçekleştirilen meclis toplantısında sektör gündemine ilişkin önemli başlıklar da ele alındı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdür Yardımcısı Murat Yazgan’ın katılım ve katkılarıyla bazı kamu alımları ve yapım işleri ihalelerinde su soğutma grupları konusuna ilişkin görüşler değerlendirildi. Sektörel teknik çalışmalar kapsamında “Mekanik Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesi” hakkında kapsamlı bilgilendirme yapılırken, katılım sağlanan toplantılar çerçevesinde MYK Enerji Sektör Komitesi Toplantısı ile İS-TEK 7. Toplantısı hakkında değerlendirmeler paylaşıldı. Toplantının devamında, ülkemizde kullanılan dış hava sıcaklık verilerinin güncellenmesi konusu ise TSE Makine İhtisas Kurulu Başkanı Prof. Dr. Tayfun Menlik’in katılım ve katkılarıyla değerlendirilerek teknik altyapının geliştirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunuldu. Konuya ilişkin ise Meclis Üyelerinin de içinde yer aldığı TS 2164 Çalışma Grubu’nun oluşturulduğu bilgisi verildi. Eğitim ve sektör iş birlikleri başlığı altında ise Marmara Üniversitesi Meslek Yüksekokulu bünyesinde “İklimlendirme Teknolojisi Programı” açılmasına yönelik öneri görüşüldü. Bunun yanı sıra sektörün nitelikli personel ihtiyacına yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında Avcılar MTAL Laboratuvar Çalışma Grubu ile TOBB-YÖK-ISKAV Protokolü Yürütme Kurulu faaliyetleri hakkında bilgilendirme ile toplantı sonlandırıldı. Mehmet Hakkı Şanal kimdir? İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İş hayatına üniversite eğitimi devam ederken başlamış olup,1990 yılında kurucu ortak olarak Şanal Elektrik Motorları firması ile atılmıştır. İş hayatına 1995 yılına kadar elektrik motoru üretimi ile devam etmiştir. 1995 yılından itibaren Üntes Isıtma Klima Soğutma San. ve Tic.A.Ş. de ikinci kuşak yönetici olarak yönetimi devralmış olan Şanal, 1997 yılından itibaren Üntes Grup firmalarının Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütmektedir. 1999 -2012 yılları arasında OAİB Makina ve Aksamları İhracatçıları Birliği Yönetim kurulunda muhasip üye olarak görev almıştır.2012-2018 yılları arasında Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri çatısı altında faaliyet gösteren İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliğinde Yönetim Kurulu Başkan yardımcılığı, 2018-2026 yılları arasını kapsayan dönemde ise Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini üstlenmiştir. Mehmet Şanal halen Ankara Sanayi Odası Meclis üyeliği, TOBB İklimlendirme Meclisi Başkan Yardımcılığı, Başkent Ankara ve Anadolu Konfederasyonu-Başkon Sanayi başkanlığı görevlerini de yürütmektedir. Evli olup, İrem ve İpek adında iki kız çocuğu bulunmaktadır.

TOBB Türkiye Kimya Sanayi Meclisi Başkanı Timur Erk oldu Haber

TOBB Türkiye Kimya Sanayi Meclisi Başkanı Timur Erk oldu

Hakan Kavurmacı - iletisim@dijitalhaber.com.tr Türkiye Kimya Sanayi Meclisi Seçimli Toplantısı, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Burkay’ın katılımıyla İstanbul’da gerçekleşti.​ Toplantı, yeni dönem için Başkanlık Divanının seçilmesiyle başladı. Seçim sonucunda TOBB Türkiye Kimya Sanayi Meclisi Başkanı yeniden Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği (TKSD) Onursal Başkanı Timur Erk seçilirken Meclis Başkan Yardımcısı ise Organik Kimya San. Ve Tic. A.Ş. Tesis ve Dış İlişkiler Müdürü, aynı zamanda TKSD Başkanı Haluk Erceber seçildi. Seçimin ardından, Meclis Üyelerine sektörde yer alan gelişmeleri değerlendirdi. Hammadde fiyatlarının yükselmesi, ABD-İsrail/İran Savaşı gibi güncel konulara değinen Meclis üyeleri, sektörel strateji geliştirilmesi yönünde görüş birliğine vardı. Timur Erk kimdir? 1944 İstanbul doğumlu olan Timur ERK, Alman Lisesi’nden mezun olduktan sonra Almanya’da Darmstadt Teknik Üniversitesi’nde Kimya Yüksek Mühendisliği öğrenimi gördü. 1971 yılından beri ana kimya sektöründe sanayici olarak hizmet veren Timur ERK, Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği’nin kurucuları arasında yer aldı ve yıllardır dernek yönetiminde aktif olarak katkıda bulundu. 13 Şubat 2000 tarihinde başkan seçilene kadar 8 sene başkan vekilliği yaptı. Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği Başkanlığı haricinde, TOBB Kimya Sanayi Meclis Başkanlığını ve Kimya Sektör Platformu Eş Başkanlığını sürdürmektedir. Timur ERK, halen Türk Böbrek Vakfı Kurucusu ve Genel Başkanı, Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı, Türk Kalp Vakfı ve SEDEFED (Sektörel Dernekler Federasyonu) Geçmiş Dönem Başkanı, TÜRKONFED (Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu) eski Yönetim Kurulu Üyesi, TÜSEV (Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı) Başkan Vekili ve TÜRKİYE OLİMPİYAT KOMİTESİ üyesidir. Timur ERK ayrıca uluslararası iki önemli görevi yürütmektedir. Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği Başkanı olarak CEFIC (Avrupa Kimya Sanayi Konseyi) Üyesi ve Türk Böbrek Vakfı Başkanı olarak IFKF (Uluslararası Böbrek Vakıfları Federasyonu) (2011-2013 Dönemi) Başkanıdır. Timur ERK, evli ve bir erkek çocuk babasıdır.

