Prof.Tarhan: Sosyal medyada görünebilirlik kutsallaştı
Prof.Tarhan: Sosyal medyada görünebilirlik kutsallaştı
Bir söz vardır ‘Vitrinler dolu, gönüller boş.’ Şu anda sosyal medyada görünüşte sahte gülüşler var, sahte eğlenceler var. Daha önce ‘Düşünüyorum, o hâlde varım.’ deniyordu, şimdi ‘Görünüyorum, o hâlde varım.’ oldu.
Haber Giriş Tarihi: 13.07.2026 10:31
Haber Güncellenme Tarihi: 13.07.2026 10:43
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.dijitalhaber.com.tr
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Bursalılarla bir araya geldi. “Züleyha ile Sınırsız Sohbetler” başlıklı söyleşide Tarhan, belirsizlik, adil paylaşım ve kötü örnekliğin toplumda gelecek kaygısını artırdığına dikkat çekerken, özsaygı, özgüven ve özbeğeni kavramlarını psikolojik açıdan değerlendirdi. Dijitalleşme ve sosyal medyanın birey üzerindeki etkileri ile yapay zekânın doğru kullanımına ilişkin de dikkat çekici değerlendirmelerde bulunan Tarhan, aile içi iletişimin güçlendirilmesi ve çocukların değişen dünyanın gerçeklerine uygun şekilde yetiştirilmesinin önemine de vurgu yaptı. Birlikte yemek yemenin aile bağlarını güçlendirdiğini kaydeden Tarhan, sıcak yemek sayısı arttıkça o ailede stresin daha düşük olduğunu da sözlerine ekledi.
Züleyha Ortak Dağ moderatörlüğünde, Bursa Ahmet Vefik Paşa Devlet Tiyatrosunda düzenlenen programa Bursalılar yoğun ilgi gösterdi.
“Bütün bunlar insanlarda gelecek kaygısı oluşturuyor”
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toplumda belirsizlik, adil paylaşım ve kötü örnekliğin bir araya gelmesinin bireylerde gelecek kaygısını artırdığını söyledi. Tarhan; “İnsan beyninin bir çalışma biçimi var, belirsizliğe tahammül edemez. İnsan beyni belirsizliği tehdit olarak görür. Mesela ormana gidiyorsun hangi yoldan nereden yılan, çıyan çıkacak, nereden tehlike geliyor? Belirsizse kuralsızsa ortam orada güvende hissetmez kendini, uyuyamaz bile gece. Devamlı ya ağacın üzerine çıkar ya uyku tulumuna girer öyle uyur, yoksa uyuyamaz. Şimdi bizim toplum hayatında da belirsizlik çok fazla. Aslında biz 20 sene öncesine göre daha iyiyiz gayrisafi milli hasıla olarak. 2000’lerde kişi başı 3 bin dolardı şimdi 18 bin dolar. Yani bir fark var fakat bu toplumda adil paylaşımla ilgili kaygılar var. Bir ev düşünün bir anne bir çocuğu, baba bir çocuğu tutsa, evde kutuplaşma olsa yahut da bir çocuk fazla korunsa, diğerlerinin hakkı yense, o evde huzur olmaz. Şu andaki Türkiye’de benim gördüğüm böyle bir adil paylaşım sorunu var. Kötü örneklik sorunu var, diğer taraftan da belirsizlik sorunu var. Bu üç sorunun birleştiği yerde, bir ev düşünün, bir şirket düşünün o şirkette huzur olmaz. Bütün bunlar insanlarda gelecek kaygısı oluşturuyor.” dedi.
Özsaygı, özgüven, öz beğeni arasındaki fark!
