Tedarikten milli tasarıma Savunma Sanayi Başkanlığı 41 yaşında

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı 41. kuruluş yıl dönümünü kutluyor.

Haber Giriş Tarihi: 07.11.2026 16:16
Haber Güncellenme Tarihi: 07.11.2026 17:11
https://www.dijitalhaber.com.tr

1985 yılında Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı olarak başlayan kurumsal yolculuk, 1989'da Savunma Sanayii Müsteşarlığına, 2018'de ise Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığına dönüşerek devam etti.

2002 öncesinde savunma sanayisi ihtiyaçlarının karşılanmasında 1990'lı yıllara kadar ağırlıklı olarak yurt dışından hazır alım, 1990'lı yıllarda ise ortak üretim modelleri öne çıkarken sonraki dönemde yerli tasarım ve özgün geliştirme esaslı tedarik yaklaşımı giderek güç kazandı.

Bu dönüşümün önemli dönüm noktalarından biri, 2004 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında gerçekleştirilen Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısı oldu.

SSB Başkanı Haluk Görgün, yaptığı açıklamada, 7 Kasım 1985'te temelleri atılan kurumun 41. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Türkiye'nin savunma ve güvenlik ihtiyaçlarının milli kabiliyetlerle karşılanması hedefi doğrultusunda katedilen mesafeyi değerlendirdi.

Savunma sanayisinde elde edilen başarıların güçlü kurumların, yetkin insan kıymetinin ve ortak çalışma kültürünün eseri olduğunu vurgulayan Görgün, “İşte 41 yılın hikayesi, bu iki tablo arasındaki büyük dönüşümün hikayesidir.” ifadesini kullandı.

Görgün, geçmişte savunma ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılamada dış kaynaklara bağımlı olan Türkiye'nin bugün bu ihtiyaçların büyük bölümünü kendi mühendislik ve üretim kabiliyetleriyle karşılayan, geliştirdiği çözümleri de dost ve müttefik ülkelerin kullanımına sunan konuma ulaştığını bildirdi.

41 yılda tedarikten milli tasarıma

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde özellikle son çeyrek asra yaklaşan dönemde savunma sanayisinde tarihi bir dönüşüm gerçekleştirildiğini belirten Görgün, 2002 yılında yüzde 20 seviyelerinde bulunan yerlilik oranının bugün yüzde 80'lerin üzerine taşındığına işaret etti.

İnsansız hava araçlarından milli savaş gemilerine, hava savunma sistemlerinden elektronik harp teknolojilerine kadar geniş yelpazede özgün kabiliyetler kazanıldığını vurgulayan Görgün, “Bir zamanlar yalnızca tedarik eden Türkiye'den bugün tasarlayan, geliştiren, üreten, entegre eden ve ihraç eden Türkiye'ye geldik.” değerlendirmesinde bulundu.

Dünyada örnek alınan özgün kurumsal model

SSB'nin 41 yıllık süreçte yalnızca savunma sistemlerinin tedarikini gerçekleştiren yapı olmaktan çıkarak teknoloji geliştirme, üretim, sanayileşme ve ihracat süreçlerini bütüncül biçimde koordine eden kuruma dönüştüğüne dikkati çeken Görgün, Başkanlığın kendine özgü kurumsal modelinin uluslararası düzeyde de ilgi gördüğünün altını çizdi.

Görgün, şunları kaydetti:

"Savunma Sanayii Başkanlığımız, yalnızca tedarik yapan bir kurum değil ihtiyaç makamlarını, kamu kuruluşlarını, özel sektörü ve üniversiteleri ortak hedefler etrafında buluşturan, AR-GE'den tasarıma, üretimden ihracata kadar bütün süreçleri koordinasyon içinde yürüten, dünyada benzerine az rastlanan özgün bir kurumsal yapıdır. Bugün bu modelimizin farklı ülkeler tarafından da örnek alınması, 41 yıllık kurumsal birikimimizin ve savunma sanayii ekosistemimizin ulaştığı seviyenin önemli bir göstergesidir."