Borsa İstanbul'da kariyer fırsatı: BİST Yetenek 2026 başvuruları başladı Haber

Borsa İstanbul'da kariyer fırsatı: BİST Yetenek 2026 başvuruları başladı

Haber: Hakan Kavurmacı --- Borsa İstanbul, finans ve teknoloji sektörüne ilgi duyan üniversite öğrencilerine yönelik prestijli istihdam projesi BİST Yetenek için 2026 yılı alım ilanlarını yayımladı. Program; İstanbul’daki üniversitelerde eğitim gören 3. ve 4. sınıf öğrencilerini mezuniyetleri sonrası Borsaya kazandırmayı hedefliyor. Seçilen adaylar, ders programlarına uygun olarak haftada en az 2 gün yarı zamanlı (part-time) çalışma imkânı bulacak. İki Ayrı Kulvar: İş Birimleri ve Bilgi Teknolojileri Program bu yıl iki ana başlık altında adayları kabul ediyor: İş Birimleri: İktisadi ve İdari Bilimler, Hukuk, Siyasal Bilgiler ve İşletme gibi fakültelerin öğrencileri için finans odaklı bir kariyer yolu sunuyor. BT Birimleri: Bilgisayar, Yazılım, Yapay Zekâ ve Siber Güvenlik gibi mühendislik bölümlerinde okuyan öğrencileri teknoloji odaklı pozisyonlar bekliyor. Başvuru Şartları ve Kriterler Adayların başvurularının değerlendirmeye alınabilmesi için belirli kriterleri sağlaması gerekiyor: Yaş Sınırı: 01/01/2001 ve sonrası doğumlu olmak. Not Ortalaması: 4 üzerinden en az 2.7 (veya 100 üzerinden 69.6) GANO’ya sahip olmak. Öğrencilik: 2026-2027 Eğitim Yılı Güz Döneminde aktif olarak 3. veya 4. sınıfta okumak. Lokasyon: İstanbul’daki üniversitelerde eğitim görüyor olmak. Sınav ve Eğitim Kampı Süreci Başvurusu onaylanan adaylar; Genel Yetenek, İngilizce Yeterlilik ve Sözlü Sınav (mülakat) aşamalarından geçecek. Başarılı olan adaylar, Borsa İstanbul yerleşkesinde düzenlenecek 2 haftalık Teknik Eğitim Kampı’na (BİSTA) katılacak ve kamp sonundaki teknik sınavla süreç tamamlanacak. Son Başvuru Tarihi: 7 Haziran 2026 Adayların başvurularını en geç 7 Haziran 2026 tarihine kadar kariyer.borsaistanbul.com adresi üzerinden özgeçmişlerini doldurarak yapmaları gerekiyor. Şahsen veya e-posta yoluyla yapılan başvurular kabul edilmeyecek.

TCMB Başkanı Karahan’dan enflasyon tahmini: 2028’de yüzde 9 Haber

TCMB Başkanı Karahan’dan enflasyon tahmini: 2028’de yüzde 9

TCMB Başkanı Fatih Karahan, 2026 yılının ikinci Enflasyon Raporunun ana mesajlarını paylaşmak üzere düzenlenen bilgilendirme toplantısında açıklamalarda bulundu. Karahan yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Bir önceki Enflasyon Raporu toplantımızda 2026 yılına dair ilk öngörülerimizi sizlerle paylaşırken, küresel dinamiklerin de dezenflasyonun seyri açısından her zaman çeşitli riskler taşıdığını konuşmamın başında not düşmüştüm. Hemen sonrasında ABD/İsrail-İran savaşıyla yaşanan jeopolitik gelişmeler, dünya ekonomisini beklenmedik derecede ciddi bir belirsizlik ortamına iterek merkez bankaları açısından zor bir döneme kapı araladı. Bu ortamda, savaşın özellikle enerji ve ulaştırma hizmet fiyatlarına ve dolayısıyla enflasyona hızlı yansımasına şahit olduk. Bölgedeki gerilimin ve enerji arzındaki baskıların ne kadar süreceği en temel soru olarak önümüzde dururken, ilgili enflasyonist etkilerin kısa vadede canlı kalacağını değerlendiriyoruz. Küresel beklentiler, gerilimin ve sebep olduğu baskıların ağırlıklı olarak kısa vadeli olacağı senaryosu etrafında şekillense de, bu sürecin enflasyon görünümü üzerindeki olası ikincil etkilerinin izlenmesi önem taşıyacak. İşte bu bağlamda, dezenflasyon sürecinde etkili sonuçlara ulaşmanın formülü yine para politikasında veri odaklı ve ihtiyatlı bir yaklaşım izlemekten geçiyor. Dolayısıyla, savaşın bir belirsizlik bulutu eşliğinde dezenflasyon görünümünü etkilediği şu günlerde de, kararlılığımızdan taviz vermediğimizin altını çizmek istiyorum. Nitekim, yaşanan etkilerin orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yansımaları para politikası duruşumuzla şekillenecek. Önümüzdeki dönem para politikası kararlarında bunu göz önüne alarak temel amacımız olan fiyat istikrarı doğrultusunda tüm araçlarımızı kullanmaya devam edeceğiz. Sunumumda öncelikle küresel ekonomi, makroekonomik görünüm ve para politikasına ilişkin değerlendirmelerimize yer vereceğim. Daha sonra orta vadeli tahminlerimizi sunacağım. Sunum sonrasında ise Başkan Yardımcılarımızla birlikte sizlerin sorularını yanıtlayacağız. Değerlendirmelere geçmeden önce, bu Raporumuzda da, öne çıkan konulara ve tematik analizlerimize kutu çalışmalarıyla yer verdiğimizi hatırlatmak isterim. Küresel ekonomik görünüme ilişkin halihazırda süregelen belirsizliğin, jeopolitik gelişmeler kaynaklı belirgin şekilde yükseldiğini görüyoruz. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması küresel enerji arzı açısından risk oluşturmakta. Öncü göstergeler küresel iktisadi faaliyette yavaşlama, girdi maliyetlerinde artış ve tedarik zincirlerinde aksamalara işaret ediyor. Şubat ayı sonunda başlayan savaş ile keskin bir şekilde artan enerji fiyatları yüksek düzeyini koruyor. Gerek ham petrol gerekse doğal gaz fiyatları savaş öncesi düzeylerin oldukça üzerinde seyrediyor. Son dönemde azalmakla birlikte petrol fiyatlarındaki oynaklık da tarihsel ortalamasının üzerinde. Enerji fiyatları kadar yüksek olmamakla birlikte, endüstriyel metal ve tarımsal emtia kaynaklı olarak enerji dışı fiyatlar da artıyor. Yüksek küresel belirsizlik tüketici ve üretici güvenini olumsuz etkiliyor. Başta savaş bölgesinde yer alan ülkeler olmak üzere, birçok ekonomide büyüme öngörülerinin aşağı yönde güncellendiğini görüyoruz. 2026 yılında küresel büyümenin belirgin şekilde ivme kaybetmesi bekleniyor. Buna bağlı olarak Türkiye’nin dış talebinin de zayıflayacağını öngörüyoruz. Enerji fiyatlarına bağlı olarak manşet enflasyon küresel ölçekte arttı. Bu artışın net enerji ithalatçısı ülkelerde daha belirgin olduğunu görüyoruz. 2026 yılına ait enflasyon tahminleri de hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için yukarı yönlü güncellendi. Çekirdek enflasyon oranları şimdilik daha ılımlı bir seyir izliyor. Bundan sonraki süreçte, savaşın gelişimi, enerji nakliyatındaki aksamaların boyutu ve süresi belirleyici olacak. Savaşın başından bu yana küresel anlamda para politikalarının ilk tepkisi sınırlı oldu. Buna karşın, gelişmiş ülkelerde beklenen faiz indirimlerinin ötelendiğini ve bazılarında faiz artışı olasılıklarının da piyasa fiyatlamalarına yansıdığını görüyoruz. Fed’in yüksek olasılıkla yıl boyunca politika faizini değiştirmeyeceği fiyatlanırken, ECB’nin ise yılın ikinci yarısında politika faizini artırması bekleniyor. Enerji arzına ilişkin aksamaların sürmesi durumunda fiyat artışlarının ikincil etkilerini kontrol altına almak ve beklentileri çıpalamak için küresel ölçekte daha güçlü bir para politikası tepkisi gerekebilir. Artan jeopolitik belirsizliğe bağlı olarak mart ayında gelişmekte olan ülke piyasalarından portföy çıkışları gözlendi. Nisan ayında ise söz konusu piyasalara bir miktar portföy girişi gerçekleşti. Savaşın seyrinin yanı sıra, 2026 yılı boyunca gelişmiş ülkelerin izleyeceği para politikası da küresel risk iştahı ve portföy hareketleri üzerinde etkili olma potansiyeli taşıyor. MAKROEKONOMİK GÖRÜNÜM Değerli Konuklar, Küresel görünümün ardından, yurt içi makroekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerimize geçmek istiyorum. Sıkı para politikamızın hedeflenen bir sonucu olarak, talep kompozisyonunda dengeli seyir devam etmekte. Nitekim, 2025 yılında tüketimin büyümeye katkısının 2023 yılına kıyasla, belirgin olarak gerilediğini, yatırımların katkısının ise devam ettiğini görüyoruz. Küresel ticareti sınırlayıcı tarife ve korumacı önlemlerin etkisiyle 2025 yılında net ihracatın katkısı negatife dönse de sıkılaştırma öncesine göre daha dengeli bir resim mevcut. Yılın ilk çeyreğine ilişkin göstergelere bakacak olursak; 2025 yılının üçüncü çeyreğinde gerileyen sanayi üretiminin, takip eden iki çeyrekte görece yatay bir seyir izlediğini, Oynaklığı yüksek sektörler dışlandığında ise ilk çeyrekte sınırlı olarak gerilediğini görüyoruz. Diğer yandan, hizmet üretiminin şubat ayı itibarıyla ilk çeyrekte artış gösterdiğini izliyoruz. Bu dönemde, ulaştırma ve konaklama gibi hanehalkı talebiyle daha yakından