Özsaygı, özgüven ve özbeğeni kavramlarının birbirinden farklı olduğunu belirten Tarhan, sağlıklı benlik algısının önemine dikkat çekti. Tarhan; “Özsaygı, özgüven, özbeğeni. Bu üçünü iyi tanımlamak gerekiyor. Özsaygı bizim için benlik saygısı diye geçiyor. Bir insanın bir benlik seviyesi vardır kendisini toplumla ilişki kurduğu bir benlik seviyesi. Bir benlik algısı vardır, olduğu benlik vardır, olmayı istediği benlik vardır. Bunların arasındaki makas ne kadar darsa o kadar iyidir. Mesela kişinin olmak istediği benlik çok yüksekse, benlik saygısı iyi olduğu halde iyi hissetmez kendini, benlik algısı düşük olur. Bazı kişilerde benlik algısı düşük oluyor özgüveni yok, ‘Ben bir şey yapamam, beceremem.’ diyor. Yahut da benlik algısı yüksek oluyor; ‘Var mı benden daha güzeli, en iyi benim, en üstün benim.’ diyen gururlu, kibirli tipler var. İşte onlarda narsistik kişilik özellikleri var. Mümkün olan benlik algımızın, benlik seviyemizin ve olmasını istediğimiz benliğin aynı seviyede olmasıdır. Özsaygı, kişinin o benlik algısının dengede olmasıdır. Özbeğeni ise kendini aynaya bakıp ‘Var mı benden daha güzeli?’ diyen, övünmeyi seven, alkışla beslenen, en büyük organı egosu olan narsistik kişilik özelliklerini ifade eder. Bunlarda aslında arka planda narsistik kırılganlık vardır. Kırılmaktan korktukları için kendilerini överek egolarını tatmin ederler, alkışla beslenirler.” ifadelerini kullandı.
“Stres ve krize üç türlü tepki var”
İnsanların stres ve kriz karşısında üç farklı tepki geliştirdiğini belirten Tarhan, psikolojik dayanıklılığın önemini anlattı. Tarhan; “Stres ve krize üç türlü tepki var. Birincisi sünger gibidir içine çeker ağlar ‘Ne olacak benim halim?’ diye yakınır, çöker ve herkese de bulaştırır. İkincisi teflon tiplerdir. Teflon tava kendisi yanmaz ama temas edeni yakar. Bu tipler de kendilerine bir şey olmaz ama karşı tarafı yakarlar, çıkarlarına göre manipüle ederler. Teflon tava çizilince çöptür. Bu kişiler de eleştiri anında müthiş öfkelenirler, narsistik kırılganlık diyoruz buna. O öfkenin tesiriyle de hata yaparlar. Üçüncüsü kauçuk tiplerdir. Bir olay esnasında esner, bir şey öğrenir, tekrar eski hâline gelir. Böyle olan kişiler için her olay yeni bir anlam yükler. Bir yakınını kaybetti, bir kaza oldu ‘Öldüm bittim.’ demek yerine o olayın fırsat boyutunu araştırır. Bu insanın kontrol edebileceği şey var, edemeyeceği şey var. Bunu bilmek müthiş bir bilgeliktir. Bunu bilen bir kimse hatasını orada görür, ‘Bu bana ne kazandırdı?’ der. Buna geliştiren travma diyoruz.” diye konuştu.
“En büyük organları egolarıdır”
Narsistik kişilik özelliklerinin temelinde kırılganlık bulunduğunu ifade eden Tarhan, bu kişilerin ilişkilerde manipülatif davranışlar sergileyebildiğini söyledi. Tarhan; “Narsistik karakterler kendilerini çok önemli ve üstün görürler. En büyük organları egolarıdır. Övgüyle ve alkışla beslenirler. Alkış olmadığı zaman kendilerini sudan çıkmış balık gibi hissederler. Narsist bir insanı eleştirdiğin an seni düşman görür insanları hemen ‘dostlarım’ ve ‘düşmanlarım’ diye ayırır. Çok iyi manipülasyon yaparlar, sömürürler. Hedefine ulaşmak veya egosunu tatmin etmek için karşısındakini aşağılar, yerin dibine batırır. Sonra da ‘Bunu ben senin iyiliğin için yapıyorum.’ der. Karşı tarafı değersizleştirip özgüvenini kırar ve bir köle-efendi ilişkisi kurmak ister. Bazen hedefine ulaşmak için mütevazı rolünü de oynarlar. Alkış alabilmek için o rolü bile oynar. Samimiyetsizdir ama samimiyet rolünü çok iyi yapar. Pasif agresif de gizli narsisizmdir aslında. Karşı tarafı kızdırır, bağırttırır ve bundan zevk alır buna narsistik beslenme diyoruz. Sen sinirlendikçe o tatmin olur. Seni ağlattıkça rahatlar, amacına ulaşmış olur. Seni manipüle etmeye hazır hâle getirir. Çok iyi sömüren tiplerdir. Kaotik ortamdan da beslenirler, karıştırır, oradan faydalanırlar. Narsistik bir insanla yaşamak zordur, empati yetenekleri de çok yoksundur.” dedi.
