Hakan Kara ve Gülru Gezer'den BTSO'da savaş konferansı

BTSO toplantısında Ekonomist Hakan Kara ve Emekli Diplomat Gülru Gezer, Orta Doğu’da yaşanan savaşın siyasi ve diplomatik, ekonomik etkilerini değerlendirdi.

Haber Giriş Tarihi: 02.04.2026 13:29
Haber Güncellenme Tarihi: 02.04.2026 13:29
https://www.dijitalhaber.com.tr

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) çatısı altındaki 70 meslek komitesini buluşturan Müşterek Meslek Komiteleri Toplantısı ile Mart Ayı Meclis Toplantısı, BTSO Ana Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. Toplantıda Emekli Diplomat Gülru Gezer, Orta Doğu’da yaşanan savaşın siyasi ve diplomatik etkilerine ilişkin bir sunum gerçekleştirirken, Ekonomist Hakan Kara da küresel gelişmelerin ekonomi üzerindeki yansımalarını değerlendirdi.

Prof. Dr. Hakan Kara, küresel ekonomide artan belirsizliklerin ekonomi politikaları açısından en zor dönemlerden biri olduğunu belirterek, bu süreçlerin öngörülebilirliği azalttığını söyledi. Ekonomik programların uygulanması sırasında yalnızca doğru politikaların değil, aynı zamanda uygun küresel koşulların da önemli olduğuna dikkat çeken Kara, mevcut planlamaların büyük ölçüde olumlu senaryolara göre yapıldığını ifade etti. Son dönemde yaşanan savaşın ise bu dengeleri zorlaştırdığını vurguladı. Küresel gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini değerlendiren Kara, Türkiye’nin dinamik ve çevik bir özel sektöre sahip olduğunu, bu sayede şoklara uyum sağlama kapasitesinin yüksek olduğunu dile getirdi. Ancak bu tür küresel şokların kaçınılmaz olarak ekonomik etkiler oluşturacağını belirten Kara, büyümede yavaşlama, dış açıkta artış, enflasyon ve işsizlikte yükseliş beklendiğini söyledi.

İşletmelere Nakit Akışı Uyarısı: Kara, talebin güçlü tutulması yönünde ısrar edilmesinin daha büyük sorunlara yol açabileceğini ifade ederek, gerekli önlemlerin erken alınmasının önemine işaret etti. Bu süreçte dış açığın yakından izlenmesi gerektiğini vurgulayan Kara, krediye erişimin zorlaştığını ve faizlerin yüksek seyrettiğini, bu nedenle talep ve kredi büyümesinin baskılanacağını belirtti. Hane halkının genel olarak sakin bir tutum sergilediğini ifade eden Kara, dövize yönelik panik hareketlerinin daha çok yabancı yatırımcılardan geldiğini söyledi. Yerleşiklerin panik yapmaması gerektiğini vurgulayan Kara, kurun kontrol altında tutulmaya çalışıldığını ve faizlerin artırıldığını kaydetti. Rezervlerin ise dikkatle takip edilmesi gereken önemli bir gösterge olduğunu belirtti. Reel sektör için uyarılarda da bulunan Kara, işletmelerin özellikle nakit akışını iyi yönetmesi gerektiğini ifade etti. Artan maliyetlerin aynı oranda fiyatlara yansıtılamayabileceğini ve bu durumun kâr marjlarını daraltabileceğini belirten Kara, döviz açık pozisyonuna karşı da dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Dövizle borçlanmanın cazip görünse de riskli hale geldiğine dikkat çekti.

“Küresel İstikrarsızlıkta Trump Etkisi” Emekli Diplomat Gülru Gezer, küresel ölçekte artan istikrarsızlıkların hem siyasi hem ekonomik açıdan yeni riskler doğurduğunu belirterek, sürecin yönünün öngörülemez hale geldiğini söyledi. Jeopolitik risklerin doğası gereği tahmin edilmesi ve yönetilmesinin zor olduğuna dikkat çeken Gezer, bu kırılgan yapının yalnızca bugüne ait olmadığını vurguladı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası sistemin, yeni bir küresel savaşın önüne geçmek amacıyla inşa edildiğini hatırlatan Gezer, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere birçok küresel ve bölgesel yapının bu süreçte ortaya çıktığını ifade etti. ABD’de Donald Trump etkisinin de mevcut dalgalanmada önemli rol oynadığını belirten Gezer, bu gelişmelerin arkasında stratejik hesapların bulunduğunu dile getirdi.

“Türkiye Enerji Hub’ı ve Transit Geçiş Güzergahı Olabilir” Enerji boyutuna da değinen Gezer, Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji arzı açısından kritik önemde olduğunu söyledi. Günlük yaklaşık 2 milyon varil petrolün bu hat üzerinden taşındığını ve dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin buradan geçtiğini belirten Gezer, geçişlerin aksamasının özellikle Asya ülkelerini ve Çin’i doğrudan etkilediğini kaydetti. Bölgede yaşanan gerilimin deniz trafiğini ciddi şekilde yavaşlattığını, bekleyen gemi sayısının 2 bine ulaştığının ifade edildiğini aktaran Gezer, İran’ın askeri kapasitesinin sınırlı olduğunu ancak füze, drone ve boğazı kapatma gibi asimetrik araçlara sahip olduğunu ifade etti. Artan gerilimle birlikte enerji fiyatlarının yükseldiğini ve bunun küresel piyasalara olduğu kadar ABD iç piyasasına da yansıdığını söyledi. Türkiye açısından olası fırsatlara da değinen Gezer, enerji ve ticaret koridorlarının çeşitlendirilmesi arayışının hız kazandığını belirtti. Bu kapsamda Kerkük–Ceyhan hattının yeniden devreye alınmasının ve Kalkınma Yolu Projesi gibi girişimlerin önemine işaret etti. Türkiye’nin bir enerji merkezi (hub) ve transit geçiş güzergâhı olma potansiyelinin öne çıktığını vurguladı.

Siyasi ve Ekonomik İstikrar ile Askeri Caydırıcılık Vurgusu: Belirsizlikler karşısında Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarını koruması ile askeri caydırıcılığını güçlendirmesi gerektiğini belirten Gezer, uluslararası sistemin tamamen çökmemesi için orta ölçekli güçlerin daha fazla sorumluluk alması gerektiğini ifade etti. Bölgesel ittifakların önemine dikkat çeken Gezer, terörle mücadelede kararlılık ve istikrarsızlığa karşı “sıfır tolerans” yaklaşımının sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Diplomasinin özellikle kriz ve savaş dönemlerinde daha da kritik hale geldiğini vurgulayan Gezer, çatışmaların önlenmesi için erken ve etkin diplomatik girişimlerin şart olduğunu belirtti. Dünyanın artık 1990’ların düzeninden uzaklaştığını ifade eden Gezer, orta ve uzun vadeli stratejiler geliştirilmesinin kaçınılmaz olduğunu sözlerine ekledi.