ilişkisi olan alt kalemlerde ise hizmet üretimi azaldı. Kapasite kullanım oranı yılın ilk çeyreğinde sınırlı olarak arttı. Nisan ayında ise yatay seyir izledi. Bununla birlikte, kapasite kullanım oranı tarihsel ortalamasının altındaki seyrini sürdürüyor. İşgücü piyasasında, ilk çeyrekte manşet işsizlik oranının sınırlı gerilediğini görüyoruz. Buna göre işsizlik oranı geçmiş dönem ortalamalarının oldukça altında seyrederken, geniş tanımlı göstergeler daha az sıkı bir işgücü piyasasına işaret ediyor. Örneğin, atıl iş gücü oranı ve ilan başına başvuru sayıları yüksek seyrediyor. Talep koşullarına gelirsek, altın hariç bakıldığında perakende satışların büyümesi bir önceki çeyreğin üzerinde gerçekleşti. Trendinden arındırıp baktığımızda ise perakende satışlardaki ivme kaybının sürdüğünü görüyoruz. Çeyreklik olarak yatay seyreden kart harcamaları da talepteki yavaşlamayı teyit ediyor. Nisan ayına ilişkin veriler kart harcamalarındaki zayıf seyrin sürdüğüne işaret ediyor. Talebe ilişkin veriler bir bütün olarak, ilk çeyrekte talep koşullarının dezenflasyonist düzeyde olduğunu gösteriyor. Farklı yöntemlerle hesapladığımız çıktı açığı göstergelerinin büyük çoğunluğu ve ortalaması, ilk çeyrekte negatif düzeye işaret ediyor. Yılın geri kalanında dezenflasyonist görünümün korunacağını öngörüyoruz. İktisadi faaliyete ilişkin olarak, dış ticaret gelişmelerine de kısaca değinmek isterim. Küresel ticaret ve jeopolitik koşullardaki zorluklara rağmen nisan ayında ihracatta artış, ithalatta ise azalış gerçekleşti. Ortadoğu ülkelerine yapılan ihracat kısmen toparlanırken, Afrika, Avrupa Birliği ve Kuzey Amerika ülkelerine ihracat arttı. Yüksek fiyatlar nedeniyle enerji ithalatının artmasına karşın, altın ve enerji hariç ithalatta düşüş gözlendi. Böylelikle dış ticaret açığı nisan ayında ilk çeyreğe kıyasla geriledi. Tüketim malı ithalatının da yıl başından bu yana gerilemekte olduğunu izliyoruz. Bu gerilemede büyük oranda binek otomobil ithalatındaki yavaşlama rol oynuyor. Enflasyon görünümüne geçmeden önce, cari işlemler dengesi gelişmelerine de kısaca değinmek istiyorum. Cari açık yılın ilk çeyreğinde, dış ticaret ve hizmetler dengesindeki görünüme bağlı olarak artmakla birlikte, millî gelire oran olarak tarihsel ortalamaların altında kalmayı sürdürdü. Savaşın enerji fiyatlarında tetiklediği hızlı yükseliş, mart ayında enerji ithalatında belirgin artışa neden oldu. Bir önceki çeyreğe göre gerileyen altın ithalatı ise cari açıktaki artışı sınırladı. Bununla birlikte, korumacı önlemlerin küresel talep üzerinde oluşturduğu mevcut risklere, jeopolitik gelişmeler ve enerji fiyatlarındaki artış kaynaklı riskler de eklendi. Bu gelişmeler yılın geri kalanında dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü baskıyı artırıyor. Bütün bu gelişmelere rağmen, 2026 yılında cari açığın millî gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Bununla birlikte jeopolitik gelişmelerin seyri her iki yönde de belirsizlik içeriyor. Saygıdeğer Katılımcılar, Şimdi sizlerle enflasyon görünümüne ilişkin güncel değerlendirmelerimizi paylaşmak istiyorum. Nisan ayı itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yüzde 32,4 seviyesinde gerçekleşti. Mayıs 2024’te ulaşılan zirve ile kıyaslandığında, enflasyonda belirgin bir düşüş yaşanmakla birlikte enflasyon yüksek seyrini korumakta. 2026 yılı şubat ayı sonunda Orta Doğu’da başlayan gerilim, negatif arz şoklarına yol açarak, yakın dönem enflasyon görünümünde öne çıkan ana unsur oldu. Yavaşlama eğiliminde olan enerji yıllık enflasyonu son iki ayda, petrol ve doğal gaz fiyatları öncülüğünde, 19 puan artarak yüzde 47’ye yükseldi. Bu maliyet artışları sonucunda, elektrik ve doğal gaz tarifelerinde güncellemeye gidildi. Özellikle doğal gazda, meskenler için fazla tüketim yapan hanelerin daha yüksek ödediği kademeli fiyat uygulamasına geçilmesiyle fiyat artışı belirgin oldu. Ham petrol fiyatlarındaki artışların hemen ardından akaryakıt ürünlerinde eşel mobil sistemi devreye alındı. Bu sistem, petrol fiyatlarındaki artışların enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırladı. Bununla birlikte, eşel mobilin etkisinin petrol fiyatlarının seviyesine bağlı olarak değişkenlik gösterebildiğini not etmek gerekir. Özellikle içinde bulunduğumuz dönem gibi şokların büyük olduğu dönemlerde, motorindeki fiyat artışları, küresel rafineri marjlarının seyriyle, ham petrol fiyatlarının ima ettiği rakamlardan olumsuz yönde ayrışabiliyor. Son dönem enflasyon gelişmelerinde etkili olan bir diğer unsur gıda fiyatları. Yılın ilk aylarında gıda grubu, enflasyona arttırıcı yönde katkıda bulundu. Kasım ayında sert bir düşüş gösteren sebze fiyatları, olumsuza dönen hava koşulları sonucunda ocak ve şubat aylarında belirgin biçimde yükseldi. Gıda enflasyonunda son aylarda kaydedilen oynak seyirde sebze kaleminin rolü oldukça belirgin. Sağ panelden de izleneceği üzere, ilk dört ayda taze meyve ve sebze fiyatları belirgin bir artış gösterdi. Öncü veriler, arz koşullarındaki normalleşmeyle birlikte, mayıs ayında sebze grubunda fiyat düşüşlerinin başladığını gösteriyor. Bu görünümün önümüzdeki aylarda da devam ederek, gıda enflasyonunu olumlu yönde etkilemesini bekliyoruz. Şubat-mart döneminde öngördüğümüz tahmin aralığının içinde seyreden tüketici enflasyonu, nisan ayında gerilimin etkilerinin belirginleşmesiyle tahmin aralığının üzerinde gerçekleşti. Söz konusu gelişmelerin yansımaları daha sınırlı olmakla birlikte ana eğilim göstergeleri üzerinde de hissediliyor. Nitekim göstergelerin son üç aylık ortalamaları, enflasyonun ana eğiliminde bir miktar yükselişe işaret ediyor. Yılın ilk dört ayındaki fiyat artışlarına baktığımızda, geçen yıla kıyasla gıda ve enerjide yükseliş görüyoruz. Buna karşın, para politikasındaki sıkı duruşun etkisiyle hizmet ve temel mal gibi gruplarda enflasyon gerilemeye devam ediyor. Bu noktada, hizmet enflasyonuna daha yakından bakmak istiyorum. Bildiğiniz üzere, 2025 yılında hizmet enflasyonunun yüksek seyrinde kira ve eğitim hizmetleri önemli oldu. Bu iki kalemde de geçmiş enflasyona endeksleme eğiliminin rolü yüksek. Bununla birlikte, yılın ilk dört ayında her iki kalemde de enflasyonda önemli düşüşler yaşandığının altını çizmek gerekir. Bu durum, hizmetlerde süregelen ataletin güç kaybetmeye başladığını haber veriyor. Kira tarafında; gerek mevsim etkilerinden arındırılmış yakın dönem kira verileri gerekse yeni yayımlamaya başladığımız yeni kiracı kira endeksi, enflasyonda eğilimin aşağı yönlü olduğuna işaret ediyor. Eğitim tarafında ise; fiyat ayarlamalarına dair düzenlemelerde, geçmiş 24 ayın enflasyonu yerine 12 ayın etkisini yansıtacak şekilde değişikliğe gidilmesini önemli buluyoruz. Bu değişikliklerin, geçmiş enflasyona endeksleme mekanizmasını görece zayıflatarak dezenflasyon sürecini desteklemesini bekliyoruz. Bu düzenleme değişikliğinin 2026 yılı için ima ettiği rakamlar, eğitim tarafında dezenflasyonda belirli bir alan olduğunu gösteriyor. Diğer taraftan, jeopolitik gelişmeler neticesinde akaryakıt fiyatlarına bağlı olarak ulaştırma hizmetlerinde fiyat artışları güçlü seyretmeye devam etti. Öncü veriler bu görünümün mayıs ayında da sürdüğüne işaret ediyor. Bu bölümde son olarak, enflasyon beklentilerinin seyrine ve öne çıkan risklere değinmek istiyorum. Bir önceki Rapor dönemi ile kıyasladığımızda, enflasyon beklentilerinin arzu ettiğimiz ölçüde gerilemediğini görüyoruz. Beklentiler, halen enflasyon tahminlerimizin üzerinde seyrediyor. Yılın ilk aylarında gıda fiyatları yüksek seyretti; sonraki dönemde ise Orta Doğu'daki gelişmeler, enflasyon görünümü üzerinde belirsizliğe yol açtı. Buna istinaden enflasyon beklentilerinde bozulma izledik. Bu dönemde jeopolitik gelişmelerin olası ikincil etkileri önem taşımakta. Gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru. PARA POLİTİKASI Saygıdeğer Konuklar, Konuşmamın bu bölümünde para politikası duruşumuz ve finansal koşullar hakkında bilgi vereceğim. 