“Görünebilirlik kutsallaştı…”
Prof. Dr. Tarhan, dijitalleşmenin doğru kullanıldığında önemli fırsatlar sunduğunu, ancak sosyal medyanın amaca dönüşmesi hâlinde bireyleri sahte bir görünürlük arayışına sürükleyebileceğini ifade etti.
Tarhan; “Teknolojinin kendisi bizatihi tarafsızdır. Teknoloji bir araçtır. Dijitalleşme bir araçtır. Yapay zekâ bir araçtır. Sosyal medya mecraları da bir araçtır. Bu bizim amacımıza hizmet ederse bize faydalıdır ama amacınızı kaptırırsanız sosyal medyanın kölesi olursunuz. Bunun için sosyal medyayı kullanan kişinin günü planlaması, zamanı yönetebilmesi gerekir. Bir söz vardır ‘Vitrinler dolu, gönüller boş.’ Şu anda sosyal medyada görünüşte sahte gülüşler var, sahte eğlenceler var. Daha önce ‘Düşünüyorum, o hâlde varım.’ deniyordu, şimdi ‘Görünüyorum, o hâlde varım.’ oldu. Görünebilirlik kutsallaştı ama bu insanı sahte bir görünürlüğe itiyor. Beyin burada ucuz dopamin üretiyor. Sahte bir alkış alıyorlar beğeni ve övgüyle besleniyorlar. Övgü almadıkları zaman, beğeni olmadığı zaman müthiş kötü hissediyorlar. Dopamin beklentisi haz verir, ulaştığın zaman söner. Tatlı yemek gibidir beklentisi daha güçlüdür, sonrasında yeniden ister insan. Bu tarz hazlar kısa vadelidir. Buna alışan kimse bir müddet sonra normal alkışla tatmin olmaz. Bu sefer yapay tatmin yollarına girer keyif verici, uyarıcı, yasa dışı işlere yönelir ve onlarla tatmin olmaya çalışır.” şeklinde konuştu.
“Birlikte yenen sıcak yemek sayısı arttıkça ailede stres daha düşük oluyor”
Çocukların değişen dünyanın gerçeklerine göre yetiştirilmesi gerektiğini söyleyen Tarhan, aile içi iletişimin güçlendirilmesinde birlikte geçirilen zamanın önemine dikkat çekti. Tarhan; “Çocuklar bizim çocuğumuz değil zamanın çocuğu diye bilmek lazım. Onun için bu zamanı eskiyle hiç kıyaslamayalım. Çocuklarımızı bizim büyüdüğümüz çağa göre değil onların yaşayacağı çağa göre yetiştirin diyor Hz. Ali. Bakın, bunu bin 500 yıl önce söylüyor. Şimdi dijitalleşme bir gerçeklik. Matbaa insanlıkta nasıl dönüşüm yaptıysa, elektriğin bulunması nasıl bir devrim yaptıysa, yapay zekâ da böyle bir gerçeklik. Bunu kabul edeceğiz. Önemli olan dijitalleşmeyi ve yapay zekâyı olumlu yönde nasıl kullanacağımıza odaklanmak. Bu aile içindeki ilişkilere de ister istemez yansıdı. Mesela yemekte dört kişi oturuyorsa bir boş tabak koyun ve telefonları oraya bırakın. Çünkü birlikte yemek yemek aile bağlarını güçlendirir. Yemek sırasında sohbet etmek aileyi bir arada tutar. Stres ölçeklerinde sorulan sorulardan biri de ‘Ailede haftada kaç gün birlikte sıcak yemek yiyorsunuz?’ sorusudur. Sıcak yemek sayısı arttıkça o ailede stres daha düşük oluyor. Maalesef artık bizde de herkes dışarıdan söylüyor ve birlikte sıcak yemek kültürü giderek azalıyor.” diyerek sözlerini sonlandırdı.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Prof.Tarhan: Sosyal medyada görünebilirlik kutsallaştı
Bir söz vardır ‘Vitrinler dolu, gönüller boş.’ Şu anda sosyal medyada görünüşte sahte gülüşler var, sahte eğlenceler var. Daha önce ‘Düşünüyorum, o hâlde varım.’ deniyordu, şimdi ‘Görünüyorum, o hâlde varım.’ oldu.
