Yapay zeka, siber güvenlikte saldırganın elini güçlendiriyor

YZTD’nin CISO’larla yaptığı kapalı oturumun raporuna göre yapay zeka, saldırganı hızlandırırken kurumları ciddi bir yönetişim açığıyla baş başa bırakıyor.

Haber Giriş Tarihi: 05.11.2026 09:29
Haber Güncellenme Tarihi: 05.11.2026 09:35
https://www.dijitalhaber.com.tr

Yapay Zekâ ve Teknoloji Derneği (YZTD), “Yapay Zeka ve Siber Güvenlik” raporunu yayımladı. Rapor, 24 Haziran 2026'da DotsHub Çırağan’da 20'yi aşkın katılımcıyla düzenlenen kapalı oturumun bulgularına dayanıyor. Oturuma global holdinglerin ve büyük bankaların bilgi güvenliği liderleri (CISO), yapay zeka güvenliği alanında çalışan girişimlerin kurucuları, etik hacker geçmişine sahip akademisyenler ve YZTD yönetim kurulu üyeleri katıldı. Katılımcı görüşleri anonim tutuldu.

Raporun ana tespitine göre yapay zeka, siber güvenlikte zaten saldırgandan yana olan dengesizliği çok daha büyük bir boyuta taşıdı.

Saldırgan saniyeler içinde, savunma aylar sonra hareket ediyor

Katılımcılara göre kurumlar bir savunma ürünü alabilmek için aylar süren ihale, test ve bütçe onayı süreçlerinden geçiyor. Saldırganlar ise karanlık ağda otonom açık tarama araçlarını saniyeler içinde kiralayabiliyor. Raporda yer alan bir katılımcı görüşü bu farkı şöyle özetliyor: “Hackerlar yapay zeka destekli otonom saldırı araçlarını kullanmak için ihale süreçlerine veya bütçe onaylarına tabi değil; 45 dolara 1 milyon bot alabiliyorlar. Biz ise savunma ürünleri için bitmek bilmeyen kurumsal bürokrasiyle boğuşuyoruz. Bu asimetrik savaşta en büyük açığımız, güvenliğin değerini ancak “Musibet as a Service” (Musibet Hizmeti) başa geldiğinde anlamamızdır...”

Raporun derlediği uluslararası veriler de bu tabloyu destekliyor. Mandiant’a göre bir açığın duyurulmasından istismar edilmesine kadar geçen ortalama süre 2018-2019'da 63 gündü; 2023'te bu süre 5 güne indi. Google’a göre 2026'nın ilk sekiz ayında istismar edilen açıkların yüzde 62'si sıfırıncı gün açığıydı. Check Point’in incelediği VoidLink adlı zararlı yazılım çerçevesi, üç ekibin 30 haftada tamamlaması için planlanmıştı; ilk çalışan sürüm yapay zekanın yardımıyla bir haftadan kısa sürede ortaya çıktı.

Gölge yapay zeka: Görünmeyen veri sızıntısı

Raporda en sinsi risklerden biri olarak “gölge yapay zeka” öne çıkıyor. Bu kavram, çalışanların işlerini hızlandırmak için şirket verilerini, kodlarını ya da finansal tablolarını kurumun onayı olmadan herkese açık yapay zeka araçlarına yüklemesini tanımlıyor. Katılımcılara göre bu araçlar ağ seviyesinde engellense bile, çalışanların ekrandaki veriyi kişisel telefonlarıyla yapay zekaya sorabilmesi yasakları büyük ölçüde etkisiz bırakıyor.

Verizon’un 2026 verilerine göre kurumsal cihazında düzenli olarak yapay zeka kullanan çalışanların payı bir yılda yüzde 15'ten yüzde 45'e çıktı. Bu kullanıcıların üçte ikisi araçlara kurum dışı bir hesapla giriyor. IBM’in 2025 verilerine göre ise gölge yapay zekayı yoğun kullanan kurumlarda ihlal maliyeti ortalama 670 bin dolar daha yüksek.

13 saniyede milyonlarca lira

Oturumun en dikkat çekici vakası bankacılıktan geldi. Katılımcıların aktardığına göre sektörün en büyük iki bankasında yapılan canlı testlerde, mobil uygulamadaki yapay zeka asistanı komut enjeksiyonu (prompt injection) yöntemiyle yönlendirildi. Bu yolla yalnızca 13 saniyede milyonlarca lira başka bir hesaba aktarıldı ve bankanın dolandırıcılık ekipleri durumu fark etmedi. Rapora göre bu testin kamuya açık bir kaydı bulunmuyor; ancak aynı mekanizma uluslararası kayıtlı vakalarda görülüyor.

Yönetişim yalnızca KVKK’ya indirgenmemeli

Katılımcılar, Türkiye’de kurumsal yapay zeka yönetişiminin yalnızca KVKK uyumuna indirgenmesini stratejik bir hata olarak görüyor. Raporda, hata yapan bir yapay zeka asistanının hukuki ve finansal sorumluluğunun kimde olduğunun belirsiz olduğu vurgulanıyor: bilgi teknolojilerinde mi, insan kaynaklarında mı, uyum biriminde mi, yoksa iş biriminde mi? ISACA’nın 2026 anketine göre resmi ve kapsamlı bir yapay zeka politikası bulunan kurumların oranı yüzde 38'de kalıyor. Katılımcıların yüzde 56'sı ise bir güvenlik olayında yapay zeka sistemini ne kadar sürede durdurabileceğini bilmiyor.

Oltalama ve deepfake

Rapora göre üretken yapay zeka, oltalama saldırılarını neredeyse kusursuz hale getirdi. Hakemli bir deneyde, tamamen yapay zekanın yazdığı hedefli oltalama e-postaları uzmanların yazdıklarıyla aynı oranda, yüzde 54 tıklandı; kontrol grubunda bu oran yüzde 12'de kaldı. Hong Kong’da ise dolandırıcılar sahte bir görüntülü toplantıda şirketin finans direktörünü taklit etti ve bir çalışan yaklaşık 200 milyon Hong Kong doları aktardı.

“2030 sonrasında Siber Güvenlik kalmayacak”

Oturumun en radikal öngörüsü siber güvenliğin geleceğine dairdi: “2030 sonrasında bildiğimiz anlamda Siber Güvenlik kalmayacak; bunun yerini Karar Güvenliği (Decision Security) alacaktır.” Bu görüşe göre sistemleri koruyanlar da onlara saldıranlar da robotlar olacak. İnsanın ana rolü ise otonom ajanların aldığı kararların manipüle edilip edilmediğini doğrulayan bir “Noter” ya da “Karar Doğrulayıcı” olmak.

Raporun beş önerisi

YZTD raporu, kamuya ve özel sektöre beş öneride bulunuyor:

Dernek, 2026'nın son çeyreğinde bir Yapay Zeka Olay Müdahale Kılavuzu hazırlamayı planlıyor. Aynı dönemde Kritik Altyapılarda Yapay Zeka Güvenliği çalışma grubunun kurulması için de ilgili makamlara başvuracak. 2027'nin ilk çeyreğinde ise yönetim kurulu üyelerine yönelik bir Yönetici Siber Farkındalık Günü düzenlenecek.