Bugün iş yapmanın sürekli yeni biçimlerini keşfediyoruz

Beko Veri ve Yapay Zekâ Direktörü Sevgi Çakmak: "Bugün iş yapmanın sürekli yeni biçimlerini keşfediyoruz" açıklamasında bulundu.

Haber Giriş Tarihi: 29.01.2026 00:20
Haber Güncellenme Tarihi: 29.01.2026 00:20
https://www.dijitalhaber.com.tr

İstanbul Sanayi Odasının Meclis Toplantısında düzenlenen panelde “Yapay Zekânın İş Gücü Piyasasına Etkileri: Fırsatlar ve Riskler” konusu tartışıldı.

Beko Veri ve Yapay Zekâ Direktörü Sevgi Çakmak, panelde yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Dünya sürekli bir dönüşüm içinde. Ve bu dönüşüm yalnızca teknolojide değil; düşünme biçimlerimizde, çalışma alışkanlıklarımızda ve değer üretme yöntemlerimizde yaşanıyor. Bugün iş yapmanın sürekli yeni biçimlerini keşfediyoruz. Bu noktada yapay zekâ odaklı çözümler, sadece bir araç değil; iş yapış biçimimizi kökten dönüştüren bir kaldıraç hâline gelmiş durumda. Geçmişte belirli bir verimlilik seviyesine ulaşmak yıllar alırken, bugün bu eşik çok daha kısa sürede aşılabiliyor. Bu da bireylerin çok daha erken aşamada değer üretmeye başlamasını sağlıyor. Sonuçta yalnızca hız değil; kişisel performans da ciddi biçimde güçleniyor. Bu dönüşüm yalnızca bireysel düzeyde kalmıyor. Şirketler de yapay zekâ destekli süreçleri kullanarak operasyonlarını daha verimli hâle getiriyor. Karar alma hızlanıyor, hata payı azalıyor, kaynak kullanımı daha akıllı bir noktaya taşınıyor. Bu kapsamda satın alma davranışları da değişiyor. Bireylerin hayatlarındaki öncelikler, beklentiler ve alışkanlıklar dönüşüyor. Ve bu değişim, şirketlerin davranışlarını da doğrudan etkiliyor. ”

Ziraat Teknoloji Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Bayram Tuzcu, yaptığı konuşmada şöyle konuştu:

“Bugün yapay zekâyı konuşurken, onu sanki hayatımıza yeni girmiş bir kavram gibi ele alıyoruz. Oysa makine öğrenmesi, risk analizi ve veri temelli karar mekanizmaları uzun süredir iş yapış biçimlerimizin bir parçasıydı. Farklı olan ise son dönemdeki gelişmelerle birlikte bu teknolojilerin erişimi, hızı ve etki alanı dramatik biçimde genişlemesi. Artık yapay zekâ yalnızca belirli ekiplerin ya da teknik uzmanların kullandığı bir araç değil. Biz kendi organizasyonumuzda, 500’ün üzerinde tasarımcının günlük iş akışlarında yapay zekâdan aktif olarak destek aldığını görüyoruz. Bu, yalnızca bir teknoloji kullanımı değil; üretme, düşünme ve değer yaratma biçiminin dönüşümü anlamına geliyor. Burada asıl kritik nokta, yapay zekânın insanın yerini alması değil; insanın beceri setini genişletmesi. Biz yapay zekâyı, çalışanlarımızın yetkinliklerini derinleştiren, karar kalitesini artıran ve ortaya koydukları çıktının katma değerini yükselten bir kaldıraç olarak konumlandırıyoruz.”

Eczacıbaşı Holding Bilgi ve İletişim Sistemleri Grup Başkanı Hilmi Koçak, panelde özetle şu konulara değindi:

Bugün iş alanında pozisyon sayısında bir artış beklentisi var. Ama bu artışı yalnızca “daha çok insan” üzerinden değil, verimliliği nasıl tanımladığımız üzerinden okumamız gerekiyor. Çünkü verimliliğin bireysel ve kurumsal olmak üzere iki ayrı boyutu var. Ve bunlar aynı şey değil ama birbirlerini besliyorlar. Kurumsal verimlilik çoğunlukla teknoloji ve süreçten geliyor. Sistemleri iyileştirirsiniz, akışı hızlandırırsınız, maliyeti düşürürsünüz. Ama esas verimlilik, işi yapay zekâyı merkeze alarak baştan tasarladığınızda ortaya çıkıyor. Eğer bireysel verimliliği esas alarak tasarlarsanız, insanın iş yapma biçimi dönüşüyor. Bugün bizim yapmaya çalıştığımız şey, bu ikisini birbirinden ayırmadan, birlikte ele almak. Yapay zekâ artık bir teknoloji konusu olmaktan çıktı. Bu bir yetenek stratejisi dönüşümü haline geldi. Ve bu dönüşüm üniversiteden sonra başlayan bir süreç değil; tabiri caizse beşikten başlıyor. Artık yapay zekâ deneme aşamasında değil. Entegrasyon aşamasında. Ve bu entegrasyon, önümüzdeki dönemde hızlanarak artacak.”

SabancıDX Genel Müdürü Mehmet Fırat da şu yorumlarda bulundu:

“Bugün içinde bulunduğumuz dönüşüm sürecinde şunu net biçimde söylemek gerekiyor: Bu yolculuk ne yalnızca yetkinlikle ne sadece yetenekle ne de tek başına teknolojiyle yürütülebilir. Üçünü birlikte ve doğru biçimde ele almak zorundayız. Çünkü yapay zekâ ile yaptığımız en küçük iyileştirme bile, iş süreçlerinde verimliliği katlanarak artırıyor. Küçük dokunuşlar, beklenmedik ölçekte değer üretiyor. Enerji tarafına baktığımızda ise tablo daha da karmaşıklaşıyor. Bir yandan yeşil enerjiye geçmemiz gerekiyor; diğer yandan bu enerjinin doğası gereği yönetimi zor oluyor. Güneşin ne zaman ve ne kadar üretim yapacağı belli değil, rüzgâr da aynı şekilde. Depolama ise hâlâ en büyük zorluklardan biri. İşte tam bu noktada, bu karmaşık denklemi yönetmenin en rasyonel yolu yapay zekâdan geçiyor. Planlama, tahminleme ve optimizasyon ancak bu araçlarla mümkün hale geliyor. Türkiye açısından baktığımızda ise yetenek gelişimi kritik bir eşikte duruyor.”