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Bursalılarla bir araya geldi. “Züleyha ile Sınırsız Sohbetler” başlıklı söyleşide Tarhan, belirsizlik, adil paylaşım ve kötü örnekliğin toplumda gelecek kaygısını artırdığına dikkat çekerken, özsaygı, özgüven ve özbeğeni kavramlarını psikolojik açıdan değerlendirdi. Dijitalleşme ve sosyal medyanın birey üzerindeki etkileri ile yapay zekânın doğru kullanımına ilişkin de dikkat çekici değerlendirmelerde bulunan Tarhan, aile içi iletişimin güçlendirilmesi ve çocukların değişen dünyanın gerçeklerine uygun şekilde yetiştirilmesinin önemine de vurgu yaptı. Birlikte yemek yemenin aile bağlarını güçlendirdiğini kaydeden Tarhan, sıcak yemek sayısı arttıkça o ailede stresin daha düşük olduğunu da sözlerine ekledi.
Züleyha Ortak Dağ moderatörlüğünde, Bursa Ahmet Vefik Paşa Devlet Tiyatrosunda düzenlenen programa Bursalılar yoğun ilgi gösterdi.
“Bütün bunlar insanlarda gelecek kaygısı oluşturuyor”
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toplumda belirsizlik, adil paylaşım ve kötü örnekliğin bir araya gelmesinin bireylerde gelecek kaygısını artırdığını söyledi. Tarhan; “İnsan beyninin bir çalışma biçimi var, belirsizliğe tahammül edemez. İnsan beyni belirsizliği tehdit olarak görür. Mesela ormana gidiyorsun hangi yoldan nereden yılan, çıyan çıkacak, nereden tehlike geliyor? Belirsizse kuralsızsa ortam orada güvende hissetmez kendini, uyuyamaz bile gece. Devamlı ya ağacın üzerine çıkar ya uyku tulumuna girer öyle uyur, yoksa uyuyamaz. Şimdi bizim toplum hayatında da belirsizlik çok fazla. Aslında biz 20 sene öncesine göre daha iyiyiz gayrisafi milli hasıla olarak. 2000’lerde kişi başı 3 bin dolardı şimdi 18 bin dolar. Yani bir fark var fakat bu toplumda adil paylaşımla ilgili kaygılar var. Bir ev düşünün bir anne bir çocuğu, baba bir çocuğu tutsa, evde kutuplaşma olsa yahut da bir çocuk fazla korunsa, diğerlerinin hakkı yense, o evde huzur olmaz. Şu andaki Türkiye’de benim gördüğüm böyle bir adil paylaşım sorunu var. Kötü örneklik sorunu var, diğer taraftan da belirsizlik sorunu var. Bu üç sorunun birleştiği yerde, bir ev düşünün, bir şirket düşünün o şirkette huzur olmaz. Bütün bunlar insanlarda gelecek kaygısı oluşturuyor.” dedi.
Özsaygı, özgüven, öz beğeni arasındaki fark!
Özsaygı, özgüven ve özbeğeni kavramlarının birbirinden farklı olduğunu belirten Tarhan, sağlıklı benlik algısının önemine dikkat çekti. Tarhan; “Özsaygı, özgüven, özbeğeni. Bu üçünü iyi tanımlamak gerekiyor. Özsaygı bizim için benlik saygısı diye geçiyor. Bir insanın bir benlik seviyesi vardır kendisini toplumla ilişki kurduğu bir benlik seviyesi. Bir benlik algısı vardır, olduğu benlik vardır, olmayı istediği benlik vardır. Bunların arasındaki makas ne kadar darsa o kadar iyidir. Mesela kişinin olmak istediği benlik çok yüksekse, benlik saygısı iyi olduğu halde iyi hissetmez kendini, benlik algısı düşük olur. Bazı kişilerde benlik algısı düşük oluyor özgüveni yok, ‘Ben bir şey yapamam, beceremem.’ diyor. Yahut da benlik algısı yüksek oluyor; ‘Var mı benden daha güzeli, en iyi benim, en üstün benim.’ diyen gururlu, kibirli tipler var. İşte onlarda narsistik kişilik özellikleri var. Mümkün olan benlik algımızın, benlik seviyemizin ve olmasını istediğimiz benliğin aynı seviyede olmasıdır. Özsaygı, kişinin o benlik algısının dengede olmasıdır. Özbeğeni ise kendini aynaya bakıp ‘Var mı benden daha güzeli?’ diyen, övünmeyi seven, alkışla beslenen, en büyük organı egosu olan narsistik kişilik özelliklerini ifade eder. Bunlarda aslında arka planda narsistik kırılganlık vardır. Kırılmaktan korktukları için kendilerini överek egolarını tatmin ederler, alkışla beslenirler.” ifadelerini kullandı.