"Hiçbir görev önemsiz, hiçbir emek görünmez değildir"

Savunma sanayisinde elde edilen kazanımların arkasındaki insan emeğine özel vurgu yapan Görgün, her başarılı projenin ihtiyaç analizinden tasarıma, sözleşme süreçlerinden testlere ve teslimata kadar çok sayıda çalışanın ortak gayretiyle hayata geçtiğini belirtti.

"Hiçbir görev önemsiz, hiçbir emek görünmez değildir." anlayışıyla hareket ettiklerini vurgulayan Görgün, savunma sanayisinde ortaya konulan başarının yalnızca teknolojik ürünlerden değil aynı hedef doğrultusunda çalışan binlerce insanın bilgi, tecrübe ve emeğinden güç aldığını kaydetti.

Güçlü kurumların adil ve sürdürülebilir çalışma kültürleriyle geleceğe taşınabileceğini vurgulayan Görgün, Başkanlığın 41 yıllık birikiminin gelecek nesillere daha güçlü biçimde aktarılmasının ortak sorumluluk olduğunun altını çizdi.

Başkanlığın kuruluş yıl dönümünü kutlayan Görgün, tam bağımsız savunma sanayisi hedefine daha güçlü, daha büyük başarılarla ve ortak çalışma anlayışıyla ilerlemeyi sürdüreceklerini belirtti.

62 projeden yaklaşık 1500 projeye

Savunma sanayisinde yaşanan dönüşüm, sektörün ekonomik büyüklüğüne, teknolojik altyapısına ve insan kaynağına da yansıdı.

2002 yılında 56 firmanın faaliyet gösterdiği ve 62 projenin yürütüldüğü savunma sanayisi ekosisteminde bugün 4 binin üzerinde firma faaliyet gösterirken proje sayısı yaklaşık 1500'e ulaştı. Aynı dönemde 5,5 milyar dolar seviyesinde bulunan toplam proje hacmi, ihale aşamasındakiler de dahil olmak üzere 100 milyar doların üzerine çıktı.

Sektörün 2002 yılında yaklaşık 1,1 milyar dolar olan cirosu 25 milyar dolar seviyesine yükselirken yıllık AR-GE harcamaları da 49 milyon dolardan 3,5 milyar doların üzerine taşındı.

Büyüyen proje portföyü ve üretim kapasitesi, nitelikli istihdamı da artırdı. 2022 yılında yaklaşık 81 bin olan sektör istihdamı 135 bini aşarken 2028 yılına kadar 158 bin kişilik istihdama ulaşılması hedefleniyor.

İhracatta 40 katlık büyüme

Savunma sanayisinde geliştirilen milli kabiliyetler, Türkiye'nin ihracat performansına da yansıdı.

2002 yılında 248 milyon dolar seviyesinde bulunan savunma ve havacılık ihracatı, 2025 yılında 10 milyar 54 milyon dolara ulaşarak yaklaşık 40 kat arttı.

2026 yılında da artışını sürdüren sektör, ekim ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 61 büyümeyle 1 milyar 140 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Yılın 10 ayında 8 milyar 50 milyon dolara ulaşan ihracat, ekim sonu itibarıyla son 12 aylık dönemde 11 milyar 357 milyon dolara yükseldi.

Son 14 yılda gerçekleştirilen savunma ve havacılık ihracatı, 2026 yılı ekim sonu itibarıyla yaklaşık 55 milyar dolara ulaştı. Bunun 30 milyar doları aşkın bölümü, 2023-2026 dönemini kapsayan son 4 yılda kaydedildi. Böylece bu 4 yılın toplam ihracattaki payı yüzde 55'i aştı.

Türk savunma sanayisi ürünlerinin NATO üyesi ülkeler başta olmak üzere yüksek kalite ve teknoloji standartlarının arandığı pazarlarda tercih edilmesi, sektörün uluslararası konumunun güçlenmesini sağladı.