2026 yılı ocak ayında, para politikası adımlarımızın büyüklüğünü gözden geçirdik ve politika faizini 100 baz puanlık bir indirimle yüzde 37 seviyesine getirdik. Ancak, şubat ayı sonunda Orta Doğu’da başlayan gerilim kaynaklı artan belirsizlikler, konuşmamın başında vurguladığım gibi, ham petrol, doğal gaz ve emtia fiyatlarında yüksek oynaklıklara ve artışa neden oldu. Söz konusu unsurların enflasyon görünümü üzerinde oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla zamanlı bir şekilde sıkılaştırıcı bazı tedbirler aldık. Bu süreçte sıkı politika duruşumuzu koruyarak mart ve nisan aylarında politika faizini sabit tuttuk. Şimdi sizlere aldığımız tedbirlerden bahsetmek istiyorum. 1 marttan itibaren, finansal piyasalarda yaşanan gelişmeleri dikkate alarak parasal duruşumuzu güçlendirmek amacıyla bir hafta vadeli repo ihalelerine ara verdik. Bu dönemde, piyasanın likidite ihtiyacını üst banttan yapılan fonlama ile karşılayarak para piyasalarında gerçekleşen referans faiz oranının yüzde 40 seviyesine yükselmesini sağladık. Ayrıca, döviz karşılığı TL swap ihaleleriyle piyasaya fonlama sağlamaya başladık. TL mevduat, kredi büyümesi ve likidite yönetimi odaklı makroihtiyati tedbirleri sıkı parasal duruşumuzu desteklemek üzere uygulamaya devam ediyoruz. TL mevduat payını artırmayı hedefleyen düzenlemeleri finansal koşullara göre revize ederek uyguluyoruz. Kredi büyümesindeki dalgalanmaları yönetmek için büyüme sınırlarını kullanıyoruz. Son dönem jeopolitik gelişmeler sonrasında olduğu gibi aktif likidite yönetimi politikamız ile parasal aktarım mekanizmasını güçlendiriyoruz. 2025 yılının ikinci yarısından itibaren politika faizinde yapılan indirimler, şubat ayı sonundaki jeopolitik gelişmelere kadar olan dönemde mevduat ve kredi fiyatlamalarına beklentilerimiz ölçüsünde yansıdı. Bu dönemde politika faizinde 9 puan indirim yapılırken, kredi ve mevduat faizlerindeki düşüş 9-10 puan arasında gerçekleşti. Son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmeleri dikkate alarak aldığımız politika kararları sonucunda ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti 3 puan arttı. Bu dönemde TL ticari kredi ve mevduat faizleri 3 puan, tüketici kredisi faizleri ise yaklaşık 4 puan yükseldi. 2025 yılından itibaren kıymetli maden fiyatlarındaki hızlı yükseliş ve artan jeopolitik riskler sonucunda TL payı zaman zaman dalgalandı. Bununla birlikte sıkı para politikası duruşumuz yanında destekleyici makro ihtiyati araç setimiz yurt içi yerleşiklerin TL mevduatı tercihinin korunmasında rol oynadı. Nitekim TL mevduatın payı yüzde 59,7 ile güçlü seyrini koruyor. Yatırım fonlarını da dahil ettiğimizde bu görünüm değişmiyor. Kredi büyümesinde 2025 yılının kasım ayından itibaren artış görüldü. Mevsimsel etkilerin ortadan kalkması ve makroihtiyati tedbirlerle nisan ayından itibaren kredi büyümesinin bir miktar gerilediğini görüyoruz. Ayrıca, kredi kompozisyonunda TL lehine gelişim korunuyor. Ticari kredi büyümesi 2025 yılı son çeyreğinde hızlanmıştı. Ticari kredi büyümesinin dezenflasyon patikası ile uyumlu seyrini sağlamak amacıyla ocak ayında yabancı para kredi büyüme sınırını düşürdük, ayrıca mart ayında TL ticari kredilerde istisnaların kapsamını daralttık. Alınan bu önemlerin etkisiyle ticari kredilerde büyümenin bir miktar hız kestiğini görüyoruz. Öte yandan, 2025 yılında güçlü seyreden bireysel kredi büyümesi 2026 yılında atılan adımların etkisiyle bir miktar geriledi. Bireysel kredilerde kompozisyon da değişiyor. İhtiyaç ve kredi kartı büyümeleri gerilerken konut kredisi büyümesi hızlanıyor. Bu gelişme iç talepteki dengelenmeye ve finansal sistemde aktif kalitesi risklerinin yönetilmesine katkı verecektir. Yaşanan gelişmelerin etkisiyle tahvil faizlerinde tüm vadelerde yükseliş görüldü. Son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmeler sırasında, döviz talebi büyük ölçüde yurt dışı yerleşikler kaynaklı gerçekleşti. Mart ayı sonunda altın fiyatlarındaki hızlı gerileme, hanehalkı altın talebinde bir yükselişe sebep oldu. Nitekim, bu talep ilerleyen haftalarda durdu. Sonrasında başlayan hanehalkının altın ve döviz satışlarının devam ettiğini görüyoruz. Ayrıca bu dönemde, döviz piyasasının sağlıklı işleyişine ve şirketlerin döviz riski yönetimlerine katkı sağlamak amacıyla Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başladık. 