“Stres ve krize üç türlü tepki var”
İnsanların stres ve kriz karşısında üç farklı tepki geliştirdiğini belirten Tarhan, psikolojik dayanıklılığın önemini anlattı. Tarhan; “Stres ve krize üç türlü tepki var. Birincisi sünger gibidir içine çeker ağlar ‘Ne olacak benim halim?’ diye yakınır, çöker ve herkese de bulaştırır. İkincisi teflon tiplerdir. Teflon tava kendisi yanmaz ama temas edeni yakar. Bu tipler de kendilerine bir şey olmaz ama karşı tarafı yakarlar, çıkarlarına göre manipüle ederler. Teflon tava çizilince çöptür. Bu kişiler de eleştiri anında müthiş öfkelenirler, narsistik kırılganlık diyoruz buna. O öfkenin tesiriyle de hata yaparlar. Üçüncüsü kauçuk tiplerdir. Bir olay esnasında esner, bir şey öğrenir, tekrar eski hâline gelir. Böyle olan kişiler için her olay yeni bir anlam yükler. Bir yakınını kaybetti, bir kaza oldu ‘Öldüm bittim.’ demek yerine o olayın fırsat boyutunu araştırır. Bu insanın kontrol edebileceği şey var, edemeyeceği şey var. Bunu bilmek müthiş bir bilgeliktir. Bunu bilen bir kimse hatasını orada görür, ‘Bu bana ne kazandırdı?’ der. Buna geliştiren travma diyoruz.” diye konuştu.
“En büyük organları egolarıdır”
Narsistik kişilik özelliklerinin temelinde kırılganlık bulunduğunu ifade eden Tarhan, bu kişilerin ilişkilerde manipülatif davranışlar sergileyebildiğini söyledi. Tarhan; “Narsistik karakterler kendilerini çok önemli ve üstün görürler. En büyük organları egolarıdır. Övgüyle ve alkışla beslenirler. Alkış olmadığı zaman kendilerini sudan çıkmış balık gibi hissederler. Narsist bir insanı eleştirdiğin an seni düşman görür insanları hemen ‘dostlarım’ ve ‘düşmanlarım’ diye ayırır. Çok iyi manipülasyon yaparlar, sömürürler. Hedefine ulaşmak veya egosunu tatmin etmek için karşısındakini aşağılar, yerin dibine batırır. Sonra da ‘Bunu ben senin iyiliğin için yapıyorum.’ der. Karşı tarafı değersizleştirip özgüvenini kırar ve bir köle-efendi ilişkisi kurmak ister. Bazen hedefine ulaşmak için mütevazı rolünü de oynarlar. Alkış alabilmek için o rolü bile oynar. Samimiyetsizdir ama samimiyet rolünü çok iyi yapar. Pasif agresif de gizli narsisizmdir aslında. Karşı tarafı kızdırır, bağırttırır ve bundan zevk alır buna narsistik beslenme diyoruz. Sen sinirlendikçe o tatmin olur. Seni ağlattıkça rahatlar, amacına ulaşmış olur. Seni manipüle etmeye hazır hâle getirir. Çok iyi sömüren tiplerdir. Kaotik ortamdan da beslenirler, karıştırır, oradan faydalanırlar. Narsistik bir insanla yaşamak zordur, empati yetenekleri de çok yoksundur.” dedi.
“Görünebilirlik kutsallaştı…”
Prof. Dr. Tarhan, dijitalleşmenin doğru kullanıldığında önemli fırsatlar sunduğunu, ancak sosyal medyanın amaca dönüşmesi hâlinde bireyleri sahte bir görünürlük arayışına sürükleyebileceğini ifade etti.
Tarhan; “Teknolojinin kendisi bizatihi tarafsızdır. Teknoloji bir araçtır. Dijitalleşme bir araçtır. Yapay zekâ bir araçtır. Sosyal medya mecraları da bir araçtır. Bu bizim amacımıza hizmet ederse bize faydalıdır ama amacınızı kaptırırsanız sosyal medyanın kölesi olursunuz. Bunun için sosyal medyayı kullanan kişinin günü planlaması, zamanı yönetebilmesi gerekir. Bir söz vardır ‘Vitrinler dolu, gönüller boş.’ Şu anda sosyal medyada görünüşte sahte gülüşler var, sahte eğlenceler var. Daha önce ‘Düşünüyorum, o hâlde varım.’ deniyordu, şimdi ‘Görünüyorum, o hâlde varım.’ oldu. Görünebilirlik kutsallaştı ama bu insanı sahte bir görünürlüğe itiyor. Beyin burada ucuz dopamin üretiyor. Sahte bir alkış alıyorlar beğeni ve övgüyle besleniyorlar. Övgü almadıkları zaman, beğeni olmadığı zaman müthiş kötü hissediyorlar. Dopamin beklentisi haz verir, ulaştığın zaman söner. Tatlı yemek gibidir beklentisi daha güçlüdür, sonrasında yeniden ister insan. Bu tarz hazlar kısa vadelidir. Buna alışan kimse bir müddet sonra normal alkışla tatmin olmaz. Bu sefer yapay tatmin yollarına girer keyif verici, uyarıcı, yasa dışı işlere yönelir ve onlarla tatmin olmaya çalışır.” şeklinde konuştu.
“Birlikte yenen sıcak yemek sayısı arttıkça ailede stres daha düşük oluyor”
Çocukların değişen dünyanın gerçeklerine göre yetiştirilmesi gerektiğini söyleyen Tarhan, aile içi iletişimin güçlendirilmesinde birlikte geçirilen zamanın önemine dikkat çekti. Tarhan; “Çocuklar bizim çocuğumuz değil zamanın çocuğu diye bilmek lazım. Onun için bu zamanı eskiyle hiç kıyaslamayalım. Çocuklarımızı bizim büyüdüğümüz çağa göre değil onların yaşayacağı çağa göre yetiştirin diyor Hz. Ali. Bakın, bunu bin 500 yıl önce söylüyor. Şimdi dijitalleşme bir gerçeklik. Matbaa insanlıkta nasıl dönüşüm yaptıysa, elektriğin bulunması nasıl bir devrim yaptıysa, yapay zekâ da böyle bir gerçeklik. Bunu kabul edeceğiz. Önemli olan dijitalleşmeyi ve yapay zekâyı olumlu yönde nasıl kullanacağımıza odaklanmak. Bu aile içindeki ilişkilere de ister istemez yansıdı. Mesela yemekte dört kişi oturuyorsa bir boş tabak koyun ve telefonları oraya bırakın. Çünkü birlikte yemek yemek aile bağlarını güçlendirir. Yemek sırasında sohbet etmek aileyi bir arada tutar. Stres ölçeklerinde sorulan sorulardan biri de ‘Ailede haftada kaç gün birlikte sıcak yemek yiyorsunuz?’ sorusudur. Sıcak yemek sayısı arttıkça o ailede stres daha düşük oluyor. Maalesef artık bizde de herkes dışarıdan söylüyor ve birlikte sıcak yemek kültürü giderek azalıyor.” diyerek sözlerini sonlandırdı.
Haftanın popüler haberleri
İngiltere, Romanya ve Fas’lı mobilyacılar İzmir'e demirledi
İngiltere, Romanya ve Fas’tan alıcılar İzmir’de Türk mobilya sektörüyle buluştu.
NVIDIA CEO'su Jensen Huang: Her şeyi bil. Her şeyi yap
NVIDIA ve Salesforce ortaklığıyla geliştirilen Koa duyuruldu. Jensen Huang ve Marc Benioff, yapay zekanın geleceği ve iş dünyasındaki rolünü açıkladı.
BTSO Başkan adayı Matlı'nın 2040 vizyonu
BTSO Başkan adayı Özer Matlı BTSO ONE, TechBridge Europe, BUTEKOM X, Bursa UstaTek ve BUTGEM Next projelerini duyurdu.