13 mayıs itibarıyla vadesi gelmemiş işlem tutarı 8,1 milyar dolardır. Benzer şekilde, ülke kredi risk primi ve döviz kuru oynaklığında ateşkes görüşmeleri sonrasında gerileme yaşandı. Jeopolitik gelişmeler sonucu 27 Mart 2026 tarihinde 155 milyar dolara gerileyen brüt rezervler, takip eden dönemde 17 milyar dolar artış göstererek 8 Mayıs 2026’da 172 milyar dolara ulaştı. Swap hariç net rezervler ise 20 milyar dolar artışla 39 milyar dolara yükseldi. ORTA VADELİ TAHMİNLER Enflasyon tahminlerimizin detaylarına geçmeden önce, tahminlerimize baz oluşturan temel varsayımlarımızı sizlerle paylaşmak istiyorum. Konuşmamın başında da belirttiğim gibi, küresel büyüme görünümüne ilişkin beklentiler jeopolitik gelişmelerin etkisiyle zayıfladı. Bu nedenle, 2026 yılı için dış talep varsayımımızı aşağı yönde güncelledik. İkinci güncellememiz petrol ve ithalat fiyatlarıyla ilgili. Jeopolitik gerilimin bir sonucu olarak petrol fiyatlarında kuvvetli artışlar gözlendi. Sürecin seyrine ilişkin belirsizlik devam etmekle birlikte petrol fiyatlarının yıl içinde kademeli olarak azalacağını varsaydık. Bu çerçevede, petrol fiyatlarıyla beraber ithalat fiyatlarına ilişkin varsayımımızı belirgin şekilde yukarı yönlü güncelledik. Bunlara ek olarak, gıda fiyatları varsayımlarımızı, gerçekleşme ve tarımsal emtia fiyatlarındaki görünüm kaynaklı olarak yükselttik. Tahminlerimizi oluştururken, para politikası duruşunun önceki Rapor dönemine göre daha uzun süre daha sıkı kaldığı bir görünüm esas aldık. Ayrıca, ekonomi politikalarındaki eşgüdümün de devam edeceği varsayımını yansıttık. Hatırlayacağınız üzere, geçen yılın üçüncü Enflasyon Raporu toplantısında, ara hedeflerin değiştirilmesinin ancak Rapor dönemleri arasında olağanüstü güncellemeler olması halinde mümkün olacağının iletişimini yapmıştık. Önceki yansıda gördüğünüz üzere, mevcut Rapor döneminde, yaşanan olağandışı jeopolitik gelişmelerin etkisiyle varsayım setimizde olağanüstü güncellemeler yapmış olduk. Dolayısıyla da bu dönemde ara hedeflerimizde güncellemeye gitmek durumunda kaldık. Bu doğrultuda, 2026 yılı ara hedefimizi yüzde 24’e, 2027 yılı ara hedefimizi yüzde 15’e, 2028 yılı ara hedefimizi ise yüzde 9 seviyesine yükselttik. İçinden geçtiğimiz savaş ve yüksek belirsizlik ortamı, ara hedeflerdeki güncellemelerin yanı sıra “tahmin belirsizliğinin iletişimine” dair yeniden gözden geçirmeleri de beraberinde getiriyor. Nitekim son yıllarda pandemiden savaşa kadar uzanan bir yelpazede yaşanan arz şokları, -sık ve derin nitelikleriyle- yapısal kırılmalara ve artan belirsizliklere yol açmış durumda. Bu ise, “tahmin aralıklarının” mevcut ve gelecek belirsizlikleri ölçme yeterliliğine dair tartışmalara yol açıyor. İçinden geçtiğimiz şokun “savaş gibi uç bir olay” olduğu da düşünüldüğünde, büyük ölçekli ve doğrusal olmayan etkilerin de resme girdiğini eklemek gerekir. Geçtiğimiz yıllara baktığımızda, böylesi karmaşık şok ortamlarında, birçok merkez bankasının iletişiminde tahmin aralığı yaklaşımına ara verdiği göze çarpıyor. Bunun açık bir yansımasını, ekrandaki grafikte de görebilirsiniz. Pandemi sonrası dönemde “betimsel risk anlatımı” ve “senaryolara” yer veren merkez bankalarının sayısı artış göstermekte. Bu bağlamda biz de, içinden geçtiğimiz yüksek belirsizlik ortamında “tahmin aralığı iletişimine” ara vermenin yerinde bir yaklaşım olduğunu değerlendiriyoruz. Dolayısıyla da bu Rapor döneminde bir iletişim revizyonu eşliğinde, baz senaryo altında nokta tahminlerimizi ve Kurul tarafından öne çıktığı değerlendirilen risk unsurlarını paylaşıyoruz. Bu çerçevede, sizlerle enflasyon tahminlerimizi paylaşmak istiyorum. Şimdiye kadar özetlediğim görünüm altında, enflasyonun 2026 yıl sonunda yüzde 26; 2027 yıl sonunda ise yüzde 15 olarak gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Enflasyonun 2028 yıl sonunda yüzde 9’a geriledikten sonra orta vadede enflasyon hedefi olan yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanacağını öngörüyoruz. Tahminlerimizi paylaştıktan sonra, şimdi de enflasyon görünümü açısından öne çıktığını değerlendirdiğimiz riskleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Emtia tarafıyla başlamam gerekirse; Savaşın gidişatına bağlı olarak petrol fiyatlarının temel varsayımlara göre daha uzun süre daha yüksek kalması, yukarı yönlü risklerin başında geliyor. Diğer taraftan, savaşın gidişatının daha ılımlı olması durumunda ise petrol fiyatları temel varsayımlardan düşük kalarak enflasyon üzerinde aşağı yönlü etki yapabilir. Doğalgazda ise enerji arz güvenliğine ve Avrupa LNG talebine ilişkin riskler fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir. Gıda fiyatları tarafında da, uluslararası tarımsal emtia fiyatları, iklim koşulları ve arz gelişmeleri önemini koruyor. Özellikle işlenmemiş gıda grubunda arz yönlü gelişmeler, kısa vadeli enflasyon görünümü üzerinde her iki yönde de etkili olabilir. Diğer taraftan, arz yönlü şokların son dönemlerde daha sık ve art arda görülmesinin, fiyatlama davranışları ve enflasyon ataleti açısından riskler barındırdığını eklemek gerekir. Son olarak, tedarik zincirlerinde olası aksaklıkların büyüyerek sürmesi durumunda maliyet baskılarının artabileceğini değerlendiriyoruz. Bu çerçevede, para politikası duruşumuzu oluştururken; risklerin yönünü ve enflasyon beklentileri üzerindeki olası etkilerini bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmeye devam edeceğiz. Değerli Katılımcılar, Konuşmamın başında da belirttiğim gibi, son Rapor döneminden bu yana yaşanan şok ve yarattığı sis dezenflasyon sürecini olumsuz etkilese de, bu durum fiyat istikrarına ulaşma yolundaki kararlılığımızı değiştirmeyecek. Yaşanan gelişmelerin orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yansımaları, para politikası duruşumuzla şekillenecek. Her vesileyle vurguladığım gibi; fiyat istikrarı, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için bir ön koşul. Bu bağlamda, ara hedeflerle uyumlu bir seyir içinde fiyat istikrarı sağlanana kadar, sıkı para politikası duruşunu sürdüreceğimizi yeniden belirtmek isterim." Kaynak: TCMB Basın Bülteni Haberleştiren: Hakan Kavurmacı

Adil Pelister TİM Başkanlığı adaylığından çekildi Haber

Adil Pelister TİM Başkanlığı adaylığından çekildi

Haber: Hakan Kavurmacı Türk ihracat dünyasında sarsıcı bir gelişme yaşandı. İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Adil Pelister, kamuoyuna yaptığı yazılı açıklama ile tüm görevlerinden istifa ettiğini ve TİM Başkanlığı adaylığından çekildiğini duyurdu. "Verilen Sözler ve Güven Kaybı" Pelister, açıklamasında 8 yıllık İKMİB başkanlığı ve TİM sürecindeki temel önceliğinin şeffaf ve güvene dayalı bir yönetim olduğunu vurguladı. Ancak gelinen noktada, verilen sözlerle sergilenen tutumlar arasındaki çelişkinin bir "güven kaybı" yarattığını belirten Pelister, savunduğu yönetim anlayışının mevcut şartlarla bağdaşmadığını ifade etti. İbrahim Aracı ile "Yol Ayrımı" Açıklamasında isim vererek eleştirilerde bulunan Pelister, bizzat desteklediği İKMİB Başkanı V. İbrahim Aracı’nın daha önce ifade ettiği destek iradesinden farklı bir pozisyon almasının, kurumsal güven ve temsil sorumluluğu bakımından ciddi bir kırılma yarattığını savundu. Pelister, "Birlik diyerek ayrıştırmanın yolunu açan bu yaklaşımla aynı masa etrafında oturmam artık imkansızdır" diyerek sert bir duruş sergiledi. Tüm Görevlerini Bıraktı Sektörün etik değerlerini korumak adına bu kararı aldığını belirten Adil Pelister, şu görevlerinden ayrıldığını resmen duyurdu: İKMİB Yönetim Kurulu Üyeliği, TİM Başkan Vekilliği ve TİM Başkan Adaylığı (Adaylıktan çekilme) "Bu Bir Vazgeçiş Değil, Duruş Kararıdır" Kararının bir vazgeçişten ziyade ilkeli bir duruş olduğunu vurgulayan Pelister, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Ben, dün ne söylediysem bugün de orada durmaya devam edeceğim. Türk kimya sektörünün ve ihracatçısının vicdanının, bu süreci asla unutmayacağına inanıyorum."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.