Palandöken: Akaryakıt zamları enflasyonu körüklüyor
TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, akaryakıt zamlarının vatandaşın ve ulaştırma sektöründeki esnafın üzerinde önemli bir yük oluşturduğunu belirtti.
Murat Nur Çolakoğlu, ABD'ye transfer oldu
Murat Nur Çolakoğlu, 1 Ekim itibarıyla ABD’de L’Oréal Grup bünyesinde Kampanya ve İçerik Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaya başlayacak.
BUSİAD, Momentum'a imza attı
BUSİAD Eğitim ve Gelişim Zirvesi yapıldı. Katılımcılar, ana teması Momentum olan etkinlikte keyifli, eğlenceli bilgi dolu zaman geçirdi.
Bakan Gürlek: İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine büyük darbe
Adalet Bakanı Akın Gürlek sosyal meda hesabından duyurdu: İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine büyük darbe vurduk!
Avrupa'nın en iyi işverenleri listesinde Türkiye'den 4 şirket
Avrupa’nın En İyi Küçük ve Orta Ölçekli İşverenleri 2026 listesi açıklandı. Listede Türkiye'den 4 şirket yer aldı.
Pfizer Türkiye, en çok çalışılmak istenen şirketlerden birisi oldu
Youth Awards 2026 kapsamında, Pfizer Türkiye "En Çok Çalışılmak İstenen Sağlık Şirketi" kategorisinde ikinci sırada yer alarak gümüş ödüle layık görüldü.
İnternetten kartlı ödemeler 923,9 milyar liraya ulaştı
Ağustosta internetten yapılan kartlı ödemelerin tutarı yıllık bazda yüzde 41 artarak 923,9 milyar liraya ulaştı.
Emniyet Genel Müdürlüğünde üst düzey görevden alma ve atamalar
Emniyet Müdürleri Kararnamesi 18 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı.
Net Global, Borsa'da NETGL koduyla işlem görmeye başladı
Net Global Endüstriyel Yatırımlar AŞ, Borsa İstanbul'da düzenlenen gong töreniyle "NETGL" koduyla işlem görmeye başladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yassıada Şehitlerini andı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ı rahmetle yad etti.
Finansal İstikrar Komitesi: Tedbirler alındı
Finansal İstikrar Komitesi, sermaye piyasalarındaki hareketlilik ana gündemiyle toplandı. Toplantı sonuç bildirgesinde "tedbirler alındı" mesajı verildi.
Kayseri Sanayi Odası 60. yaşını kutladı
Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) tarafından 60. Yıl Sanayi Gecesi düzenlendi. Gecede ayrıca Kayseri sanayisine değer katan firmalara ödülleri takdim edildi.
Dünya yatak sektörü IBIA EXPO’da buluştu
Uluslararası Yatak Endüstrisi Derneği (IBIA) ile Birleşik Fuarcılık’ın birlikte düzenlediği IBIA EXPO Fuarı 5. kez kapılarını açtı.
Tarfin, FB Basketbol takımlarının sponsoru oldu
Tarfin, Fenerbahçe Erkek ve Kadın Basketbol Takımlarının “İsim ve Forma Göğüs Sponsoru” oldu.
EGİAD ve DEGİAD üyeleri ticarette fırsat ve güven ağı kurdu
EGİAD, DEGİAD ev sahipliğinde gerçekleştirdiği Denizli programında üretimde dönüşümden yeni ticari bağlantılara uzanan kapsamlı bir iş birliği ağı oluşturdu.
BDDK, 135 personel alacak
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), 135 personel alımı yapacak.
EY Girişimci Kadın Liderler Programı 2026 başvuruları açıldı
EY Girişimci Kadın Liderler Programı başvuruları son günü 15 Kasım. Başvurular: https://www.ey.com/tr_tr/ey-turkiye-girisimci-kadin-liderler-programi
Egeli ihracatçılar Karadeniz’de güvenli koridor istedi
Egeli ihracatçılar, Karadeniz’de denizyolu nakliyesinin yapılabilmesi için güvenli koridor talebinde bulundu.
Formula1, Ekim 2027'de Türkiye'de!
2027 FIA Formula 1 Dünya Şampiyonası takvimi açıklandı. Türkiye, 1-3 Ekim 2027 tarihlerinde Formula 1 Turkish Grand Prix’e ev sahipliği yapacak.
10 kategoride Türkiye’nin en itibarlı markaları
MediaCat ve Veri Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen Gryphus İtibar Araştırmasının sonuçları açıklandı. İtibarın taşıyıcı kolonu kalite oldu.
Mark Weinstein’ın yeni adresi belli oldu
Weinstein, Target’ta Pazarlama Direktörü (CMO) ve Konuk Deneyimi Direktörü (Guest Experience Officer) olarak görev yapacak.
Teknosa CCO'su Mustafa Aşkım Akata oldu
Teknosa’da Mustafa Aşkım Akata Ticari Genel Müdür Yardımcısı (CCO) görevine atandı.
Tekstil Ürünleri PMI, Ağustos'ta 44,1’e geriledi
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye Sektörel PMI Ağustos 2026 sonuçları açıklandı. Tekstilde daralmanın merkezinde sipariş var: PMI 44,1’e geriledi.
İFM Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem WAIFC yönetimine seçildi
İstanbul Finans Merkezi (İFM) Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem, World Alliance of International Financial Centers’ın (WAIFC) Yönetim Kurulu’na seçildi.
BTSO Başkan adayı Matlı'dan BTSO yönetimine 34 kritik soru
BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, 60 bin üyenin merak ettiği 34 soruyu Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında resmi dilekçeyle mevcut yönetime ilettiğini açıkladı.
Asfat ve Keyvan'dan havacılıkta yerli veri projesi
Askerî Fabrika ve Tersane İşletme A.Ş. (ASFAT) ile KEYVAN Havacılık, askerî havacılık alanındaki veri ihtiyaçları konusunda iş birliği protokolü imzaladı.
Teknopark İstanbul Hasat'26 için başvurularda son günler!
Teknopark İstanbul Hasat'26 başvuruları için son gün 21 Eylül. 100 milyon TL'lik destek havuzu ve jüri sahnesi sunan yarışmaya başvuru adresi hasat.eventiqs.com
Türkiye'de e-ticaret hacmi 4,5 trilyon lirayı geçti
Türkiye'de e-ticaret hacmi 2025 itibarıyla 4,5 trilyon lirayı geçti.
Hindistan e-ticarette denetimi sıkılaştırıyor
Yeni tüketici koruma düzenlemeleriyle Hindistan e-ticarette denetimi sıkılaştırıyor
IGEXX 2026, 30 ülkeden 1050 şirketi buluşturdu
İstanbul Küresel E-İhracat Zirvesi, küresel pazaryerlerini, e-ticaret ekosisteminin önde gelen aktörlerini ve Türk şirketlerini İstanbul'da bir araya getirdi.
Ege'nin en iyi işverenleri hangi şirketler? Liste haberimizde
Great Place To Work tarafından 15 binden fazla çalışanın bildirimleri analiz edilerek hazırlanan Ege'nin en iyi işverenleri listesinde 12 şirket yer aldı.
GUHEM Lisesi'nin ilk zili yeni öğrencileri için çaldı
GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Fen Lisesi’nde ilk ders zili çaldı. Okulun açılış günü BTSO Yönetimi öğrenci ve öğretmenlerle birlikte oldu.
Elif Turan Usanmaz'a Pfizer'de bölüm direktörlüğü görevi
Pfizer Türkiye Ruhsatlandırma Direktörü Elif Turan Usanmaz oldu.
Akıllı fabrikaların olmazsa olmazı sensör teknolojisi
Telemecanique Sensors Pazarlama Müdürü Melisa Altuntaş Karanlık, akıllı fabrikaların yükselişinde güvenilir sensör teknolojilerinin önemine dikkat çekiyor.
Global oyun sektörü Mobidictum Conference 2026'da buluşuyor
7–8 Ekim’de İstanbul Lütfi Kırdar’da düzenlenecek Mobidictum Conference 2026; Türkiye ile global oyun sektörü arasında önemli bir buluşma noktası oluşturacak.
İş dünyasında yeni ünvan: Agent Boss
KobiAI Kurucusu Baran Kaya, yapay zeka çağında Agent Boss niteliklerini kaleme aldı.
HP, OmniBook bilgisayarını piyasaya çıkarıyor
HP, yeni nesil yapay zeka deneyimlerinin önünü açacak yeni OmniBook bilgisayarlarını duyurdu.